insan yokluğuna alıştığı kişiyi tekrar hayatında istemezmiş,
inanmazdım.

insan yokluğuna alıştığı kişiyi tekrar hayatında istemezmiş,
inanmazdım.
his tarif etmekte çok kötüyüm ama bazen içimde sıkışan şeyler çok fazla geliyo
B U K A F A
B U N C A D Ü Ş Ü N C E Y İ
K A L D I R A M I Y O
üstünü örttüğünüz birinin cenazesine katılmadan dünyayı anlayamazsınız.
yalan söylediğini adım gibi bildiğim halde her seferinde ona inandım.
bu güzel bir seviş, kötü bir aldanış.
Ölmek sorun değilde , hani mezarıma gelirsen kalkıp sarılamamak koyar bana.
Düşsen düşerim de, düşsem kaldırmazsın.
bütün yaralarına o sebep olmuş ama gelip sarılsa geçecekmiş gibi.
Dünya’nın en büyük yüküdür; Aklı sende olmɑyɑnı, ısrarla yüreğinde taşımak.
benden aldıkların neden benden fazla
“seninle dikili bir tuğlamız bile yok ama gel gör ki en büyük yıkımı biz yaşamışızdır.”
adım atsam sanki düşeceğim gibi. mecalim kalmadı hiçbir şeye. öylece duruyorum sadece. öylece durunca da yorulabiliyormuş insan.
ama insan, kafasına intihar fikri girdikten sonra bence ölü sayılır.
Siktir et beni, başım omzuna ağır gelir.
kırılıyorsun, üzülüyorsun, bu sorun değil, ben yine olduğum yere dönerim ama senden umudunu alıyorlar, bu zor. hatta bu en zoru.
maybe i should give up on you
Bir kimseyi unutmaya çalışmak onu daha fazla hatırlamak değil de nedir ki?