THUNDERRRR
THUNDERRRR
Sene 2013, yaz tatildeyiz. Tumblr'ın yeni yeni yaygınlaştığı dönemler. Tumblr'da anlaşıp Facebook'ta bir sohbet grubu açıyoruz. Aysel dahil 7 kişiyiz grupta. Kahkahalar, muhabbetler almış başını gidiyor. Birgün canım sıkkın gruba hiç bakmıyorum, özelden Aysel mesaj atıyor neyin var, iyi misin diye. Oradan başlıyoruz konuşmaya. Ailesiyle sorunları var, babası o daha küçükken ölmüş. Söz veriyorum kendime bu kızı üzmeyeceğim, üzenleri döveceğim. Çocukluk aklı işte korumaya çalışıyorum kendimce. Okul başlıyor, aramız açılacak diye ödüm kopuyor. Yalvar yakar telefon aldırıyorum bizimkilere okulda sıra altından mesajlaşmaya devam ediyoruz. Böyle böyle birlikte büyüyoruz aynı zamanda kalbim büyüyor, kalbimde o büyüyor. Karanlıktan korkar o evlerinde elektrik kesilir beni arar, ışıkları kapatırım birlikte korkarız öyle bi sevgi bendeki. 2015 yılında annesiyle birlikte Mersin'e tatile geldi. Giydim en güzel gömleğimi, saçlarımı sevdiği gibi taradım koyuldum yola. Yemin ediyorum hayatımda gördüğüm en güzel insan oydu. Esmer teni, mavi gözleri vardı. Sanat eseri gibi duruyordu. Bir kere yanağından öptüm, sımsıkı sarıldım. O 8 saat ömrüme 10 yıl ekledi. Neyse bir hafta kaldı sonra geri döndü, o süre zarfında bir daha buluşmadık. İnceden yanığım ama söyleyemiyorum benden gider diye. Birgün onun Tumblr hesabına girdim kendime ilan-ı aşk ettim. Görünce sinirlenmiş, engelledi beni. Aradım yalvar yakar engeli kaldır dedim. Bidaha beni sinirlendirmeyeceksen kaldırırım dedi. Söz dedim, anlaştık eve gidince kaldırcam dedi, kapattık. O gün yolda araba çarpmış, olduğu yerde ölmüş. 10 gün sonra öğrendim, o süre zarfında telefonu kapalıydı hiçbir şekilde ailesiyle iletişime geçemedim. Çok ağladım, çok korktum ama öleceğine ihtimal vermedim. 10. günün sonunda dayanamadım çıktım gittim İstanbul'a. Okulunu biliyordum okuluna girdim tüm sınıfları tek tek dolaştım. Ayseli, Aysel'imi arıyordum. Bi sınıfa sorduğumda herkes durdu kaldı öyle. Öğretmen çıkarttı beni dışarı o artık yok dedi, sonrasını hatırlamıyorum. Revirde kendime geldim, okulu bıraktı ailesi sorun çıkarıyor falan diye düşünüyorum hala. Sınıfına gittim ufak tefek bir kız vardı çok sağolsun beni Aysel'in evine götürdü. Yolda ağzımızı bıçak açmıyor. Var bi ağırlık üstümüzde ama nereden bileyim abi Sevdiğimin toprak altında olduğunu. Vardık evine kız bıraktı beni gitti. Annesi açtı kapıyı buyur evladım dedi. Merhaba teyzecim ben Aysel'in arkadaşıyım Mersin'de görüşmüştük, haber alamadım merak ettim Aysel'i dedim. Kadın bana baktı hiçbir şey söylemeden, gözlerinden yaş aktı. o an anladım Aysel'imin göçüp gittiğini. Aldı beni mezarlığa gittik. O yolu nasıl yürüdüm, nasıl nefes aldım hiç bilmiyorum. Hiçbir yok o kadar uzun gelmedi bana. Vardık mezarlığa, çiçeğimi koymuşlar toprak altına başucuna da tahtadan ismini çakmışlar. O korkardı karanlıktan, o sevmezdi soğukları, tiksinirdi böceklerden. Kaç kere öptüm toprağını, kaç kez bağırdım bilmiyorum. Hep babası gibi olmaya çalışmıştım, babasının yanına gömmüşler Meleğimi. Çok özlüyorum onu, yanımdan ayrılırken çocukluk tokasını tutuşturmuştu avuç içime, hala saklarım. Ondan geriye kalan tek şey bu. Toprağından aldım bir avuç, başucumda kavanozda saklıyorum. Onu her özlediğimde açıp koklarım, olmadı gider mezarında yatarım. Çok özledim arkadaşlar onu, içimde hep bir pişmanlık kaldı. Sevdiğiniz varsa geç olmadan söyleyin. Yoksa benim gibi toprağına sarılıp, mezar mermerine gözyaşı dökersiniz.
Credit: we heart it



