herkes gider perdeler çekilir ışıklar söner, benim aklim yüzünü sevmekte kalır.
YILDIZLARA BAAAKKKK
Arkadaslarımın bana güveninin mesajlara yansıyısı
şimdi sana çok özledim desem,
vereceğin cevabı bilmiyorum.
ama çok özlüyorum.
anlatılır hal değil inan.
yazamıyorum,
arayamıyorum,
sarılamıyorum,
hiç öpemiyorum.
fakat öyle özledim ki,
yer gök şahit,
herkes üzülüyor...
yaz akşamlarında esen rüzgarla her şey halledilir hissi
Dürüst olduğum için birilerini kaybediyorsam hiç üzülmüyorum. Yalanlarla dolu bir dostluk, ilişki istemiyorum
Gidenler fotoğrafta kalıyor, fotoğrafta kalanlarda
Artık tüm sözler anlamını yitirmeye başladı
şimdi sana çok özledim desem,
vereceğin cevabı bilmiyorum.
ama çok özlüyorum.
anlatılır hal değil inan.
yazamıyorum,
arayamıyorum,
sarılamıyorum,
hiç öpemiyorum.
fakat öyle özledim ki,
yer gök şahit,
herkes üzülüyor...
Biliyorsun sana olan hislerimi uzun yazılarla anlatmayı severim. Ama bu sefer diğer yazılarımdan daha buruk bir şekilde yazıyorum bunları. Bir yarım eksik. Sana yuvam demiştim. İnsan yuvasını terk edemez çünkü. Ama bir yuva bir insanı terk edebilirmiş. Bir anda girdin hayatıma. Bir anda aydınlattın her yeri. Hiç bilmediğim bir boşluk varmış kalbimde. Ve sen o boşluğu doldurmuşsun. Yetmemiş kalbimde krallık kurmuşsun. Her anımı seninle paylaşmak için can atıyordum. Sırf sana anlatabilicek bir şeylerim olsun diye anılar biriktirmeye çalışıyordum. Seni güldürmek için çocukca şeyler yapıyor, kimseye göstermediğim o sıcak tarafımı sana gösteriyordum. İltifatların, espirilerin, şebekliklerin, editlerin ve hatta sinirli halin bile hoşuma gidiyordu. Beğendiğin videoları bana atmanı çok seviyordum çünkü keşfetimde bana attığın videolar çıkınca keşfetimiz aynı diye seviniyordum. Sırf seninle konuşabiliceğimiz ortak noktamız olsun diye ebo ve eray izlemeye başlamıştım (tabi baktım baya sarıyo) her anım seninle geçsin, hep sen ol, sürekli herkese seni anlatim istiyordum. Kurstan çıkmak için acele ederdim bir an önce konuşabilmek için. Çok özlüyordum çünkü seni. Nerden bilebilirdim ki sonrasında daha çok özliceğimi ama yinede seninle konuşamicağımı? Nerden bilebilirdim ki senin ilk ruhuma anlam katan kişi olup sonrasında ruhumu yaralayan kişi olucağını? Nerden bilebilirdim ki hayatıma bir anda girdiğin gibi bir anda çıkıcağını? Gözlerim dalmış bir şekilde seni düşünürken buluyorum kendimi. O an fark ediyorum gözlerimin dolduğunu. Oysa ki eskiden aklıma geldiğinde gülümsemeden edemezdim. Kendime sürekli senin bana dediklerini tekrar ediyorum ki alışayım dediklerine. Artık acıtmasın canımı, sürekli seni özlerken bulmim kendimi. Ama olmuyor. O içimde ki çocuk bir köşede saklanmış ve hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Seni özlediği için ağlıyor. Onu yaraladığın halde o sana sarılıp huzurlu hissetmek istiyor. Hani bana hep “bir gün katil olursam….” Diyip öyle bir durumda neler yapmam gerektiğini söylüyordun ya ben kendimi öyle bir ihtimale hazırlamıştım sırf senin dediklerini yapabilmek için. Ama ruhumu öldürdüğün için katil olucağını hiç düşünmezdim. Ve garip olan ney biliyor musun? Ruhumu öldürdüğün halde benim yine adın geçince gözlerimin dolması. Ya amk olmuyor hep bir parçam eksik kalıyor sen olmayınca. Sen beni tamamlayan o yapboz parçasıymışsın. Hep eksik sensiz bir yanım. Artık hep eksik bir parçam. Önemli değilmiş gibi davranmaya çalışıyorum ama olmuyor gözlerim dolmadan duramıyorum. Konuşurken sürekli sesim titriyor. Sen gittiğinden beri her şey altüst oldu. Sana en ihtiyacım olduğu anda gittin. Bu ne kadar ağır bir şey biliyor musun? Kalkamıyorum altından. Yanımda olup en azından “boşver ya” bile desen yeterdi bana. Çünkü sevgini hissettiremediğini bilirdim. Sadece yanımda olmanı istedim sadece bu ya. Bu bu kadar zor muydu gerçekten? Bu kadar mı hak etmiyordum sevgini? Düştüğümde elimden tutup kaldırmasan da en azından yanımda dursaydın bari. Eskiden “bir gün aramız bozulsa da moralimizi bozan bir şey olursa birbirimize yazalım” diye söz vermiştik birbirimize. Sana çok ihtiyacım var. Hiçbir şey yolunda gitmiyor. Ailemle bile aram bozuk. Artık eskisi gibi çocukça davranmıyorum. Eskisi gibi neşem yok. Sadece senin yanımda olmanı istiyorum gün boyu. Ama olmuyor işte. Ben sürekli ağlıyorum ve sen yoksun. Beni kocaman bir karanlığın ortasında bırakıp gittin ve ben peşinden gelemiyorum öyle bir kaçıyorsun ki benden. Kimse için ağlamam diyen ben reels izlerken “Querencia” kelimesini gördüm diye hüngür hüngür ağladım. Tek o kelime bile içimde kocaman bir yangın oluşturdu. Kendime kızıyorum sana bu kadar değer verdiğim için ama geri dönsen ben yine affederim. Elimde değil yapamıyorum sensiz. Çok bağladım sana. Çok seviyorum seni. Ve çok özlüyorum seni. Lütfen geri dön artık. Umarım bu ayrı geçen son gecemiz olur. Benden uzakta olsan da yinede iyi geçsin gecen. İyi geceler vernem nidahen
Arkadaslarımın bana güveninin mesajlara yansıyısı
Gidenler fotoğrafta kalıyor, fotoğrafta kalanlarda
Bir şey var, adını koyamadığım. Kırılmaktan öte, parçalanmak gibi. Toplamaya çalıştıkça dağılıyorum. Bir şey var, halledemiyorum.
sana söz bir bahar akşamı birbirimize bakıp güldüğümüz siyah beyaz bir fotoğrafımız olacak
Çok yarım kaldık sevgilim
Bazı insanlar çok iyi gelir. Evinde gibi hissedersin. Ama sonra o insan gider. O ev soğur. Ev aslında soğuktur. Herkes ev olabilir ama herkes yuva olamaz. İnsan evini terk edebilir. Ama insan yuvasını terk edemez. Yuva soğumaz. Yuva yıkılmaz. Bana ev olucak insanlar değil, bana yuva olucak insanlar lazım.
Çok yorgunum ve başım dizlerini istiyor.
Böyle hayatın amına koyim
