Tavırlarım biraz size aykırı
hissizlesmenin silahim olabilecegini bilmiyordum
I want you. Nothing else. just you.
I love your voice and your laugh a lot
Sometimes home is a person, and that is you.
Being called ”my love” by that specific person hits differently.
Yorulduğumu hissettiğim anda gözlerinde dinlenmek. Yağmurlu ve kapalı bir havada içim daralırken aklıma gelişin ve günümün aydınlanışı. Ya da ne bileyim bir tebessümünü görmek için gece yarısı yollara düşmek, yolda hayallere dalmak. Sana yenilmek ve bu yenilgiyi kolayca kabul etmek, en güzel yenilgi olduğunu bilmek. Bir de avuç içlerinde hayatı bulmak, orada kalmak istemek. İşte belli olmuyor, bu sevginin günün hangi vakti insanı konuşturacağı.
bazı insanlar evine dönmüş gibi hissettirir. her şey yerli yerindeymiş, senin kurulu düzenin buymuş ve hep oranın özlemini çekmişsin gibi.
Nereye varsan, varamadığın yerdesin. Burası dünya; garipsin,hasretsin, gurbettesin.
boynun en çok ellerim üzerindeyken güzel
inan ki seninleyken nerde ve nasıl olduğum hiç fark etmez
...and then, I have nature and art and poetry, and if that is not enough, what is enough?
Vincent van Gogh
kafamda dönenlerle ağzımdan çıkanlar bir değil. keşke beni tanısaydınız. keşke, gerçekten.
dudakların yakışır, dudaklarıma




