öpsene, çiçek açsın tüm yaralarım.
sarmaş dolaş olalım seninle
birini hayatımdan silersem tam siliyorum ama silene kadar yaşadığım ikilemlerin haddi hesabı yok
eve giderken yolu uzattı, belli ki bir derdi var.
sana geldim, kapın kırıktı. duvarların birbirine çok yakındı. sana geldim, dört köşeli bir parantezin içinde kayıptım. kartlarımı açtım, gözünün içine baktım, bir şeyler söyledin, yalandı. ne söylersen söyle sana güveneceğim ortadaydı. gitmekten bahsettin, gitmekten bahsettin, gitmekten bahsettin, aklım almadı. duran bu kadar yalanın içinde bu kadar gerçek gidebilen tek şey sen olabilirdin, aklım durur mu, başımda kalmadı. senin için kıyafetler bakmıştım, yemekler bakmıştım, denizler bakmıştım, yollar bakmıştım, fallar bakmıştım, senin gözlerinle aynalara bakmıştım. sen benim babaannemin başörtüsüne yapışık sakızdın. sen benim alışveriş yapmadığım halde selam verdiğim bakkal amcaydın, sen çaldığım ilk yüzüktün, kırdığım ilk bardaktın, takımı bozduğum için annemden yediğim ilk dayaktın, sen doksan birinci dakikada yediğim goldün, kendimden gizli gizli içtiğim biraydın, sigaraları yarım attığım sokaktın, korktuğum kırmızı arabaydın, takip ettiğine inandığım sestin, bir cenaze evindeki kalabalık, mezardaki yalnızlıktın. sana geldim, kalbim kırıktı.
seni her halinle.
beraber güzel günlere
"aç bağrını, yaslayayım yorgun başımı."
seninle çekilecek fotoğraflar,
her arkadaşlığın, dostluğun, ilişkinin sonunda nefret ediliyorum. o beraberlikler sırasında edilen onca güzel kelime, onca hayranlık, onca güzel şey bir çöp gibi kenara atılıyor. kumdan kaleler yapmak zor ama yıkması çok basit be. hayat.
"bir insana kötü bir yorum yapmadan önce onun nerede durduğuna bakın. herkes çiçek bahçesinde dolaşmıyor. bazıları uçurumun kenarında bir adım atmayı bekliyor."
neyin var diye sormadan önce, konuşabilir miyiz’i seviyorum. çok kötüyüm, yalnızım, bunalıyorum, belki ölüyorum ama kapıma da çıkıp gelme öyle, sürprizlere bayılmam, yanına gelebilir miyim’i seviyorum. çok yakınız, çok daha yakınlaşıyoruz, belki de sevişmek istiyoruz, ama seni öpebilir miyim’i seviyorum. izin verme hissi, aslında müthiştir. pişmanlık doğurmaz.
"kimse yaklaşmasın diye ördüğüm duvarlarda bana ait yumruk izleri."
"asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun."
sen, ben ve deniz kenarı
