burası dünya, burada her şey yarım kalır.
hiç bir sey zevk vermiyor
içime sığmıyor artık özlemin.
iyi geceler.
bitti
saç tellerim kopuyor, o kadar acı var.
ve şimdi dindiremediğim gözyaşlarımla boğulmama ramak kalmış gibi hissediyorum. boyun eğdim beni mahveden bütün acılara. fakat biliyorum yenilgim yetmeyecek onlara. ben de yavaş yavaş tüketiyorum kurtulmak için olan umudumun son kırıntılarını. bir anlıkta olsa dönüyorum aynaya, boşluğun içinde kaldın en sonunda diyorum. acıyla bite bite yok olacaksın hatırlanmamak üzere. sonra kendime söylediklerim yeterli olmayacakmış gibi seni bekleyen bir şey daha var diyorlar bana. dinlemeye devam ediyorum o uzakatan gelen sesi. yaklaşıyorum iyice, korkuyla karışık tüm çabamla kulak veriyorum. şu cümle çınlıyor kulağımda: “toprağın altında gömülü kaldığında yüzleşeceğin yalnızlık.”
hayatımda ilk kez biri için böyle duygular hissettim ben. hep korkmuştum, insanlardan uzak durmuştum. çünkü incinmekten korkuyordum. sonra sen çıktın karşıma, ve ben ilk kez incinmeyi göze alarak birine kendimi açtım. ilk kez birine bu kadar bağlandım. bu kadar inandım. gerçekleri gördüğümde çok geçti. sana çoktan bağlandım. gittiğinde, sanki etraftaki oksijen bitmişti ve ben boğulmuştum. sanki okyanusun ortasında kalmıştım ve kurtulmam imkansızdı. sanki kalbim teker teker parçalara ayrılmıştı..
omuzlarımdaki yük ne kadar ağır gelse de emekleyebilirim sana. vücudumu ele geçiren zehre karşı koyabilirim. vücudumun titremesini durdurabilirim gözlerine bakarsam. ama çok kendi başıma kalırsam, her hayâlinde bir kere daha kaldıracağım zehrin kadehini. her gün daha da yakın olacağım ölüme.
çaresizdi...
içine attıkları gece kadar karanlık, okyanus kadar derindi. Yaşanmış hatıralar ona acı veriyordu ömrünün en güzel demlerinde yaşadığı kalp kırıklıkları ona yaşamın, hayatın acımasız olduğunu düşündüyor ve onu sürekli karanlığa, yalnızlığa, sevgisizliğe sürüklüyordu.
sahi geçer miydi bu karamsar düşünceler, geçse bile eskisi gibi hayat dolu olabilir miydi, çocuk yaşlarında ki o saf sevgiye, mutluluğa tekrar sahip olabilir miydi?
Uğursuz bir sabah uyandı aynada geceden kalmış yorgun yüzüne baktı, derin bir iç çekip kendine acı bir kahve hazırladı balkona yönelip ucuz sigarasından bir dal yaktı telefonundan bir müzik açıp dışarıda ki renksiz, uğursuz hayatı seyre daldı.
Her zaman ki gibi aklı susmuyordu sürekli acılı yaşamının zorluklarını düşünüyordu bu ona derin yaralarını hatırlatıyor ve onu sürekli tek bir çözüme yönlendiriyordu ve o çözümde ölümdü.
Kalbinin attığını hissetmektir aşk, Yaşadığını görmek ve anlamaktır. Manasız geçen günleri, Seninle alıp saklamak Öyle güzeldir aşk. Gece gökyüzündeki yıldızlara bakarken Aralarından bir tanesine tutulmak Her geceyi onu görmek için, Beklemektir aşk.
Bendim seni herşeyden çok seven
Bendim her gece uyumadan seni düşleyen
Ve bendim sen gelmemeye giderken seni bekleyen
Ben viranede, boşlukta kendimi kaybetmişken
Sendin başka kalplerde kendini kaybeden.
Senden âlâ yoktur güzel gözümde
Gelip yer açtın kapkara kalbimde
Kumral saçların bembeyaz teninle
Kaldım viranede, sensizlikte.
bir insanı özlüyor olmanız, ona dönmeniz gerektiğini göstermez. bazen özlemeniz gerekir, bir sabah uyanıp artık özlemediğinizi fark edene kadar.
Sevdim hiçbir beklentim olmadan seni
Baktım gözlerine deliler gibi
Olmak isterdim kalbinin sahibi
Sadece sana sarf ettim bu aşk dolu sözleri.


