Avatar

S'la

@slaveda

Bundan altı milyar yıl kadar önce evrende karanlık yokmuş. Gezegenler Güneş'in etrafında ya da kendi etraflarında dönmezlermiş. Tüm gezegenler mutluymuş ve hepsinin üzerinde sevimli canlılar varmış. Dünya'nın şu an bulunduğu yerde Plüton yaşarmış. Plüton o zamanlar çok güzelmiş, yeşilin her tonunu barındıran, mutlu insanların yaşadığı, gökyüzünde her daim sekiz renkli bir gökkuşağı bulunduran bir gezegenmiş. Öyle güzelmiş ki, Güneş bile ona hayranmış. Güneş'in bu hayranlığı, zamanla daha da artmış. En sonunda, Plüton'a aşık olmuş. Gözü Plüton'dan başkasını görmüyormuş. Diğer gezegenler bunu fark ediyor, kıskanıyorlarmış. Bunu aralarında dile getirmemiş olsalar da Plüton'un karşısında tüm gezegenler cephe almış. Fakat anlaşmalarının sessizliği Güneş'in aldığı karara kadar sürebilmiş. Güneş, bundan sonra sadece Plüton'un güneşi olmak, sadece onun gökyüzünde olmak istiyormuş. Gezegenler kendi aralarında konuşup anlaşmışlar ve o zamanlar bir ateş topu olan Dünya'nın Plüton'un yerine geçmesine karar vermişler. Bir gün, Güneş yine mutlulukla ışıldarken tüm gezegenler Dünya'ya bir çekim gücü uygulayarak onun Plüton'un yerine geçmesini sağlamışlar. Bu çarpışmadan tüm gezegenler etkilenmiş ve Dünya'yla birlikte dokuzu arka arkaya sıralanmışlar. Plüton ise Dünya'yla çarpışmasından dolayı öyle zarar görmüş, Güneş'ten öyle uzaklaşmış ki üzerindeki yaşam tamamen bitmiş. Yemyeşil doğası buz tutmuş ve parçalanan kısımlarına gözyaşları dolmuş. Güneş öyle sinirlenmiş ki, üzerinde patlamalar olmaya başlamış. Bundandır ki, Güneş her gece ışıklarını söndürüp Plüton için yas tutarmış. Her gündüz geldiğinde de diğer gezegenlere sinirinden kızgınlaşır, tüm evreni ışığa ve sıcağa boğarmış.

Mit: Psykhe (Ruh) ve Eros’un Aşkı

Psykhe, bir kralın kızları arasında en güzeliydi ve güzelliği de dillere destandı. Hatta kendisini Aphrodite ile kıyaslayanlar, Aphrodite sananlar oldukça fazlaydı. Tabii bu durum Aphrodite üzerinde bir kıskançlık yarattı. Nasıl olurdu da bir tanrı, sıradan bir fani kızla kıyaslanırdı!

Aphrodite, bunun üzerine oğlu aşk tanrısı Eros’tan güzellikte ona eş saydıkları Psykhe’yi dünyanın en çirkin erkeğine aşık etmesini istedi.Bunun üzerine Eros Olympos’tan inip Aphrodite’in söylediklerini yerine getirmek için Psykhe’yi buldu. Fakat onu gördüğünde henüz okunu atmadan ona aşık oldu. Bunun üzerine onu saklamayı tercih etti. Eros, bu yeri Psykhe’nin kendisini görememesi ve tanımaması için sürekli ve gizlice sadece geceleri karanlıkta ziyaret etti. Psykhe ile buluştuklarında aşk dolu güzel zamanlar geçirdiler. 

Bir zaman sonra Psykhe’yi bulan onun kardeşleri oldu. Ona aşık olan adamın dünyanın en çirkin, en kötü adamı olduğunu söylediler. Bunun üzerine Psykhe, merakla bir plan tasarladı. Eros onu ziyarete geldiğinde, tam uyuduğu sırada sakladığı yanan lambayı çıkararak ona baktı. Eros’u gören ve şaşıran Psykhe, ondan daha da etkilendi ve aşkı daha da arttı. Bu sırada talihsiz bir olay yaşandı; elindeki lambanın kızgın yağını Eros’u öpmek isterken onun üzerine döken Psykhe, Eros’un uyanmasını ve acı içinde uçarak kaçmasına sebep oldu. 

Sonrasında her yerde gece gündüz Eros’u arayan Psykhe, onu bulamayınca Aprodite’in sarayına gitti; onun kendisine acıyacağını ve merhamet duyacağını düşündü ve Eros’u sevdiğini, onun yerini öğrenmek istediğini söyledi. Fakat Aphrodite, ona işkence yaptı, güzelliğine zarar verdi ve ‘can sıkıntısı’, ‘hüzün’ü arkadaş olarak verdi… Psykhe, köle olarak onun yanında kaldı, aşkı için tüm bunlara katlandı.

Sonunda ise yaraları iyileşen Eros, Psykhe’nin yaşadıklarını öğrendi; Zeus’tan af diledi ve onunla mutlu oldu…

Bu mitte adı geçen Psykhe, bilindiği gibi ruh demektir. Bu mitteki metafordan hareketle, aşkın ruha hem mutluluk, hoşluk verdiği ama yeri geldiğinde de ruhu daraltıp, ona hüzün, can sıkıntısı, acı verdiğini çıkarabiliriz. 

Ayrıca Eros’la tekrar bir araya gelen Psykhe’nin sonradan ruh tanrıçası olması da ruhun tanrıların bir parçası olduğu teorisine atıfta bulunmaktadır.