Avatar

Çok değil, 7 yıl önce şubat ayıydı yine. Ekmek almıştım bakkaldan eve gidiyordum. Kahvenin önünden geçtim. Kahveyi geçtikten bir iki dakika sonra bir araba durdu yanımda. “Güzel kız sana çikolata alayım mı bakkaldan?” diye sordu. “İstemem,” dedim. “Kendi çikolatamı kendim alabilirim. Adam ısrar etti, ben yine reddettim. Sonra arabadan inmeye kalktı. Kapısını açtı. Arabadan çıkacakken gözleri omzumdan arkaya takıldı. Kapıyı kapadı. Gaza bastı gitti. Meğer kahveden amcalar çıkmış olayı görüp, ayaklanmışlar. “İyi misin kızım?” diye sordu bir amca. Başımla onayladım. Üç beş tanesi eve bıraktı beni, babamla konuştular. Yedi yıl geçti aradan, arkadaşımın evine gidicem yine geçiyorum kahvenin önünden. Benim önümde de iki kız yürüyor. Çocuğun biri musallat olmuş bunlara, peşlerinden gidiyor sözlü taciz ediyor. “Bana burada yardım etmişlerdi” diye düşündüm, döndüm kahvedeki adamlara baktım. Yüzlerinde pis bir sırıtış bazılarının, bazılarının da iğrenç kahkalar. Bazıları da manzarayı işaret edip gülüyorlar. İşte ben o zaman anladım. Zaman geçtikçe adamlığını kaybedermiş adamlar. Yüzlerinde pis sırıtışları, iğrenç kahkahaları kalırmış.

Avatar

Dizi tarihinin gelmiş geçmiş en güzel ayarı bihter reyize yapıldı : Bihterin “sen saçlarını bile nihalden çok seviyosun” dedikten sonra behlülün saçını kestirdiği bölüm var daha büyük bi şerefsizlik  olamaz.  #ThugLife