yorganic

of sungerboblu yorgan yastik ve carsaf istiyurum ben lutfen anne lutfen diye bile aglayabilirim yarin anneme soylicem olmaz derse banane diye aglicam

Oda dağınık. Bir tarafta kıyafetler, bir tarafta aşık olunası kitaplar. Üzerinde kan lekeleri olan kırık ayna ve parçaları. Halıda bir kahve lekesi, kahve kupası yan yatmış yerde. Ve bir yatak. Yatağın içinde yorgan. Bu yaz gününde yorganın içinde bir kadın; üşüyor, her halinden belli. Bedeni titreten, paslanmış bir ruha sahiplik ediyor. Kadının ellerinde morluklar. Yaşamın sonu, o ince bileklerde. Zihin bulanık, kadının içi gibi saçları da dağınık. Dayanamıyor çelimsiz kadın. Yorganı atıyor üstünden güçlükle. Bebekken ilk sarmalandığı örtüyü alıyor ve omuzlarına sarıyor. Açıyor pencereyi. Bırakıveriyor kendini, boşluğun girdabına. Geriye tek bir söz kalıyor kadına ait, bir saman kağıdında; affedin, boşluk beni çağırıyor ve ben karşı koyamıyorum.
Oysa kimsesizdi kadın. Ve o saman kağıdı, penceredeki rüzgarla kadının ardından geceye karıştı.
Bir kadın öldü.
Bunu kimse bilmedi.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. 

  -Necip Fazıl Kısakürek 

“çünkü sen çölüme yağmur oldun, sen geceme gündüz oldun, sen canıma yoldaş oldun, sen kışıma yorgan oldun”

Ne sabahı göreyim,ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi,sımsıkı bürüneyim;
Örtün,üstüme örtün,serin karanlıkları.
-Necip Fazıl Kısakürek

beni yaşamak büyüttü

merak ediyorum bir karınca öldürüp mutfaktaki dolaba “anne bu küçük karıncayı ben öldürdüm özür dilerim” diye yazan biri daha var mı? ya da                          inat edip 1 gün tuvalete gitmeyen. 2 tane büyük sineği yakalayıp eti puf kutusunun içine koyup, sinek dövüşü yaptıran. ardından yenilenin yerine başka bir sinek bulup şampiyon sinekle dövüştüren. ölen sineğe mezar yapıp üstünü gül yapraklarıyla örten. meyve veren ağaca taş atıp daha sonra meyve düşcekmi diye daha taş yere inmeden ağacın altından yukarı bakıp attığı taşı kafasına yiyen. yeni ayakkabılar alınca hızlı koşmaya çalışan ayakkabıyla uyuyan. kışın karları poşetleyip yazın kartopu oynamak için arka bahçeye saklayan :) ekmeğin arasına salça sürüp yiyen.kendini çizgi film kahramanı gibi görüp onun gibi hareket eden. koltuk üzerinde ayaklar duvara gelecek şekilde amuda kalkmış vaziyette televizyon izleyen .çamurdan evler yapan..balkona çıkıp yoldan geçenlere su dolu balonlar atan. yeni doğmuş kardeşinin üşümemesi için kafasına yorgan örtüp üstüne oturan <3 diş macunu yiyen                                  meyvenin çekirdeğini yuttuğunda gerçekten içinde ağaç çıkacağını düşnen.  buzdolabından yumurtayı çıkarıp, sıcak bir yerde gizleyerek ciciv çıkmasını bekleyen.çamaşır deterjanı ile suyu karıştırıp 3 gün beklettikten sonra “görünmezlik iksirini buldum lan” edalarıyla mahallenin en denyo şahsiyetini kobay olarak kullanank ve ilk deneyde kobayın gözünü az kalsın kör eden ve bilim adamlığına başlamadan bırakan ^^  diş teli olan arkadaşına özenip ataçtan diş teli yapan.renkli çokoprens kağıdını kollarına sürüp pılırltılayan.çay bardağını vakum etkisiyle ağzına yapıştıran. kirazdan küpe yapan. battaniyeyi kullanarak evin içinde çadır kuran. kendi kendine saçlarını kesmeye çalışan.  ağıza 5 sakız birden atıp çiğnemeye çalışan.  kafayı parmaklıklara sıkıştıran , anlatılan her korkunçlu hikayeye inanan. mahalleleri dolaşıp böcek ilaçlaması yapan arabaların ardından sersemleyinceye kadar koşan . büyümeyi çok istiyen , dünyayı güzel bir yer sanan ve o günlerin değerini bilmeyen..

Çünkü sen çölüme yağmur oldun
Sen geceme gündüz oldun
Sen canıma yoldaş oldun
Sen kışıma yorgan oldun
—  Müslüm gürses & Affet

Yagmurun bardaktan bosanircasina yagdigi bir gunun sonunda, kendimi daha net ifade edecek cumleler bulmaliyim yalnizligima dair.. Gece ipek bir yorgan gibi uzerime seriliyor, sesim yetim bir cocugun aglayisina caliyor uzun bir zamandir..

Sevgilim icimden gecenlere anlam katicak hic bir cumle kalmadi heybemde, ucu yirtik mektuplar, murekkebi akitilmis siir birikintileri, notalari dokulmus sarkilar kaldi ellerimde..

Ve ben harf harf, sehir sehir, siir siir, Ozledim

Herkesin sevilmediğini hissettiği bazılarının yorgan altında ağladığı bazılarının sahil kenarında içtiği kimilerinin hüzünlü bi şekilde sigara yaktığı bazılarımızında hissedemediği saatlerdeyiz bütün boktan duyguların gece ortaya çıktığı zamandayız ve sıkışıp kaldık.