yirmiyedi

Yirmiyedi

Ünlü yirmiyedi yaş sendromunu bilirsiniz. Jimi Hendrix, Jim Morrison, Janis Joplin, Kurt Cobain gibi rock yıldızları yirmiyedi yaşında çeşitli sebeplerle, kariyerlerinin zirvesinde yaşamlarını yitirmeleri üzerine psikopatolojik nedenlerle bu kişilerin aynı yaşta ölmesini açıklamaya çalışarak “yirmiyedi yaş sendromu” kavramı metafizik tıp ve magazin diline sokulmuştur.

Yirmiyedi yılına tanınmayı, fena sayılmayan paralar kazanmayı, iyi müzik yapmayı sığdırabilen bu kişilerin yaşamdan kopuşu, yirmiyedi yaşa bir anlam yüklüyor doğal olarak. Vücudun çeşitli işlevlerinin 27 yaşında sona ermesinden dolayı bu anlam yüklense (ki böyle bir olgu var mı bilmiyorum, tıp konusunda bilgim yeterli değil) belki kabul edebilirdik. Ancak magazinin dilimize pelesenk ettiği bu kavramın gerçek sebebi, yaşama sevincinin olmamasıdır.

İnsanın doğduğu çevrede, ondan beklenen bazı hedefleri gerçekleştirmesi istenir. Bunlar ilkel toplumda 5 yaşında at binmeyi öğrenmek de olabilir, modern toplumda kariyer hedefleri de… Ancak insanı yaşama sevinciyle dolduracak olan size çevrenizin koyduğu hedefler değildir. Bunları başaramadığınızda size çeşitli yaftalar ile yaklaşılabilir, hele ki antika kökü kuvvetli olan coğrafyamızda yaşıyorsanız. Ve insan kişiliğini kaybeder böyle bir yaşamla. Ya insana düşman olur, ya da kendisine.

İnsanın yaşamı kavramasını ve anlamasını sağlayacak tek şey, yaşamı olduğu gibi kabul etmesi ve yaşamın değişimini herkesin çıkarlarını sağlamak için uğraşmasıdır. Yaşama sevinci, yaşamla dost olmaktan doğar. Eğer yaşama, insana, doğaya karşı olursak, o bizi mutlu etmez, şu anda yaşadığımız gibi yozlaşmış bir yaşam karşımıza çıkar.

“Yirmiyedi yaş sendromu” yaşamı anlamamanın sonucu ortaya çıkmış bir kavram. Nedeni yaşamı kavramamak olan bu kavramın karşısına “yirmiyedi yaş mücadelesi” kavramını koymalıyız. Bence yirmiyedi yaş, tüm gençliğin birikiminde öğrenilenlerin uygulanma zamanı gelen bir yaş. Eğer yirmiyedi yaşındaysanız, yaşamdan vazgeçemezsiniz. Vücut olarak gelişiminiz en üst seviyededir. Tüm bilgisel birikimlerinizin kullanım oranı en üst düzeydedir. Vücudunuzun ritmi yükselebileceği en yüksek seviyededir. Bu sistemin içinde karşılaşılan bir çok sorumluluk, bu yaşta alınmaya başlanır. Bu sorumlulukların sizin yüzünüzde kırışıklar, saçınızda beyazlıklar, beş karış bir surat yaratması beklenir. Ancak siz hepsine inat “ben daha yılmadım” demektir yirmiyedi yaş…

Doksanbeşlik anneannem, “bu yaşıma kadar yaşamdan hiçbir şey anlamadım” diyor, tütün sardığı ve dikiş diktiği koca bir ömre bakarak. Ancak yaşamı sevenler ve onu kavrayabilenler için her geçen yıl yeni bir mücadele, koyulması gereken yeni amaçlar ve olanakların haksızca başkalarının elinde olduğu bir dünyada yeni bir dövüş demektir.

O yüzden, selam olsun pes etmeyenlere. Selam olsun melankoniye, hiççiliğe, depresifliğe yol vermeyenlere. Yaşamdan nefret ettirenlere inat, yaşasın yaşam!

Kadir gecesi namazları (23 temmuz çarşambayı 24 temmuz perşembeyi bağlayan gece)

1) Ibni Abbâs (Radıyallahu Anhümâ) Rasulüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:
“Her kim kadir gecesinde iki rekat kılar da her bir rekatında 1 Fâtiha, 7 kere de Ihlâs okursa, selam verdiğinde ise 70 kere ’‘Estağfirullahe ve etûbü ileyh”
(Anlam: Allâh-u Te'âlâ'dan af talep ediyorum ve O'na tevbe ediyorum).

Bu namazı kılan, Allâh-u Te'âlâ kendisini ve anne-babasını affetmedikçe yerinden kalkmaz. Allâh-u Te'âlâ cennete melekler gönderir de onlar onun için ağaçlar dikerler, köşkler yaparlar ve ırmaklar akıtırlar. Kendisi de bunların tümünü görmedikçe dünyadan çıkmaz. (Muhammed Hakkı en-Nâzilî, Hazînetü'l-esrâr, sh:39)

2) Diğer bir rivayete göre yirmi yedinci gece 12 rekat kılar, her rekatta Fâtiha'dan sonra 3 kere Innâ Enzelnâ, 10 kere Ihlâs sûrelerini okur, namazı bitince:
SubhanAllahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Adede ma alimellahu ve zinete ma alimellahu ve mil e ma alimellah

(Anlam: Allâh-u Te'âlâ'nın bildikleri adedince, Allâh-u Te'âlâ'nın bildikleri tartısınca ve Allâh-u Te'âlâ'nın bildiği şeyler dolusunca Allâh-u Te'âlâ münezzehtir, bütün hamdler Allâh-u Te'âlâ'ya mahsustur, Allâh-u Te'âlâ'dan başka ilah yoktur. Allâh-u Te'âlâ'nın yardımı olmadan hiçbir güç ve kuvvet yoktur.)
(Muhammed ibni Hatîrüddîn, el-Cevâhiru'l-hams, sh:61)

Yirmi Sekiz Arifesi

Yakutun ne kadar değerli bir taş olduğunu bilirsiniz. Hatta değerli taşlar içerisinde en sert olanıdır. Ayrıca sevgi ve tutkunun sembolü olarak kabul edilir ve en önemlisi sadece kırmızı ve tonlarındadır. Değerlidir ve nadir bulunur, ama O'nun benim için olan değeri bırakın yakutu diğer tüm değerli taşlarla ölçülemeyecek, gösterilemeyecek kadar fazla. O 27'sinde çok güzel ve şahane bir kadın. Bizim adımız ise kırmızı.

                          

27'sinin son gününde onun böylesine üzgün ve süzgün olduğunu duymak, hissetmek beni çok sarstı. Öğlen saatlerinde yazdıklarını okuduktan sonra günün ilk darbesini yemiştim. Tam kalbimin üstüne sanki aklımdan saplanıp kalbimden çıkan bir tırpan gibi geçmişti. O andan beri zor duruma sokmayacağımı bilsem birkaç saatliğine de olsa yanında olmak istiyorum, hem de bayağı çok. Ama şunu biliyorum ve söz verdim ki asla ve asla bu ve bundan sonraki doğum günlerinin, o özel günlerin onun istediği ve dilediği şekilde olması için elimden geleni yapacağım.

Akşam arayıp daha iyi olduğunu söylemiş olmasına rağmen onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Bu alıkoyamama durumu bir yıldan fazla süredir gerçekleşen bir durum ama bugün bu daha da ağır ve yoğun şekilde oluyor. O değerli kadının bunun aksini düşündüğü anda onu aradığımda telefonu açtıktan sonraki 5 saniye içinde sesini duymaya sabırsızlandığım sırada ağladığını, gözyaşlarının süzüldüğünü ve ve hatta gözlerini sildiğini anladığım an onu çok sevdiğimden, onun üzüntüsünün benim üzüntüm olduğuna emindim. Ağladığını duyduktan sonraki adımlarımı hatırlamıyorum bile, biraz güneye sonra batıya en sonunda geldiğim yöne doğru dönerek uzun uzun yürüdüm. Artık bir yerde oturup konuşmaya devam etmem gereken sırada yerimde duramadığımı fark edip yeniden ayaklandım. Onu öyle çok özlemiştim ki, o anki tek dileğim bir şekilde yanına ışınlanıp gözyaşlarını silerek ona en yarım saat sarılarak sessizce onun nefes alışverişini dinlemekti.

Masal gibi bir güzelliğe sahipken ve bunu her fırsatta anlarken onu görememek çok üzüyor. Bu arada bu yazımda olduğu gibi bazı yazılarda günlük formatında devam edeceğimi kavramış durumdayım. Varsın böyle olsun, halihazırda belirli zamanlarda O'na yazdığım gerçek bir defter mevcut. 

Yirmi yedinin onun için bitmesine 2 saat var. Birlikte olmasını dilediğimiz ömürlerimize ise uzun yıllar. Şu dakikalarda en büyük dileğim onu biraz olsun görebilmek ve gözlerine bakıp onu sevdiğimi söylemek. 

İyi ki varsın güzel kadın, iyi ki hayatımdasın sevdiğim.

Yirmiyedi haziran 04:10

En dostum olan insan en zor günlerimde, bir dosta en çok ihtiyacım olduğu anlarda yanımda değil(di). O gecelerden biri.