yetenekli

youtube

lokman hekime döndüm.
evimiz adeta bir aktar dükkanı.
kırkkilit otu, kuşburnu, altın otu, rezene, sinâmeki.. 
aslında her şey şöyle başladı..  yönetmen, sahneyi pusla balım..

iki hafta evvel doktora gittim. ben geldim yiğitcan dedim. oooğ ziyan dedi hoşgeldin bi satır uzanmaz mısın şu yatağa dedi. edepsizlik yapma dedim. ama teklife de kayıtsız kalmadım uzandım. safram da taş var doktor bey, yavrularımı kontrele geldim. aç dedi. az kibar olsan. kes dedi. açtım sağ tarafı bi önden bi arkadan yumruğu sallayıp acıyor mu diye sordu. acımadıki dedim. taam dedi. al dedi kağıtlarını dedi ultrasona gir dedi. gittim ultrasona girdim. en büyüğü 8 mm ebaağtındaki taşlar safra kesesi içinde alem yapıyorlar diye elime bir kağıt tutuşturdular. doktora gittim. ameliyat şart ziyan dedi. ameliyat sensin ben bi daha ameliyat olmam olm dedim. önce üslubu düzelt dedi. düzeltmezsem nooğlur dedim. ameliyat sırasında steteskopumu içerde unuturum, kalırsın öyle dedi. ağır tehdit. sustum. sonra açtım bayramlık ağzımı. efendice.. doktorcuum dedim iğde suyu taşı eritiyomuş ben bi onu denesem mi? 
sessizlik..
denesem mi? 
sessizlik..
ya valla bak ben bi onu deniyim belki iyi gelir erir gider olm?
valla ziyan git dene geldiğinde onun hiç bir işe yaramayacağını göreceksin. hayır dua et açık ameliyat raddesine gelme. git diyetisyene sana yemeyeceklerinin listesini versin. çık odadan çık çık ya bi çık kızım çıksana.. iğde suyuymuş dedi. 

ben de o iğdenin suyundan fayda görüp senin de ağzının ayarıyla oynamazsam bana da ziyan demesinler diye söylene söylene diyetisyene gittim taşların sayısı artmasın ve mevcut taşlar canımı acıtmasın deyu liste verdi.
ulan kitapsızlar. öyle liste mi olur? her şey yasak. yumurta et balık tavuk hamur işleri kahve ve rahatsız eden her şey. oldu güzelim.
kafelerde yeşil çay içmenin hüznünü sen bilir misin rıfkı abi. ha işte ben biliyorum hem de ballı ballı biliyorum.  bana ordan orta boy karemelhaygrays diyememenin içerde yarattığı büzüklüğü nasıl anlatayım..
olm çok sağlıklı besleniyorum dokunuyor yaa! gittiğim yerde nasıl pişiyor bu tavuk diye havalı havalı sorular soruyorum yağda kızarmış falan dedikleri an yüzümü bi ekşitişim var sanırsın sağlıklı yemenin püf noktaları adlı kitabım az önce yayınevinden çıkmış bi kaçtanesini koltuğumun altına sıkıştırıp imza günüme gelmişim..  
günde iki saat yaptığım egzersizleri falan saymıyorum.  
bu ameliyat stresiynen uğraştığım yetmez gibi bugün de dişlerime küretaj yaptırdım. diş köklerimin dibinde şuan binüçyüz elli tane madenci çalışıyor o derece. 

dur sen şimdi ben bi papatya demler ballar içerim sakince uyurum sabaha da bişiyciim kalmaz. tabiiğ gözüm. üzerine biraz da tarçın serperim. 
aklımı da seveyim bu arada tez canımı da. 


neyse
aslında ben bu abla için gelmiştim, çok güzel bi kadın buldum ey riff sen ne tatlı ne çıtı pıtı ne can bi insanmışsın. bugün biz bunlan omuzları oynata oynata kalçaları ata ata güne başladık onca ağrı sızı içinde hâlâ da günü kapatamadık. siz de dinleyin.  keyifle ama.  böyle bir kadın olabilir. olabilir yani şaşırmayınız. Allah yaratır arkadaş. sonsuz kudret sahibi. ol der, pat diye olur küt diye olur ağzımıza terliği çarparcasına olur. tabiiğ. sonra bizim aklımız almaz ama aklımızın almayacağı şeylere artık bağışıklık kazanalım, istirham ediorum.

hadi öperim derdinizin köşesinden. selâmetle..

Ben buna çok ağladım ya.

Efsane o ki herhangi sıradan bir gün, bir cemiyet toplantısında, onu çekemeyen edebiyatçılardan birisi Hemingway'e ne derece yetenekli olduğunu sorar, Hemingway “Senin hayal bile edemeyeceğin kadar.” diye yanıt verir. Bunun üzerine muhatabı ona, 10 kelimeyi geçmeyen, etkili bir hikaye yazıp yazamayacağını sorar. “Eğer bunu yazmayı becerebilirsen, ve buradaki herkesi derinden etkilersen yeteneklerin önünde saygıyla eğileceğim.” der. 10 kelimeye bile ihtiyaç duymayan Hemingway 6 kelimelik bir dram öyküsü yazar. Orada bulunan herkesi etkileyen bu hikaye aşağıdaki gibidir.

“Satılık: Bebek Patikleri. Hiç giyilmedi.”

Yurt dışında oynayabilecek yetenekli kalecilerimiz var

Yurt dışında oynayabilecek yetenekli kalecilerimiz var

A Milli Takım  Kaleci Antrenörü ve Milli Takımlar Kaleci Departmanı Sorumlusu Alper Boğuşlu,  aday ve yaş olarak yetenekli Türk kaleciler bulunduğunu belirterek, Onur, Tolga,  Volkan eğer yurt dışını tercih edip gitseler, oynayabilecek kapasitede kaleciler  dedi.

View On WordPress

Günümüzde işlevsel veya teknik kapasite kişinin isminin önüne gelen unvanla ölçülmektedir; ama eğer biz insanın bütünüyle gelişmesine önem verseydik, bakış açımız tamamen farklı olurdu. Yetenekli bir kişi canı istiyorsa diploma sahibi olup isminin önüne unvanlar ekleyebilir de eklemeyebilir de. Fakat her halükârda o kişi diplomayla ölçülemeyecek derin yeteneklerinin bizzat farkına varabilir; bu durumda o yeteneklerinin ifadesi salt teknik kapasitenin genelde beslediği ben-merkezli güveni doğurmaz. Böylesi bir güven karşılaştırmaya dayanır ve dolayısıyla toplum karşıtıdır. Karşılaştırma faydalı amaçlar için olabilir; ama öğrencilerin kapasitelerinikıyaslayıp birine yüksek diğerine düşük not vermek eğitimcinin işi olmamalıdır.J. Krishnamurti / Yeni Bir Yaşam / Öğrenme ve Anlam Arayışı Üzerine

“Neden üniversitede okuyorum? diye sormuştu. Hemen ” kapitalist topluma yetenekli olduğumuzu göstermek için" diye karşılık verdim. Kendimi tutmasını bilemezdim. Bu yüzden de çok kaybederdim. İşte gene kaybetmiştim.”


— Oğuz Atay-Eylembilim