yarasalar

EVRİMCİLERİN YALANLARINI KANIT GÖSTERME ÇABALARI

Evrimcilerimize göre yarasa ve fareler insanların uzaktan ataları imiş

http://www.evrimagaci.org/makale/108

Alıntı:

Bireyler arasındaki farklılıklar Doğal Seçilim sayesinde ayıklanır ve bu, sürekli olarak türlerin değişmesine sebep olur.

Genelde insanların kabul etmekte zorlandığı nokta, türlerin birbirine dönüşümüdür.

Bunu, yalancı kaynaklar bir farenin file dönüşmesi gibi anlatmaya çalıştıkları için, anlamak zorlaşmaktadır.

Ancak yazılarımızı okuyan birinin kolayca görebileceği gibi, türleşme bu demek değildir ve son derece yavaş gerçekleşir.

Örneğin Bozucu Doğal Seçilim’de gördüğümüz gibi, bir popülasyon, belirli bir özellik açısından ikiye bölünebilir (örneğin bir ağaç, bir maymun, bir fare popülasyonu).

Daha sonra, bu ikiye bölünmüş bireyler, farklı ortamlarda yaşamak zorunda kalırlar ve kendi ortamlarına ait bir seçilime maruz kalırlar.

Birikimli Seçilim sayesinde zamanla, minik değişimler geçirirler.

Sonunda ise, Türleşme yazı dizimizde bahsettiğimiz yöntemlerle birbirlerinden farklılaşırlar.

Her ne kadar yeni oluşan nesiller, ata nesillere benzese de, onlarla çiftleşemeyecek kadar farklı ve morfolojik olarak da farklı olabilirler.

İşte bu Evrim’dir.

Yani Doğal Seçilim’i kabul edip, Evrim’i reddetmek bilgisizlik ve iki yüzlülüktür.

Cevap:

 Türlerden türlere geçişin bireyler arasındaki kimi farklılıklar çeşitli nedenlerle derinleşip büyümesiyle oluşacak kadar basit değildir.

 Türler arasında aşılması mümkün olmayan derin, geniş ve büyük farklılıklar vardır. (İnsan - maymun kromozom sayı arklılığı sorunu başlıklı yazımıza bakınız)

  Evrimcilerimizin kötü huylarından biriside anlatamadıkları, açıklayamadıkları, kanıtlayamadıkları konularda karşıtlarını cahillik, ikiyüzlülük vb. şeylerle suçlamalarıdır.

 Nitekim sayın yazarımızda aynı adi, aynı sapık yolu sapıvermiş. 

   Evrimi sorgulayan, gerektiğinde ret ve inkar eden, akıl mantık bilim çerçevesinde gösterdikleri kanıtlarla çürüten bizim gibileri hemencecik bilgisizlikle, ikiyüzlülükle suçlayıverirler.

  İkiyüzlü değiliz ama bilgisiz olduğumuz doğrudur.

Bilgisiz olduğumuzu BİLDİĞİMİZ için bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz.

    Her şeyi bildiğini zanneden bu nedenle bir şeyler öğrenme ihtiyacı hissetmeyen bilgisiz ukalalardan olmak istemeyiz.

                                                   = = = =

   Evrimcilerimiz bilgiler ve böcekler hariç TÜM CANLILARIN solucanımsı bir canlıdan meydana geldiğini iddia ederler. Bu iddia evrimin temellerinden biridir.

    Bu iddia evrimcilerimizin kanıtlara dayanamadığından akıl mantık bilim dışı; şaşılası ve garip iddialarından sadece birisidir.

Evrime göre fareler fillerden çok önce yaşam sahnesine girmişlerdir. Ataları da yarasalardır.

Bir bakıma tüm tetrapodlar (dört ayaklılar – filler, zürafalar atlar, eşekler, aslanlar, kaplanlar vb. tüm dört ayaklılar) bu ikisinin evrimsel torunlarıdır.

Ve tabiî ki evrimcilerimizin de.

 ddia kendilerinin…

 Niye alınıyorlar ki? 

Kendileri gibi bizleri de gözlerimizi kapatıp; evrim tek gerçektir, solucanımsı bir canlıdan evrimleştik, evrimsel atarımızda yarasalarla farelerdir dememizi mi bekliyorlar?

                                             = = = =

Yeni Bir Yazı Yayımlandı http://www.evrimbilim.com/yarasalarin-kokeni/

Yarasaların Kökeni

Memeliler sınıflaması içinde yer alan en ilginç canlılardan biri, kuşkusuz yegane uçan memeli cinsi olan yarasalardır.

Yarasaları ilginç kılan özelliklerinin başında, bu canlıların sahip olduğu kompleks “sonar” sistemi gelir. Bu sonar sistemi sayesinde yarasalar, zifiri karanlıkta hiçbir şey görmeden son derece kıvrak ve kusursuz manevralarla uçarlar. Karanlık bir odanın zeminindeki küçücük bir tırtılı bile algılar ve avlarlar.

Bu sonar, hayvanın sürekli olarak yüksek frekanslı sesler yayması, bu seslerin yankılarını analiz etmesi ve sonucunda etrafının detaylı bir analizini yapmasıyla çalışmaktadır. Hem de canlı bu işi olağanüstü bir süratle, havada uçtuğu saniyeler boyunca kesintisiz ve kusursuz biçimde başarmaktadır.

Yarasaların sonar sistemi üzerinde yapılan araştırmalar, daha da şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymuştur. Hayvanın algılayabildiği frekans aralığı çok dardır, yani ancak belli frekanstaki sesleri algılayabilir. Ancak işte bu noktada çok önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır. “Doppler etkisi” denen fizik kuralına göre, hareket halindeki bir cisme çarpan sesin frekansı değişir. Bu yüzden, yarasa kendisinden uzaklaşmakta olan bir sineğe doğru ses dalgalarını yaydığında, dönen ses dalgaları yarasanın duyamayacağı bir aralığa düşecektir. Bu nedenle yarasanın hareketli cisimleri algılamada büyük zorluklar yaşaması gerekir.

Ama böyle olmaz ve yarasa her türlü cismi kusursuz bir şekilde algılamaya devam eder. Çünkü yarasa, Doppler etkisini biliyormuşçasına, hareketli cisimlere doğru yolladığı ses dalgalarını değiştirir. Örneğin kendisinden uzaklaşan sineğe en yüksek frekanslı ses dalgasını yollar ki, ses geri döndüğünde duyamayacağı kadar düşük bir frekansa inmesin.

Bu sistemin işleyişi ise şöyledir: Yarasanın beyninde, sonar sistemini denetleyen iki farklı tipte nöron (sinir hücresi) bulunmaktadır; bunlardan biri yansıyan ultrasonu algılar, diğeri bazı kaslara komut vererek yarasanın çığlığını oluşturur. Bu iki nöron beyinde eş güdümlü çalışır; öyle ki yankının frekansı değişince, birinci nöron bunu algılar ve ikinci nöronu baskılayarak veya uyararak çığlığın frekansının yankının frekansına uymasını sağlar. Sonuçta yarasanın çığlığı ortamın durumuna göre frekans değiştirir ve en verimli şekilde kullanılır.

Tüm bu sistemin evrim teorisinin “rastgele mutasyonlarla kademeli evrim” açıklamasına indirdiği darbeyi görmemek mümkün değildir. Yarasadaki sonar sistemi son derece kompleks bir yapıdır ve asla rastgele mutasyonlarla açıklanamaz. Sistemin çalışabilmesi için, tüm ayrıntılarıyla kusursuz olarak var olması zorunludur. Yarasa hem yüksek frekanslarda ses yayacak yapıya, hem bu sesleri algılayıp analiz edecek organlara, hem de hareket değişikliklerine göre frekans ayarlaması yapan sisteme sahip olmalıdır ki sahip olduğu sonar işe yarasın. Elbette ki tüm bunlar rastlantılarla açıklanamaz ve yarasanın kusursuz bir biçimde yaratıldığını gösterir.

Nitekim fosil kayıtları da, yarasanın yeryüzünde aniden ve bugünkü kompleks yapısıyla ortaya çıktığını göstermektedir. Evrimci paleontologlar John Hill ve James Smith, bu gerçeği “itiraf” niteliğinde şöyle açıklarlar:

John Hill ve James Smith Şöyle Der Yarasaların fosil kayıtları, erken Eosen devrine kadar uzanır… ve beş ayrı kıtada birden tespit edilmiştir. Tüm fosil yarasalar, hatta en eskileri bile, son derece gelişmiş yarasalardır ve dolayısıyla karada yaşayan atalarından nasıl bir ara geçişle geldikleri konusunda hiçbir ışık tutmazlar. kaynak

Evrimci paleontolog L. R. Godfrey ise aynı konuda şöyle yazmaktadır:

Godfrey Şöyle Der Erken Tertiryen devrine ait çok sayıda iyi korunmuş yarasa fosili vardır, örneğin Icaronycteris gibi. Ama Icaronycteris bizlere yarasalarda uçuşun evrimleşmesi hakkında hiçbir şey söylememektedir, çünkü bu zaten kusursuz bir biçimde uçan bir yarasadır. kaynak

Ne yarasaların kompleks vücut sistemlerinin evrimle ortaya çıkması mümkündür, ne de fosil kayıtları böyle bir evrim yaşandığını göstermektedir. Aksine, yeryüzünde ilk kez ortaya çıkan yarasalar ile bugün yaşayan örnekleri aynıdır. Yarasalar, hep yarasa olarak var olmuştur.

Ruh denen o ele avuca gelmez şeyin bulunduğu yerin insanın sesi olduğu boşuna söylenmemiş. Biçimlendirilmiş soluk, üfleyiş: insanı insan yapan şey. Velhâsıl ses tellerindeki yara bereler, oraya hakkedilmiş yaşantıların, akustik dışavurumların, ama aynı zamanda suskunluğun dökümüdür.

İNSANLARIN EVRİMSEL ATASI PRİMATLARDAN ÖNCE SİVRİ FAREMSİ CANLILAR MI?

     Alıntı:

    “İnsan ve diğer tüm memeliler, yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamış sivrifaremsi bir canlıdan evrimleşmişlerdir”

 

     Cevabımız:

     Yukarıdaki cümle bilimsel olarak kabulü mümkün olmayan acınacak bir ifadedir.

    Evrimciler bu kesin ifadeli iddialarına; yarasanın kanatları - kemirgenlerin (sivrifaremsi hayali bir canlının) ön ayakları ve insan ön kolları kemiklerinin mekanik benzeşimlerini kanıt olarak gösterirler.

     Evrim teorisine göre insanların yakın evrimsel ataları yarasalar – kemirgenler (sivrifaremsiler)…….dir.

   Bu üç farklı canlı türünün kimi organları benzeşiyor diye daha inandırıcı ve bilimsel kanıtlar bulunmadan evrimsel bağlar kurup akraba ilan etmek evrimci garipliklerinden birisi olmalıdır.

     Evrimcilerimizin benzeşiyor diye kanıt olarak gösterdikleri ise yarasaların kanatları, kemirgenlerin ön ayakları ve primatların (insanların) kol ve ellerinin kemik yapısal benzeşimleridir. Evrimcilerimize göre önce yarasa kanatları kemirgen ön ayaklarına kemirgen ön ayakları da primatların kol ve el kemiklerine evrimleşmiştir.

     Bu varsayımın bir evrimci prof.a ait olduğunu ayrıca hatırlatalım.

Yarasalar Insan Hasatı İzle Türkçe Dublaj Tek Parça Full HD Bats Human Harvest

ozel olarak egitilmis ve silahlandirilmis seckin askerlerden olusan bir ekip bu azili teroristi adalete teslim etmek icin bu sonsuz labiretlerin icinde korku dolu bir maceraya atilir ancak bulmak uzere olduklari sey savasmayi pek de tercih etmeyecekleri turden bir dusman olacaktir insan eti ve kanina susamis genetik kodlariyla oynanmis katil yarasalariyi seyirler
Filmi izle: Yarasalar Insan Hasatı İzle Türkçe Dublaj Tek Parça Full HD Bats Human Harvest , Korku Filmleri izle

Beşinci kadehi bünyeme savurduğumda, yarasaların uyumak için karanlığa ihtiyaç duyup duymadıklarına takmıştım. Sonuç bir sürü cevapsız soruydu. Vakit geç saatler olarak adlandırılan zaman dilimlerindeydi. Sokağımızın sonundan Kadıköy Rıhtımı görünüyor ve deniz ayaklarımızın altına uçsuz bucaksız seriliyor gibiydi. Her sabah işe giderken karşılaşılabilecek devasa bir nimet. Böylesi yüce bir manzarayı insanlar başının üstünde taşımalı diye düşünmüştüm altıncı kadehi doldururken. Maksadım yarasaları anlamak ve denize saygımı sunmaktı. 

Ne olacaktı ki? Yalnızdım uzun zamandır. Altıncı kadehe yürüyordum ve böyle saçmalamam için gerekli tüm şartları yerine getirmiştim. Ömrüm boyunca unutmayacağım bir kadın tarafından terk edilmiştim.

AYRILIK SEVDAYA DAHİL

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzğar uzak karanlıklara surmuş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili
Yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozları yağıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
Karanlık çöktü denize
Yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek
—  Attila İlhan
insan oğlu eğer yarasalar gibi gece rahat yaşayabilseydi güneşi bile yok ederdi çünkü insanlar rahtından başka hiç bir şey düşünmüyor

                 Evrim Teorisinin Meşhur HAYAT AĞACI

    İnsanın evrimi evrim teorisinin en gözde bölümüdür. Bir bakıma teori (böcekler gibi canlılık aleminin tür ve çeşitçe en zengin grubunu boş vererek) insanın evrimi konusu üzerine odaklanmıştır denilebilir. Teoriye göre insanın evrimsel soy ağacı şu şekildedir. Akıl, mantık ve izan sahiplerinin değerlendirmelerine sunulur.

├─ Bitkiler
├─ Mantarlar
├─ Protistler
├─ Bakteriler
└─ Hayvanlar
├─ Omurgasızlar
└─ Omurgalılar
├─ Kuşlar
├─ Sürüngenler
├─ Balıklar
├─ Amfibiler
└─ Memeliler
├─ Etçiller
├─ Deniz memelileri
├─ Kemirgenler
├─ Yarasalar
├─ Böcekçiller
├─ Keseliler
└─ Primatlar
├─ Önmaymunlar
├─ Maymunlar
└─ insansılar
├─ Gibon
├─ Şempanze
├─ Goril
├─ Orangutan
└─ insan

   Evrim teorisinin yadsınamayan bir gerçek olduğu inancı taraftarlarını hayati öneme haiz olan fosiller konusunda da çok büyük yanlışların içine iter. 


  Bu yanlışların en büyüğü ve birincisi bulunan her fosilin bir ara format canlısına ait olması gerektiği inancıdır.

   Bu inanç evrim teorisinin mantığına uygundur. Bunun nedeni de milyonlarca sene önce yaşamış bir canlının bu süre içinde değişmeden kalmasının (evrim kesintisiz bir değişimi öngördüğünden) mümkün olmadığıdır.    Yukarıda resmini verdiğimiz hayat ağacı şeması Ernst Haeckel tarafından ortaya konulmuştur. 

    Evrim teorisi taraftarları canlıların bu hayat ağacı şemasına uygun olarak evrimleştiklerini iddia ederler. Fakat fosil kayıtları bu iddiaları doğrulamamaktadır. (insanın soy ağacı bölümüne bakınız)

   Bu inanç evrim taraftarlarını bulunan her fosili araştırmalara gerek görmeden ara format canlısına ait olduğunu savunmaya itmiştir.

  Tabiî ki bu savunma bilimsel araştırmalara, dolaysıyla bilimsel kanıtlara dayanmadığından kısa sürede ve bilimsel kanıtlar gösterilerek kesin ve itiraz edilemeyecek bir şekilde çürütülmesine neden olmaktadır.

   Bir kısım evrim teorisi taraftarı tarafından da isabetle teşhis edilen bu hastalık sonucu, evrim taraftarları her fosilin muhakkak bir ara format olacağı peşin fikirliliğiyle hareket etmişler, bulunanları bu anlayış doğrultusunda yorumlamışlar, farklı canlılara ait olanları bile art arda dizerek hayali bir evrim şeması, hayali bir hayat ağacı oluşturmuşlardır.

   Fakat bütün bunlar bilimsel bulgular üzerine değil de peşin fikirlilik üzerine kurulduğundan ve gerçekler insanların isteklerine ya da peşin fikirliliklerine göre değişmediğinden, evrim ağacı olarak nitelenen bu şemada gösterilen canlıların farklı sınıfları arasında olması gereken evrimsel bağların varlığını kanıtlayamamışlardır.

   Evrimcilerin ortaya koydukları Yaşam Ağacındaki çelişkileri ve yanlışlıkları daha sonra ayrı ayrı göstereceğiz.

Dip Firuze

Dip Firuze

Orda olamayışımı tesis eden varlığıma hoşgeldiniz
Sayın db972
Bu elinizde tuttuğunuz kağıt # tarihinde sipariş ettiğiniz seks metnini içermektedir.
Kargo ücreti talep etmiyoruz, sebebine ilerleyen satırlarda vakıf olacaksınız.
İlerleyen satırlarda ısrarcıyız!
Konsept gereği daha samimi bir üslupla karşınıza çıkacak olmamız, söz konusu nesne ve öznede türlü değişiklikler meydana gelebileceğinin alametidir: kendinizi bırakın, dile aldanın.
Dikkat! Bu parmak basılan harfler vasıtasıyla iletilen ben bir mastürbasyon sebebi olabilir.
Fakat bu durumda zihnin ne ölçüde seviştiğin ben’ledir tartışılır. Zira benim yazdığım ben, senin zihninde senin kurduğun bir yazdığım ben’e dönüşür.
Jüpiterde üçüncü dereceden bir ben üssü kurduk, aynalar ve yarasalar olsun…
Bu satırda zile basılıyor ve kapıyı açıyorum.
Bana gönderilen zarf ve paketi aldıktan sonra gerekli formları imzalıyorum.
Yeterli miktarda bozuğum olmadığı için evimin para üssüne yöneliyorum.
Fakat bir satır duraksayıp, kedi dışarı çıkmasın diye kapıyı kapatmam gerektiğini karşı tarafa açıklamak zorunda kalıyorum.
Karşı taraf pis pis sırıtmaya devam ediyor ben de ona yavşakça bakmaktan kendimi alamıyorum.
Karşı taraf sol dirseğimden beni kavradığı gibi onu içeri atıyorum.
Bizim mesleği üç kuruşa icra etmiş bulunduğum nadir satırları aşıyoruz ve böylece mümkün oluyor kargo ücretinden muafiyet…
Muhtemelen seninle nasıl seviştiğimi anlatan bir yazı bekliyordun. Ayrıca otuzbirlik malzeme de içerilmemiş. Fakat tam da okurun ete kemiğe bürünerek metne dahil olduğu vakit, yazanın okuruyla dalga geçtiği satırlara tekabül etmez mi?
Daha sonra zeytinyağcı çocuk şapkasını kafasına geçirerek görüşmek üzere merdivenlerden aşağı sallanır… Varsın cebinde üç kuruş bulunmasın.
Buraları asi edepsiz ve aykırı mektuplar ltd şti elemanlarının spoylıra karşı yürüttüğü mücadele gereğince (sondan okuyan olur diye) boş laf, lakırdı, at ve geyikle doldurmakla yükümlüyüz.
Mesela bu satırdan at akıyor.
Yakaladın mı?

Dip Firuze SOLuCANFANZ.inde yayınlandı.