yaramasa


b: onu beklerken size ahlaki bir soru yönelteceğim. ahlaki bir sorunun ne olduğunu biliyorsunuz, değil mi? doğru ya da yanlış hakkında bir soru. hiçbir işe yaramasa bile, saksınızı işletmiş olursunuz, fena mı? şimdi dinleyin. dört kulübe var.

f: ne?

b: kulübe. bilirsiniz, şu içinde yaşadığınız küçük şeyler işte. şimdi, iki kulübe ırmağın bir kenarında, iki kulübe de diğer tarafındadır. bir kenardaki kulübede bir kız ve bilge bir adam yaşar. öteki taraftaki kulübede tom, ötekinde ise archie yaşar. bir de karşıdan karşıya kayıkla insan taşıyan adam vardır. şimdi, iyi dinleyin bunu, kız archie'yi sevmekte ama archie kızı sevmemektedir. tom kızı sevmektedir ama kızın gönlü tom'da değildir.

j: zavallı çocuk.

b: bir gün kız, archie'nin, hatırlayın kızı sevmiyordu, amerika'ya gideceğini duyar ve bir kere daha onu da götürmesi için archie'yi ikna etmeye karar verir. şimdi kızın başına gelenlere bakın. kayıkçıya gider ve onu karşıya geçirmesini ister. kayıkçı, olur ama üstündekilerin tümünü çıkarırsan, der.

b.b: iyi de kayıkçı neden böyle bir şey istesin ki?

b: bırak şimdi neden istediğini, istiyor işte! kız ne yapacağını bilemez ve bilge kişiden akıl almak ister. bilge kişi de en iyi olduğunu düşündüğü şeyi yapması gerektiğini söyler.

f: bu pek akıl vermeye benzemedi, değil mi?

b: önemli değil, öyle diyor işte. kız konuyu düşünür; öylesine âşıktır ki soyunmaya karar verir.

p: bak şu işe, ee?

b: kız soyunur, kayıkçı giysileri alır; ama kıza elini sürmez, yalnızca giysileri alır ve kız onu da götürmesi için yalvarmak ve aşkını bir kere daha ilan etmek için archie'nin kulübesine koşar. bu defa archie, onu da götüreceğine söz verir ve bu yüzden kız o gece onunla yatar; ama sabah kalktığında archie gitmiştir. kız tek başına oracıkta kalakalmıştır. ardından, kız tom'a gider ve içine düştüğü durumu anlatarak ondan yardım ister. tom kızın ne yaptığını fark eder etmez onu kapı dışarı eder. gördünüz kızın başına geleni? zavallı küçük kız. terk edilmiş; ne giysileri, ne arkadaşları ne de hayatta kalma umudu vardır. şimdi soru şu, düşünün, hemen yanıt vermeyin: kızın düştüğü durumdan en fazla sorumlu olan kimdir?

Yoldan korkmuyorum
Tadına varmak, görmek gerekecek
Göğüs boşluğunda zikzaklar
Ve herşey iyi olacak
…orada
Rüzgar bizi taşıyacak
Büyük Ayı'ya mesajın
Ve yarışın yörüngesi
Kadifeden, yumuşak kısa bir an
Hiçbir şeye yaramasa da
…git
Rüzgar onu götürecek
Herşey yokolacak ama
Rüzgar bizi taşıyacak
Okşayış ve mermiler
ve bu felaket bizi çekip duran
Başka günlerin sarayı
Dünün ve yarının
Rüzgar onları taşıyacak
Omuzdan geçmiş genetik
Atmosferdeki kromozomlardan
Galaksilere giden taksilerden
Ve benim uçan halım der ki
Rüzgar onu götürecek
Herşey yokolacak ama
Rüzgar bizi taşıyacak
Ölü yıllarımızın bu kokusu
Birgün kapını çalabilir
Kaderlerin sonsuzluğunda
Biri ortaya konur, peki karşılığında ne alıkonur?
Rüzgar onu götürecek
Deniz yükseldiğinde
ve herkes kendi hesabını yaptığında
Gölgemin derinliklerine
Senin tozlarını götüreceğim
Rüzgar onları taşıyacak
Sen yokolacaksın ama
Rüzgar bizi surkleyecek

Umutsuz gecelerin başrolündeyim şu sıralar. Bir okyanus olup, kelimelerimi boğmak istiyorum kendi cehennemim de. Her zaman ki mumlardan yaktım etrafıma, belki yeryüzünden önce ben yanarım diye. Fiziksel olarak hiç bir işe yaramasa da, kanlar içindeyim şu sıralar. Ruhum, sanki beni tanımıyor. Bu ben olamam. Hayır hayır, acı çekmeyi alışkanlık haline getirmiş olamam. Gözyaşlarım süzülüyor yanaklarıma şu sıralar, belli etmiyorum. Göz yaşlarımdan öpecek birisi lazım bana. Sen öpeceksin, ben o mumları söndüreceğim..

                                                                                         Berkay Kara..

13 yıl ne ya? Kıza tecavüz etmişler, bıçaklamışlar, yakmışlar. 3 kişi.Kendi arasında devlet polisçilik avukatçılık mı oynuyo ben anlamadım şaka diyin ya. Biz kızı tanımadığımız halde böyle kötü oluyorsak ailesini arkadaşlarını düşünün bir de? Allah'ım görüyor o kızı yaktıkları gibi kendileri de yansınlar. Bugün Özgecan'a oldu. Dün başkasına olmuştu, yarın bize olur. Bu fark etmez. Kızlar adaleti falan afedersiniz de siktir edin. Siz kendi önleminizi alın. Çok küçükken benimde başıma geldi anlatmaya burada utanıyorum ama her yerde var bu pislikler. Benim kuzenimdi. Ben 5-6 yaşlarındaydım. 'O ergendir o yüzden abartma' dediler psikoloğa gittiğimde. Cidden çantanızdan eksik etmeyin minik spreyler, çakı tarzı minik şeyler. Yüzüklerinizi şu sivri taşlı olanlardan takın. Kendinizi savunmak için dersler öğrenin. Kimseye güvenmeyin. İşe yaramasa da siz mücadelenizi vermiş olun Özgecan gibi. Şu 'kardeşim' dediğiniz erkek kankalarınıza da güvenmeyin lütfen ya. Kızı kızdan iyi kimse anlayamaz. Samimiyetinize bir sınır çizin çünkü onlar sizin gibi düşünmüyor. O orospu,kezban aptal barbie yada apaçi dediğiniz kızlar sizi emin olun 'kardeşim' dediğiniz erkeklerden daha iyi korur ve anlar. Destek olun birbirinize. Çünkü iyi niyetli erkek çok az kaldı. Var ama çok az işte. Bende az çok yaşamış birisi olduğum için bu kadar kötü hissediyorum. Anlatamıyorum her şeyi ama gördüğüm kadarıyla her kız benden az benden çok yaşamış böyle bir taciz olayı. Dediğim gibi güçlü olun. Destek olun birbirinize 3 maymunu oynamayın bir tanıdığınız -sevmeseniz bile- böyle bir şey yaşadıysa. Bir erkeğe ihtiyaç duymaktan vazgeçin. Ancak böyle üstesinden gelebiliriz.

“Ben Sadece Tomris Uyar'ı Kıskanırım”

kullanma ve kullanılma isteği doğuruyor, bu doğurganlar
ölü bir filozofun kemiklerini sızlata sızlata bir hal oldunuz kızlar, platonikler
olanaksızlığın çekim gücü bu kadar mı baş döndöndürücü

sizi daha çok sevebilirdim benim sevdiklerimi sevmeseydiniz
o güzel , küçük elleriniz, ah kızlar
ne işi var şimdi sevdiğim adamın omzunda, o elleriniz, çekip öpüyorsunuz
iyi halt ediyorsunuz

bardakların boş tarafına bakıyoruz, oysa kimse dolduramıyor, içimizi
sizi anlıyorum
şömine kömürleri kokmakta, romantik
beste-kerhane makamından şarkılar çalmakta, dinliyorum…

yalnızlığı sevmeyen adamdan uzak duracaksın
yalnızlığı seven adamdan daha da uzak
(abla tavsiyesi)
o uyurken sen sayacaksın kemiklerini, çizgilerini
düşüneceksin, ne kadar işe yaramasa da düşünmek
düşlemekse, ne yarar gülüm?
(ama falcıya git, bu yasak değil)

yüzük mü? haha güldürme beni
huzur mu? şimdi daha çok gülüyorum
anlam mı? bak orada durdu kahkaham
başladın öğrenmeye…

hem esrarengiz, hem de güvenli mi?
hangi dünyada yaşıyorsun, kızdırma beni
eski solmuş bu kalabalığa yenilmeyin, onlar çoktan kaybetti.

sen masumsun istediğin adamım kadar
ve o adam adinin teki en az senin kadar
aldatılanlar var bu hikayede acımasızca
aldatanlar da aldatıldı en yakınlarınca…

aynı mahallenin kızlarıyız, kim kimi kandırabilir?

gözlerinde görüyorum sevdiğim adamı, (gözler kalbin aynasıdır)
ben burada hiç güveysinden hallice…

tuhaf kokulu ormanlarda tını avcılığı, ah gerçek aşkım
aslında uğraşamam bunlarla, benim avım gücüm var
yanıbaşımdaki bu suyu akan ağızlar, çürütmeyin yeşili.

kalın teller titriyor, tokmaklar derilere vuruluyor, her gece
bu duo'lar dönüşüyor kuartetlere
bu kadar birleşim, kim kiminle, neden, yeter
fonda hep erykah, massive attack ve me'sell
o büyük kulaklarıyla sağır olur işallah bazı kızlar, dua
( kiminle uyuduysam olmadı, onu gördüm rüyamda )

sevdiğim adamla yudumlarken içkilerinizi
keyifli misiniz, olmuş, olan ve olacaklardan ötürü?
geliyorum bak, çok pis ve gürültülü

‘ceylan abla, ne olur yapma'lar için artık çok geç
baş parmaklarınızı uzatın, şu kör makası da
yapamaz mıyım? ( hafife alma, aşk vurur insana )
bir gün gelirse hikayenin sonu, pişman olacağım tek kararsızlığım bu…
peki yapmayacağım.
onlar su gibi içerler içkilerini
siz su ile içersiniz bebeğinizin zehrini
hizmet eder tutkunuza, katilliğinizin duygusu
yanlış olması kadar, yasak, gizli, acı ve muhteşem, üstelik korkunçtur
içinde öldürdüklerin bazen aşk bazen bir çocuktur
bebeğin bacaklarından sızar
hangi adam, hangi an bunu telafide?
ah bu fedakarlıklarınız, kokuşuyor etrafta keskin
akışırken köpüren ağızlarınızı siliyorum
anne olamayacak kadar çocuksunuz, sizi seviyorum

*yoo, hiç kıskanmıyorum
(ben sadece tomris uyar'ı kıskanırım)
dilimin ucundaki en çıplak gerçeği söylemeye utanmıyorum
aklının bir yön var ya önünde kızım
tam benim yanımda duran bu adam, senin anti-istikametinde, hah tam orası
sakın bakma!