yanda

Bir gün tumblrda dolaşırken bir çocuğun blogu dikkatimi çekti. Yazılarındaki duygular, insanlara verdiği cevaplar falan çok hoştu. Ben çocuğu stalklamaya başladım. Her gün sınır yiyene kadar anonimden soru soruyordum ona. Bu sırada bana biri anonimden soru sormaya başladı. Ben nasıl o çocuğa ondan hoşlandığıma dair şeyler yazıyorsam, bana gelen anonim de aynı şeyleri bana yazıyordu. İkilemde kalmıştım. Bir yanda benden hoşlanan tanımadığım biri, diğer yanda ondan hoşlandığım fakat kendimi tanıtamadığım biri... Aynı durumdaydık. En sonunda anonime özelden mesaj atmasını söyledim. Ve gelen mesaj O’ndandı. Hani şu hoşlandığım çocuktan! Şaşırıp kalmıştım. Böyle şeyler yalnızca kitaplarda veya filmlerde olurdu. Nasıl gerçek olabilir- şaka be şaka. Nerde bende o şans? Çocuğa ilk anonimden mesaj attım, ben gayim dedi.
Bugün kankamla yemek sırasındaydık yanda da hiç sevmediğim bi kız vardı bende kankamı kıza doğru ittim arkamı döndüm sonra.. ardından kankamın bana kızmasını beklerken 'olum söyleseydin ben kendimi daha hızlı iterdim' demesiyle kardeşliğimizi zirveye taşıdığımızı farkettim, canım kankam
Evet gta gibi yaşamaya karar verdim Bilgisayarda oynadığım zaman oyundaki karakterimin hayatı ne kadar eğlenceli oluyor diye düşündüm. dedim para var, araba var, ev var, karı var. sokakta herkes bundan korkuyor. dedim gerçek hayatda neden olmasınki amk? sonuçta oyundada polis var hayatdada ama zeka seviyelerine bakarsan ikiside aynı. oyundada politikacı var gerçek hayatdada ama zeka seviyelerine bakarsan oyundakiler daha zeki amk. hatta oyundaki siviller bile daha zeki amk. üzerlerine araba sürünce kaçıyorlar, kırmızı ışıkta duruyorlar. ulan kafama yattı gittim giydim paltomu, üzerimede bir ceket geçirdim oturdum görev bekliyorum. telefonumuda masaya koydum. İlk görev oğlum git ekmek al. Annem girdi içeri. masamın üstüne 4 lira bozuk para koydu. aldım parayı cebe. dedi git ekmek al kalanıylada kola al. güzel 3 lira bana kalıyor. ayağa kalktım ve annemin elini sıktım. olmuş bil dedim. konuşurkende ellerimi, kollarımı falan olabildiğince oynatmaya özen gösterdim. sonra bir sigara yaktım ve çıktım dışarı. baktım bizim komşu emekli ali abi renault clio arabasına biniyor. beni görünce gülümseyip selam verdi. kısa mesafe olmasına rağmen hızla koşarak yanına gittim. hey men, nice car! diye bağırdım. bu ne diyorsun oğlum iyimisin? diye sorunca suratına bir tane patlattım. bunun gözlükleri suratında parçalandı. daha sonra bunu kolundan tutup hızla kenara ittim. bu kaldırıma yuvarlandı. anahtarı aldım elinden bindim arabaya ve hızla gaza bastım. bu arkamdan eşşek oğlu eşşek, apartmandan attıracam lan sizi diye bağırıyor amk. Arabada son sürat gidiyorum amk. ne kırmızı ışığı takıyorum, ne yoldan geçen vatandaşı. baktım 70 yaşında bastonlu bir amca yoldan geçiyor. o an durmak istedim ama prensiplerimi çiğneyemezdim. niko olsa dururmuydu amk. amcaya doğru son sürat giderken amca duracağımı zannederek yüzünü bana doğru dönüp gülümsedi. son gördüğüm manzara buydu. büyük bir çarpma sesinden sonra dikiz aynasından amcayı yan mahalleye doğru uçarken gördüm. bir kaç km sonra bim toptan fiyatına parekende satış mağazasının önünde durdum. sertçe frene bastığım için öndeki arabanın kaportasına büyük hasar vererek durabildim. siktir et amk. indim arabadan girdim bimin içine. yürürken karşıma çıkan tam yağlı dost süt 1.99 tl yerine 1.50 kr tabelasına bir tekme patlattım. daha sonra çikolata rafının karşısına geçip çikolata paketlerini yumruklamaya başladım. her şey yere düştü. çevremdeki teyzeler ve çalışanlar falan anlamsız gözlerle bana baktılar. ben koşarak dolaptan ekmeği aldım ve kolumun altına koydum. daha sonra girdiğim kapıyı tekmeleyerek tekrar çıktım. Arabaya bindim. gene gazı köklüyorum. arabanın ön tarafı içine göçmüş. dikiz aynasının biri yok. bi baktım ekip otosu park etmiş yanda beni görünce açtılar sireni amk. bunlar peşime takılınca bende gazlamaya başladım. bunlar mikrofondan dur falan demeye başladılar. dedim tommy vercetti olsa napardı amk. sonra girdim ana caddeye bunlarda hala peşimde baktım önde iki polis arabası barikat yapmış. ben hızla girdim arabaların arasına polisler kaldırıma kaçtılar. arabalar büyük hasar gördü. bende direksiyon hakimiyetini kaybettim araba ters döndü amk. baktım bunlar koşup etrafımı sardılar. indim arabadan yüzümde çizikler, kolumdada bir ağrı vardı belliki çatlamış. ben ağrı sızı dinlemeden zıplaya zıplaya kaçmaya başladım amk. polisin teki geldi boynumdan tuttu yere devirdi beni diğer ikiside joblamaya başladı. sanırım bi 3 yıldız olmuşum amk silahım olsa kaçardım. Bunlar beni yaka paça karakola götürdü. sorgu odasına girerken hey man! you are police! diye bağırdım. bunlar beni döverek sorgu odasına soktular. girerken cebimdeki çakıyı falan aldılar. amir girdi içeri. dedi manyakmısın oğlum sen? cevap bile veremedim. o an mission failed yazısı belirmişti gözümün önünde. ağlamaklı oldum. bu bana geldi bir tane patlattı. dedim pes etmek yok. carl olsa böyle yapmazdı diyerek ayağa kalktım. amiri tutup ittim bu sandalyeye takılıp yere yuvarlandı. benden böyle aptalca bir saldırı beklemiyordu. hemen silahını aldım ve amirin başına dayayarak dışarı çıktım. polisler beni görünce silahlarını çıkarttılar. bırak onu falan. dedim ekmeği getirin lan bana. hangi ekmeği? bimden aldığım ekmeği getirin! diye bağırdım. bunlar yırtılmış poşetin içinde ekmeği getirdiler. o anda ağlayarak annem girdi içeri. oğlum ne işin var burda? diye bağırıyordu. ben ekmeği ona vermelerini söyledim. annem ekmek poşetini anlamsız gözlerle eline alınca kahkaha attım. başarmıştım. kazanılan para 3 lira. görev tamamlandı. Gözümü açtığımda hastanedeydim amk. tek hatırladığım polislerin silahımı elimden kapıp beni sorgu odasına tekrar götürmeleri ve saatlerce dayak yemem. etrafıma bakındım hey man! nerdeyim diye sordum amk? hala oyundan vazgeçmedim. hemşire geldi bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında olduğumu söyledi. dedim ben deli değilim amk çöz beni orospu. bu eline iğneyi alınca fuck you bitch! diye bağırdım. iğneyi batırdı gözlerim yavaşca kapanmaya başladı. görüş açımın sol üst tarafında siyah bir kare içerisinde yazılar gördüm. “karakola girdiğinizde polisler silahlarınızı ve paranızın bir kısmını alır. rüşvet vermek zorunda kalırsınız. çıktığınız zaman yıldızlarınız söner. yıldız azaltmak için gizli noktalardaki yıldız simgesini alabilirsiniz” dedim senin amına koyim. şimdimi söylüyorsun bunu amk. Neyse amk 1 ay sonra ben akıl hastasıdır raporuyla hastaneden çıktım. babam ve annem yanımdaydı. bana acıyan gözlerle bakıyolardı amk. ben dedim oğlunuz diaz olacak siz hala inanmıyorsunuz. hastanenin kapısından tam çıkarken ben olduğum yerde durdum. babam döndü yürüsüne lan diye bağırdı. oyundada hastanenin çıkışında bir süre bekletiyordu. gözümü kapadım. sol üste siyah kare geldi tekrar. “hastaneden çıkarken bir miktar paranız gider. kalp simgelerine tıklayarak sağlığınızı arttırabilirsiniz. ambulans görevi için bir araç bulup 2`ye basın” sonra olduğum yerde bir kaç kere zıplayıp yürümeye başladım. o anda babam kemerini çıkarmış bırak öldüreyim şu it oğlu iti diye bağırıyordu. annem yapma bey diye yalvararak babamı tutuyordu. sinirlenmiştim. babamın yüzüne bakıp fuck you! diye bağırdım. kel kafasına bir tane patlattım. sonra hızla yandaki ambulansa doğru koşmaya başladım. Bindim ambulansı açtım sirenleri gidiyorum amk. arabalar çekiliyor önümden. avcılar tarafında bir silah dükkanına gittim. ambulansıda sirenleri açık şekilde dükkanın önüne çektim. girdim içeri dedim bana bazuka ver. adam dedi dalgamı geçiyorsun sen benle. dedim yoksa ak47 falan ver. bu ruhsatın varsa deagle verebilirim dedi. sinir oldum amk. malikane basıcam ben ufacık silahlamı çatışayım. girdim içerde dolanıyorum. baktım beyzbol sopası. aldım bunu elime dedim bunu alıyorum. adam geldi 30 lira dedi. bunun suratına indirdim sopayı yere yığıldı. bir kaç silah alıp ambulansın bagajına koydum. sonra görev yerime doğru gitmeye başladım. Mahalleye geldim. bizim bakkalın önünde durdurdum ambulansı. bagajdan aldım tüfeğimi elime girdim içeri. beni görünce şükrü amca ayağa kalktı. hoşgeldin evladım falan diyor. bide yüzünde aptal bi gülümseme. dayadım silahı bunun alnına göt gibi kaldı. sonra bırak şakayı oğlum ne istiyosan söyle işim gücüm var oyalama beni dedi. itti silahı eliyle. nerden aldın bunu kırtasiyedenmi diye sordu bide. lan ben dellendim. sıktım bunun bacağına bi tane. bu bağırışlar içinde hayvan oğlu hayvan diye bağırıyor. dedim kasadaki bütün paraları koy masaya. bu kasadan 50 lira çıkarıp attı önüme. dedim bu kadarmı amk. dedi süpermarketler küçük esnafı bitirdi biliosun. neyse aldım parayı koydum cebime. sonra raflardaki çubuk krakerlere falan nişan alıp sıkmaya başladım. silah sesini duyan komşular bakkalın önüne toplandılar. şimdi ne yapcağımı biliyorum amk. Çıkardım sol cebimden el bombasını. çektim pimini. salladım dışarı amk. amcalar, teyzeler nasıl kaçışıyor. bu büyük bir gürültüyle patladı. baktım helikopter sesi falan geliyor. polis sirenleri falan. şükrü amca eğilmiş ellerini başının üstüne koymuş. please! don`t shot me! diye bağırıyor. ulan yaşlı başlı adamsın. benim yaşımda çocuğun var amk. kurduğum cümleyi sikeyim. taradım bunu beş dakika falan. baktım polisler bakkalın çevresini sardılar. her yer polis arabası. çatışma başladı. kapana kısıldım amk. sonra merminin teki sağ omzuma isabet etti. kalktım ayağa aspirine diye bağırıyorum. baktım hala kanıyor. korsan cd ondanmı acaba amk. ulan koşarak çıktım dışarı. polisler bana ateş ederken ben bağırarak koşuyorum. helikopter havadan ışık tutuyor bana. kanlar içinde yere düştüm. wasted yazısını görür gibi oldum amk. sonra gözlerim karardı. cehennemin dibini boyladım. keşke eve uğrayıp mutfakta kaldığım yeri kaydetseymişim amk.

Sis Reyis is Back !

dört arkadaş öğrenci evinde yaşıyoruz. cumartesi günü tabi bizim baba bankaları parayı pazartesi yolladığından dolayı cebimizdede para yok. herneyse zar zor 4 kişiden 15 TL para topladık. iki arkadaş çıktık markete yanımdaki arkadaşın gelme sebebide kasiyere aşık olması. girdik markete bakınıyoruz arkadaşla cebimizde 15 TL var 4 kişiyi doyuracak birşeyler arıyoruz. önce bi kola aldık 3,50 ye, bu yanımdaki lavuk ta kanka gel muhabbet açıyım kızla diyerekten kıza önerdiğiniz bisküvi tarzı birşeyler varmı diyerek nasıl soruysa artık sordu. kızda oreo nun yeni gelen special edition bisküvilerini gösterdi bizimkide dururmu fiyatı sormadan hemen aldı 4 tane. kıza kolayı ve 4 bisküviyi verdik 51,5 tuttu aq. yanda arkadaş bayılacaktı az kalsın, önce bi ağzımız tutuldu sonra arkadaş kıza rezil olmamak için kredi kartını çıkardı ödedi aq jfjfn. Eve gelincede bilseydim sizi lokantaya götürürdüm ordaki kasiyerde güzeldi diyor fjfjfjjddıksl.

Sevmek en büyük devrimdir
Sevdim,
Komünistler depreşti kalbimde
Bir yanda sağcılar
Aman Allahim yinemi sizler..
Kaç dostum direnilmez bu aşka
At aşkı başkadır onlarda
Koyun sever
Sürülerinin en iyi fertleridir aslında
Sev dostum, sen olan her şeyi canliyi sev
Sev ki yaşamak kadar güzel gelsin  hayat
Ölürken bile sensiz bir köşe başında
Kalbimde cam kırıkları
Elimde bir cift kelime
-“seni seviyorum”

Bir yerde insanın yoksulluğunun otomobilinin markasıyla ölçüldüğü ülkeler, öte yanda bir kap bakla ezmesiyle iki gün geçirmek zorunda olan, bir salgın hastalıkla insanların kitleler halinde öldüğü ülkeler var. Ama gariplik böyle bir zıtlığın yaşanmasında değil. Asıl garip, tuhaf olan fiziki açlık çeken insanların karınları doyar doymaz meselelerini büyük ölçüde çözüyor olmalarına rağmen, otomobilin markası yüzünden yoksul sayılanların iflah olmaz bir tatminsizlik duygusuyla acı çektikleridir.
—  İsmet Özel
İlkokul 5. sınıftayız her zaman olduğu gibi matematik dersinde en arkadaki yerimi almış hocanın gelmesini (filmin başlamasını) beklerken elim kafamın üstünde dün gece izlediğim amerikan güreşini arkadaşlarıma anlatıyordum.Benim favori adamım olan rey mysterio abimin adamı olan undertaker'ı mucizevi bir şekilde 619 çekerek yenmişti.Ben de sevinçten abime el hareketi çekmiştim abim de untertaker'ın yenilgisini hazmedemeyip bana onun Tombstone hareketini yapmıştı aq.Tv'de Bilgehan Demir özellikle "Bu hareketleri okulda vs denemeyiniz !" demişti.Ben de abime "Bak adam ne diyo yapma hem Rey mysterio korkak zaten maske takıyor gerçeklerin ardında saklanıyor.Gerçeklerin ardında saklanan insanlar asla rakibini yenemez hem de undertaker adamdır." dedim.Ulan o yaşta sırf kıvırmak için edebiyat yapmışım.Bu hareketimle kendimi edebiyat yaparak bi kıza yürüyormuş gibi hissettim.Neyse bundan sonra abim biraz duygulanır gibi oldu fakat "BURASI OKUL DEĞİL !!" diyip kafamı yere vurmuştu.Elimi kafamın üstünden çekerken sınıfa matematik hocamız Ahmet Hoca girdi ve girer girmez problem çözmeye başladı.Ulan insan bi hal hatır sorar sanki peşinden einstein kovalıyor aq.Tabii o zamanlar hoca "Anlat bakalım Enes neyin var." deseydi, başlardım Melis'i anlatmaya ardından muzlu sütümle şat yapar, "daha dün annemizi.." söyler mutluluklar dilerdik fakat konumuz yaş problemleriydi.Hoca soruyu okurken bi gözüm Melis'teydi.Resmen kızın yüzünden şaşı olmuştum hoca bi tarafta kız bi taraftaydı.Neyse hoca soruyu bitirirken ben de kendimce notlar alıp hızlıca çözmeye başladım ve bitirip hemen hocaya koştum.Hem de öyle bi koştum ki en son öyle koştuğumda başka sınıftan bi lavuk Melis'in saçını çekmişti.Hocaya defteri gösterdiğimde ingilizce dersindeki bakışım gibi bi bakış atıp beni yerime gönderdi.Ardından sınıfın komşu çocuğu olan Emre defteri götürdü ve hoca onu tebrik edip alkışlatmıştı.5/B'nin altın kuralıdır, matematik dersinde kim soruyu önce çözerse sınıfın reisi odur ve herkes ona hayran olur.(kısacası popi olur.)Tabii benim tek amacım vardı o da Melis'in bok rengi gözüne girebilmek.Sırf onun dikkatini çekebilmek için çöp kovasının önünde şınav çekmiştim, tuvalete gidip saçımı ıslatıp havaya dikmiştim, (saçmalamayın tabii ki İsmail YK'ya özenmiyordum.) hocana gelene kadar ayakta gezinip kendimi tahtadaki yaramazlar listesine yazdırmıştım.Hoca "Enes neden yerine oturmuyorsun ?" dediğinde sadece gülmüştüm.Hoca "Neden gülüyorsun evladım ?! Komik bir şey varsa söyle biz de gülelim." demişti.Ben de Melis'in gözlerinin içine bakarak "Duvardaki 'Aşkım' yazısına." demiştim ve hoca beni tokatlayıp yerime oturtmuştu.Hatta tenefüste Melis'in saçını bile çekmiştim fakat Melis "npysn yhaa slk sni örtmne dicm " diyince pişman olmuştum.Böylece hayattaki ilk tribimi de yemiştim.Neyse Emre soruyu tahtada çözünce sonuçlarımız aynı çıkmıştı ama Ahmet Hoca yazım çok çirkin olduğu için bana bakmamıştı bile.Ulan yüzümüz çirkin olur kız bakmaz, yazımız çirkin olur hoca bakmaz, üzüm üzüme baka baka bile kararırken bana kim bakacak aq.Durum daha da kötüleşiyordu, Melis tenefüste Emre'nin yanına gidip soruyu nasıl çözdüğü soruyordu.Ben de gizlice onları izleyip kıskanıyordum.Daha sonra beslenme saati geldi ve herkes hayvan gibi yemek yemeğe başladı ve o gün cuma günüydü.Cuma namazı olması dışındaki önemi ise patates kızartması ve köftenin olmasıydı.Sınıfın çoğunlu programa uyuyordu lakin ben her zamanki gibi içimdeki "ÂřśīŻ BëŁåýì" çıkarıp kek, mandalina ve püskevit getirmiştim.Hem de o güne özel para kıyıp 1,5 TL olanlardan almıştım.Herkes yeneğini bitirdikten sonra ben de kendiminkileri yemek için poşetleri açıyordum fakat o yırtılma sesini duyan aç arkadaşlarım "AGA BANA DA VERSENE" diye zombi gibi üzerime yürümeye başladılar.Ben de Rick Grimes gibi kaçmaya başladım fakat tam o anda Melis ile göz göze geldik ve "Enes bana verir misin ?" dedi.Tabii o zamanlar küçüğüz fesat düşünmek nedir bilmeyiz.Şu an aynı konuşma olsa ibnece güler "olur" derdim.Neyse bi yanda sevdiğim kız diğer yanda sabah yemeğim vardı ve tabii ki sabah yemeğimi seçtim ve "olmaz" dedim.Zira hayvan gibi açtım fakat vicdansız kız hemen cazibesini kullanıp afrodit gibi etkisi altına aldı beni ve "Aşk olsun amaaa" dedi.O anda kendimden geçtim sevdiğim kız bana "Aşk olsun" demişti.Demek ki o da beni seviyormuş.Ben de hemen elimde neyim varsa Melis'e verdim.O da onları yiyip bir kelime bile etmeden arkasını dönüp gitti.Ben de o gün bir şeylere değer verip nasıl kaybedilir onu öğrenmiştim.Toplam 5 TL verdiğim yemeğim gitmiş, onurum 5 paralık olmuştu.AÇ KALMIŞTIM AQ.Kız zaten hep gidiyordu, alışmıştım ama o yemek beni hiç bırakmamıştı.Herkes neyse de yemek acıtmıştı be...İki gün sonra karne günüydü ve sınıfta parti vardı.Hepimizin anası yemek yapmıştı.Müzik falan da vardı ve millet şimdiden dansa başlamıştı.Ben de o güne özel asker kıyafetime bürünmüştüm.Şapka, postal ve kamufle pantolon giymiştim.Tam anlamıyla bir "Enescik" olmuştum.Ben partiye sonradan katıldım.Zira assolistler en son gelir :d Şaka şaka annem geç hazırlanmıştı o yüzden geç kaldık.Bu kadınlar 7'sinde neyse 70'inde de aynı aga 59588559 saatte hazırlanıyorlar.Neyse sınıfa girdiğimde herkes bana bakıp "Ooooooo façan yansın karşiiiiiim <3" bakışı atmıştı.Umarım Melis ''kardeşim" dememiştir.Neyse tabii o zamanlar "Günah benim, bağdat, saçma sapan" gibi şarkılar popi olmadığı için Barış Manço'dan "Domates, biber, patlıcan" dinliyorduk.Ne kadar aç bi sınıf olduğumuzu şarkıdan da anlayabilirsiniz.Ben de açlığımı dindirmek için hemen yemek bölümüne gittim ve beklemeye başladım.Ardından romantik dans müziği çalmaya başladı ve herkes birbiriyle dans etmeye başladı.Bir an "Çocukları pistten alalım lütfen." demeyi düşündüm fakat o zaman Melis de gidecekti bu yüzden Melis'e doğru yürüdüm.Sırtı bana doğru dönüktü.Çok heycanlıydım, sene boyunca bu anı beklemiştim.Normalde dost başa, düşman ayağa bakar ama ben sırtına bakıyordum.Kendimi arada kalmış gibi hissettim fakat kendime "KORKANIN ÇOCUĞU OLMAZ !" diyip elimi Melis'in sırtına doğru uzattım ve tam "Melis !!" diye seslenecekken Emre araya girip kıza sakız gibi yapıştı.Ulan zaten okul 1.si sensin bari kızı bize bırak aq.Tv'deki lise dizelerinde zeki olanlar güzel kızlarla dans edemezdi.Ne ara senaryo değişti, biz hangi dizide oynuyoz aga.Şimdi buna sevinsem mi üzülsem mi anlamadım aq.Zeki olup yalnız kalmak mı, aptal olup hatunla dans etmek mi ? Uff sanırım bu problemi çözecek kadar zeki değilim.O yüzden 2. seçenek.Neyse Melis'i o lavukla görünce başım dönmeye başladı ve en arkaya gidip her şeyin başladığı sıraya oturdum.Kafamı çevirip tekrardan filmi izlemeye başladım.Başrolde de Melis ve Emre vardı.Eminim Leonardo DiCaprio bile bu filmde başrol oynamak için benim kadar çabalamazdı aq.Başımı öne eğip yaptıklarımı düşünürken yanıma sınıfa bu sene nakil gelen Maşite geldi ve "Dans etmek ister misin ? Hadi gelsene." dedi ve ben şok ben wefat bi kız beni dansa kaldırıyordu ve ben ne dansı ne kızı ne de konuşmayı bilmiyordum, bir anda dilim tutulmuştu adeta.Dilim çözülünce "Hayır" dedim fakat kız inatçı çıktı Rıza Baba.Kızla beraber kalktık ve dans etmeye başladık.Tabii bizim yaptığımıza dans demek için 558485959 tane şahit gerek.Eğer yaşadıklarım bi film olsaydı eminim Maşite'yle pistin tozunu attırıp Melis'i kendime aşık etmem lazımdı fakat ne bu bir filmdi ne de ben dans etmeyi biliyordum....Sanki hayata 5-0 yenik başlamış gibiydim aq.Emre Melis ile dans ederken ben Maşite diye bi kızla dans ediyordum.Maşite ne aq Melisa falan olsaydı bari Melis'in çakması gibi 2. el felan ama olsundu ona da razıydık be.. Hani kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanıyordu aq.Yalan ulan inanmayın böyle şeylere.Her şey bi problemle başladı ondan sonra matematiğe küstüm.Emre LYS'de ilk 30'a girerken ben 130 bine bile giremedim.Bence Melis geleceği görmüş ve benden bi bok olamayacağını anlamış ve Emre ile dans etmiş.Aferin Melis ben olsam ben de Emre ile dans ederdim.