ya yaa

madari-art  asked:

Hey! I was diving into your tumblr because I love how you explain the speech and the honorifics. I just wanted to know if you've already talked about chapter 27, where Bum starts to call Sangwoo by his name and sangwoo says "don't", which lead me to wanting to know which honorific Bum used and how that maybe influenced Sangwoo to be even more pissed at Bum. I know I already told you this but I love your explanations 💕

Thank!

I mentioned this before. But I’ll go ahead and translate the whole thing.

“…Wait!…Sangwoo-ssi…”

“Sang…woo…”

“Sangwoo-ya!”

“HEY.”

“Don’t.”

“Sangwoo-ya…Sangwoo-ya…!”

“Sangwoo-yaa…”

“Ah! Don’t touch me!”

“Sangwoo-ssi…”

instagram

Jennifer Lopez’s makeup-free Dubsmash is giving us life on HelloGiggles

Bayadır merak ettiğim bir konuda araştırmamı tamamladım, özetimi geçiyorum:

Başlık: ERKEKLER KADINLARIN POPOSUNA NEDEN BU KADAR ÇOK ÖNEM VERİYOR?

İlk olarak Austin’deki Texas Üniversitesi profesörü David Buss’ın [alanı: (evrimsel) psikoloji] evrimsel savlarından girelim. Erkeklerin kadınlara, ilkel dürtüleri doğrultusunda bilinçsizce “üreme” amaçlı yaklaştığını iddia eden, o çok yaygın evrim savlarından biriyle giriyor konuya Profesör Buss. Tabii bu savı ortaya atarken henüz genç bir araştırma görevlisiymiş ama sonra üzerine kitap bile yazmış. Neydi o çok yaygın savımız? “Erkek farkında değildir ama bir kadına baktığında aklından geçen ilk şey “ben bu kadınla üreyebilir miyim? Bu kadınla soyumu yürütebilir miyim?” sorusu olur. Konuya buradan girerek, “Kadının kalçalarının düzgün ve dikkat çekici olması, erkekte ‘evet, ben bu kadınla sağlıklı bir şekilde üreyebilirim’ algısı yaratıyor” diyen Buss, erkeğin ilkel beynine yoğunlaşıyor. Girgin bir bel oyuntusu ve çıkık bir kalça, erkeğin ilkel beyninin bilinçdışı kısmında, “bu kadının sağladığı fiziksel açılar, hamile kaldığında bebeğimizi başarılı bir şekilde taşıyabileceğini işaret ediyor” gibi bir algı yaratıyormuş. Yani diyor ki, bu kadın bu bel ve bu kalça ile hamilelikteki kütle değişimini iyi kotarabilir. Düz bir bel oyuntusu veya kuru bir göt, erkekte sağlıksız bir imaj çizebiliyor ve erkeğin sizi hamile bırakma – yani size güvenme – dürtüsünün önüne geçebiliyormuş. Pek tabii libidosunun da. Tıpkı büyük memeli kadınların bir bebeği daha iyi emzirebileceğine dair hissettikleri dürtü gibi, bu da şapşal erkeklerimizin “üretkenlik” algısıyla alakalı bir durummuş yani. Ha, biyolojik olarak erkeklerin haklı dürtülere sahip olduğunu gösteren bulgular söz konusu değil ama erkeğin bilinçaltında yanlış da olsa böyle düşünceler oluşuyormuş yani. Elbette memesi büyük kadınlar, memesi küçük kadınlara göre bebeğin sağlığını etkileyecek boyutta süt farklılığına sahip olmuyor.

Seks üzerine kitapları bulunan ve “seks uzmanı” olarak bilinen Eric M. Garrison ise, “insan yasak olana daha çok merak duyar” diyor. Yani kadınların genellikle anal seksten uzak durmaları, anal seksin toplum içinde bir tabu oluşu, hayvanların çoğunluğu anal birleştiği ve insanın kendini “üstün ırk” belleyişi gibi bir ton sebep, erkekte daha fazla merak ve buna bağlı olarak daha fazla istek uyandırabiliyormuş. “Anal seks yaygınlaştıkça meraklısının sayısı azalabilir” diyor bu yüzden seks uzmanımız. Yasakların psikoloji üzerindeki çekiciliğine aşırı inanan bir insan olarak onun satırlarını okurken “tabii ya, he yaa” demeden geçemedim.

“Kültür ve coğrafyanın da etkisi var” diyor Buenos Aires Üniversitesi araştırmacıları da. Atıyorum, dünyada popüler olan pop şarkıcıları bi’ düşünün. Kadınları kalçalı olan ırkların video kliplerinde genellikle havada uçuşan büyük popolar görürüz. Aklıma gelen ilk örnekle; bir İngiliz kadın grubu olan Little Mix’in herhangi bir klibinde diğer popolar kadar ön plana çıkarılmayan minik beyaz popolar görebilirsiniz. Arjantin erkeklerinin %59’u “kalça en önemlisi” derken, İngiliz erkeklerinin çok ama çok azı kalçayı kadının diğer uzuvlarından daha seksi bulduğunu ifade etmiş. Pek tabii anal seks oranları da bu oranlarla paralel olarak artış veya düşüş gösteriyormuş. Hoş, dışarıda koca popolu teyzeler kol geziyor ancak hiçbirini anal seks yaparken düşünemiyodeyhwsyhdcjsj. Neyse ciddi bir şey yazıyorum, bilimsel bir şey yazıyorum burda bi dur!

Kültür kısmına bir örnek daha vermek gerekirse, porno sektöründe “köpek stili” ve “kalça tokatlama teması” revaçta bir hal almaya başladıkça, erkeklerin ilgisinin de bu tür şeylere yönelmeye başladığından bahsediliyor. Kültür tabii ne sandınız, “porno kültürü” diye bir şeyin olmadığını iddia etmeyeceksiniz öyle değil mi!?

Ayrıca, normalde kalçalarla ilgilenmeyen bir erkek, yanında devamlı “kardeş şu göte baksana” diyen bir erkek kankaya sahipse bir süre sonra o da istem dışı göte bakmalara başlayabiliyormuş. Kültür…

Düşük rastladığım bir sav olsa da benim hoşuma gitti; erkeklerin sevişme esnasında bir şeyleri eliyle yakalama, tutma, sıkma gibi eylemlere duydukları ihtiyaç ve arzu doğrultusunda, tutulup sıkılabilecek olan her kadın parçasının onların bilinçaltına libido pompaladığına dair bir düşünce de var. Adam popona bakıyor, sevişirken sıkabileceği herhangi bir şey görmüş oluyor ve aklına otomatik olarak “sevişmek” düşüyor…

Heteroseksüel erkeklerin, hem kadınlarda hem de erkeklerde bulunan ortak organlarda ayırt edici bir şeyler araması durumu var bir de. Erkek kalçaları “genellikle” daha düz, etsiz, bel oyuntusuz vs olduğu için, heteroseksüel bir erkek, kadının kalçasını herhangi bir erkek kalçasından ayırt edebilecek özelliklerden hoşlanıyor: daha yuvarlak hatlar, daha belirgin bir görüntü, oyuntulu bir bel, vesaire. Peki erkek ve kadın kalçası arasındaki bu belirgin farkların sebebi neymiş biliyor musunuz? Evet onu da araştırdım; ergenlik döneminden sonra yağ birikimi ve dağılımını cinsel (cinsiyet belirleyen) hormonlar yönetiyormuş. Erkek, yağlarını sindirim bölgelerinde taşırken; kadın ise yağlarını kalça civarında taşıyıp, tüm vücuduna ora üzerinden paylaştırıyormuş. Bu da dışarıdan bakıldığında göze çarpan farklılıklar yaratıyormuş tabii.

İşte bu kadar. Ya da bu kadar değil ama bana en mantıklı gelenleri böyle.

Meraklısı için, şu yazıda da memeleri incelemiştim.

Hiatus.

{ Han pasado muchas cosas estos días y básicamente me quedé sin internet hasta nuevo aviso.

Si alguien quisiera droppear un ship que llevábamos o estábamos en proceso de armar, sientase libre de hacerlo (pero aviseme de antemano). No siento que sea justo el hacerles esperar más por algo que ni yo sé cuándo va a ocurrir ;(.

Eso. Les quiero y les extrañaré. }

"Iya..."

“Dek, kopi sachet ga sehat.”
“Tau. Kan gak tiap hari.”
“Jangan sering-sering ya.”
“Iya…”
“Bukannya salah satu wujud rasa syukur itu dengan cara menjaga kesehatan?”
“Hmm…”
“Lebih baik diganti kopi beneran.”
“Hmm…”

Itu, aku dan mas Her. Coba tebak aku yang mana…hehe

Sebenernya aku gak terlalu suka kopi sih. Gak ngerti juga jenis kopi apa aja, cara nyeduh kopi yang bener gimana, atau tempat ngopi yang jual kopi terenak di Jogja mana aja. Bahkan kayaknya semua kopi rasanya sama aja.

Tapi entah kenapa, kalau ga minum kopi tuh, pusyink. Padahal minumnya juga ga harus secangkir. Bahkan ga harus minum, nyium baunya aja udah senang.

Hiks.

Kalau di Duri, kalau mau bikin kopi ijin dulu sama Ibuk. Atau biar dibolehin ngajak Ibuk bikin kopi, segelas berdua.
“Buk…Ngopi enak ni ya Buk.”
“Iya kayaknya ya.”
“Ibuk mau?”
“Mau. Adek mau?”
“Mau. Berdua ya Buk.”
“Yaa…”

Lah, kalau di Jogja? Mbahak! Ya gitu lah.

Nah, beberapa hari kemarin tuh aku udah gak ngopi, dan ga ada kopi di rumah (sengaja gak beli kopi sachet, soalnya kalau ada, pengen bikin terus.) Dan keinget juga kata-kata Mas Her untuk gak sering-sering ngopi sachetan.
Jadilah aku ajak Tatak ngopi di luar wakakaka. Ya mereka ga dari kopi sachet kan ya? Wkwk

Terus kepikiran. Ergh. Kenapa bilang “iya” ya waktu itu. Hahaha

Terus keinget sesuatu. Salah satu temenku pernah mengingatkan tentang mahalnya kata “iya.”

“Kemaren aku baca sesuatu,

intinya jangan mengiyakan suatu apapun yg hatimu tidak terpaut untuknya, karena ketika kita mengiyakannya, kita akan membayar mahal selama hidup kita.”

Eh, terlalu berat ya kalau dihubungkan dengan kata “iya” untuk “gak ngopi”.

Ya pokoknya gitulah. *nulis sambil nyeturup (sengaja typo) kopi sachetan.*

anonymous asked:

could i have ace sabo nd snooj reactions towards their usually polite s.o losing their shit on someone and glaring while saying " FUCK OFF ASSHOLE." or smth like that? x'D maybe they even do that pose of the fingers that rihanna does?

Ace-
• “YAS, BABY, YAAS!” Ace would cheer you on, he’s your own cheerleader!
• once they say “fuck of asshole!” He’s cheering you on.
• he absolutely loves this side of you, he thinks your a total badass.


Sabo-
•SHOCK! And SUPRISE!
• his sweet S/O yelling, but he definitely gets excited.
• it’s a total turn on. Like seriously. He get so excited when his S/O gets like this.
• “that’s my girl.”


SNOOJ-
• he gets turned on hella quick.
• “YES Y/N SHOW EM WHO IS BOSS! HELL YEAH!”
• he is your cheerleader!
• he’s so excited, his S/O is a badass!

[Work]

Bandung
“Nisaaaa, aku pengen kerja kayak Anya di novel Critical Eleven”

“Kenapa memangnya?”

“Seru aja gitu, sibuk banget”

“Bukannya kerjaan kamu juga sibuk banget ya sekarang, sibuk telponin aku nanya-nanya sesuatu terus. Terus kalau aku telpon balik, nada sambung teleponmu selalu sibuk. Kalau aku ada waktu, pasti aku keruanganmu, atau nunggu kamu nelpon lagi”

“Bukan gitu, Nis”

“ You mean, sibuk banget tapi penghasilannya juga melimpah-limpah ya maksudnya?”

“Hehehe, iyaa gitu maksudnya. Aku pengen kerja di Jakarta, Nis”

“Yakin?”

***

Jakarta

“Nisa, kamu mau pilih lewat tengah kota atau lewat pinggiran”

“Tengah kota, I want to see how’s Jakarta in the midnight”

“Oke, baiklah”

Lalu kami bertiga melewati gedung-gedung tinggi pencakar langit Jakarta yang semakin mewah karena cahaya-cahaya lampunya

“Orang-orang pada kerja di gedung-gedung tinggi itu ya”

“Iya”

“Hmmm”

“Ehh liat deh, Itu BCA tower, di lantai paling atasnya ada salah satu cafe termahal di Jakarta, namanya Skye”

“Semahal apa memangnya? Sekali makan sejuta ya”

“Yaa, sekitaran itu”

“Eh, temen aku kemarin cerita. Dia pengen kerja di Jakarta, sesibuk Anya di Critical Eleven, mungkin dia pengen kerja di gedung-gedung tinggi kayak gitu kali ya”

***

Yogyakarta

“Cay, aku pengen kerja yang sibuk banget, yang bisa buat aku gak bisa mikirin apapun selain kerjaan”

“Maksudnya, kayak Anya di Critical Eleven gitu?”

“Iyaa, semacam itu”

“Aaaah mbak, jangan mencoba lari dari kenyataan, mbak. Kamu cuma males mikirin hal-hal yang jadi problem di quarter life crisis hidup kamu kan?”

“Haha, iyaa. Aku enggak mau mikirin itu”

****

Pada akhirnya, pekerjaan bukan tentang berapa penghasilan yang kita terima, bukan tempat pelarian dari sesuatu.

Tapi, pekerjaan adalah salah satu tempat untuk kita tumbuh, tempat untuk lebih mengefektifkan waktu, dan juga tempat kita bersyukur, serta sebagai tempat untuk mengenal diri sendiri dan sang pencipta.

****
Bandung
“Nis, aku enggak jadi pengen kerja di Jakarta lagi deh. Karena kayaknya aku enggak kuat, harus naik KRL tiap hari”

Yogyakarta
“Tapi cay, dengan dua pekerjaan aku sekarang, aku punya waktu yang flexible. Kalau di kebun, aku bisa bebas mengatur waktu. Kalau di sekolah, aku bahagia banget melihat semangat mereka menghafal Al-Qur'an”

***
Work
Adalah tentang menjalani setiap peran yang ada dalam genggaman ini dengan sebaik-baiknya. Adalah tentang meniatkannya untuk menggapai Ridha-Nya, berkah dari-Nya.

Bandung,
11 Mei 2017
00.58