vericis

tumblr’dan toplama yaratıcı sorular, elden ele soruyoruz.

1. Hayatında yaşadığın en utanç verici olay?

2. Hiç bir yabancıya gülümsedin mi?

3. Hiç keşke başkasının yerinde olsam dedin mi?

4. İlk görüşte aşka inanır mısın?

5. Dindar mısın?

6. Çocuğun olmasını ister miydin?

7. Gözler mi dudaklar mı?

8. Hiç kendine zarar verdiğin oldu mu?

9. “O” dendiğinde aklına ilk gelen kişi?

10. En sevdiğin şarkı sözü?

11. Ağladığın son an neydi?

12. Sarılmayı mı yoksa öpüşmeyi mi tercih edersin?

13. Alkol içer misin? İçiyorsan ne sıklıkla içersin?

14. Tanrı’ya inanır mısın?

15. Birine bağlanmaktan korkar mısın?

16. Hiç bişey yapmadan başkasıyla kanepede uyudun mu?

17. Duygusal acılar mı yoksa fiziksel acılar mı daha çok acıtır?

18. Birlikte yaşamak istediğin birisi var mı?

19. Yaşadığın şehirden, ülkenden hiç uzaklaşmak istedin mi?

20. Sence seks bi ilişkide olmalı mıdır?

21. Hiç birini saçma nedenlerden yüzüstü bıraktın mı?

22. Favori kitabın nedir?

23. Hoşlandığın kişiye ondan hoşlandığından hiç bahsettin mi?

24. Kendini beğeniyor musun?

25. Hayatının yazılı olduğu bi kitabı okumak ister miydin?

26. Duygular insan yaşamı için gerekli midir?

27. Gurur sence gerekli midir?

28. Bütün dünyaya bi mesaj iletecek olsaydın bu ne olurdu?

29. Bakir/Bakire misin?

30. Canın yandığında ilk kime koşarsın?

31. Seni seven mi yoksa senin sevdiğin mi hangisini seçerdin?

32. Vücudunda beğenmediğin bi bölüm var mı?

33. Fikirler mi yoksa dış güzellik mi önemlidir?

34. İlgini çeken dış görünüş nasıl?

35. Sanaldan tanıştığın biriyle sevgili olur musun?

36. Ne tür müzik dinlersin?

37. Yanında kimin olmasını isterdin?

38. Kadere inanır mısın?

39. İlk içkini kaç yaşında içtin?

40. En son neden ağladın?

41. Yalnızken yaptığın şeylerden bahseder misin?

42. Kot pantolon mu yoksa tayt mı?

43. Sence bi erkek bi kızı en çok neresinden öpmesi hoş olur?

44. Zeki olduğunu düşündüğün fakat aptal gibi hissettiğin zamanlar oldu mu?

45. Seks yaptığın insan kim olmalıdır sence?

46. Karşı cinsten birisi için hiç ağladın mı?

47. Hiç evden kaçmayı düşündün mü?

48. En son ne zaman porno izledin?

49. Bir kadının veya erkeğin en çekici yeri sence neresidir?

50. Her dinlediğinde seni uzaklara götüren bir şarkı var mı?

Bu senin hayatın. Ne seviyorsan onu yap ve bunu sıklıkla yap. Eğer bir şeyi sevmiyorsan, değiştir. Eğer işini sevmiyorsan, bırak. Eğer yeterince vaktin yoksa, televizyon izlemeyi kes. Eğer hayatının aşkını arıyorsan, dur; sevdiğin işleri yapmaya başladığında seni bekliyor olacak. Fazla analiz yapmayı kes, hayat basittir. Her son lokmanı yiyip, değerini bildiğinde bütün duygular güzeldir. Aklını, kollarını ve kalbini yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımızla birleşiriz. Yanında gördüğün ilk insana tutkusunun ne olduğunu sor ve ilham verici hayalini onunla paylaş. Sık sık seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardım edecek. Bazı fırsatlar bir kez gelir, onları yakala. Hayat tanıştığın insanlarla ve yarattığın yeni şeylerle ilgili, bu yüzden çık ve yaratmaya başla. Hayat kısa. Hayalini yaşa ve tutkunu paylaş.
—  Holstee Manifestos
youtube

Merhabalar,

Yaşamımıza değer atacak kısa ve eğlendirici videolarla duygu ve düşüncelere önem verilmesi gerektiği konusunda bir farkındalık yaratmak istedik ve bunun için de bir Youtube kanalı kurduk.

Kendimizi geliştirebilmemiz ve daha güzel içerikler üretebilmemiz için olumlu/olumsuz eleştirilerinize ve desteğinize ihtiyacımız var. Siz de bize katılıp, düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misin?

Kanalımız  “Farkındaysanız” bize katılmak için şuraya tıklayabilirsiniz: Ben de varım! 

Kendimize sorular soruyoruz ve bulduklarımızı/düşündüklerimizi 3 dakikalık sade videolarda her akşam paylaşıyoruz. Bu sorulara dalmak heyecan verici, çünkü bizi bilginin ve hayal gücünün sınırlarına götürüyor ve orada ne bulacağımızı hiçbir zaman tahmin edemeyiz.  

Bunu neden yaptığımıza gelecek olursak; bir kahve molasında ya da otobüsteyken seyredebileceğimiz ve bize üzerine düşünebileceğimiz bir bilgi ya da yeni bir bakış açısı verebilecek kısa video sayısının az olması bizi rahatsız ediyordu. Biz de sızlanmak yerine bir adım atmak istedik. Hem bizim gibi başka insanlarla bir araya gelerek fikir alışverişi yapma düşüncesi heyecan vericiydi hem de insanların ilgilendiği anlaşıldıkça benzer kanalların sayısında bir artış olacağını umuyoruz. Aynı zamanda bazı insanların bilgi ve düşünce videoların sıkıcı ve uzun olacağı konusundaki ön yargılarını yıkabiliriz belki.

Bundan dolayı destekleriniz ve eleştirileriniz bizim için çok önemli.

Bizim istediğimiz böyle hep beraber büyük bir ekip olmak ve bir araya gelip çay içerken fikir alışverişinde bulunmak. Tabii ne kadar çok insanın haberi olur da bize katılırsa o kadar güzel şeyler ortaya çıkar diye umuyorum

Gerçekten çok teşekkür ederiz. Umarım bize katılırsınız: Farkındaysanız!

Atatürk’ün içtiği son kahve

7 Eylül 1938 günü Prof. Dr. Fiessinger, Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ü muayene ettikten sonra kendisine şöyle der:

“Görüyorum ki, önerilerimi pek dikkate almıyorsunuz. Oysa sıhhatiniz her şeyden önemli. Sigarayı azaltmış olmanız çok memnuniyet verici, ancak yanında lütfen kahve içmeyin. Şu anda sizin için bir fincan kahve bir kadeh alkolden daha tehlikeli. Lütfen kahve içme alışkanlığından vazgeçelim.”
“Tamam Doktor, siz nasıl istiyorsanız öyle yapalım. Ama son kahvemi birlikte içmeyi teklif ediyorum size.”

“Emriniz olur.

Biraz sonra kahveler gelir, biri şekerli diğeri şekersizdir. Gazi, Doktor’la sohbet ederek kahvesini içer ve bu kahve Atatürk’ün hayata veda etmeden önce içtiği son kahvedir.


Doktor saraydan ayrıldıktan hemen sonra manevi kızı Sabiha Gökçen Hanım, nöbetçi doktordan izin alarak Paşa’nın odasına girer. Gazi, onu görür görmez hemen yanına çağırır.

son-kahve “Gel Sabiha, gel çocuk. Sana bir sır vereceğim.”
“Emredin efendim.”
“Şu masanın üstündeki kahve fincanını görüyor musun?”
“Evet, efendim.”
“İşte o benim içtiğim son kahve… Profesör Fiessinger kahve içmemi kati surette yasakladı.”

Sabiha Gökçen Atatürk’e ait olan kahve fincanını alarak odadan çıktıktan sonra tam 65 yıl bu kahve fincanını telvesiyle birlikte saklıyor. Sahiba Gökçen, vefat etmeden önce yazar Eriş Ülger armağana etmiş.

Türk olmanın ne kadar özel ve gurur verici bir şey olduğunu daha iyi anladım. Öğrenci evindeyim, evimizde yabancı bir öğrenci var. Geçen gün haberlerde şehit haberi gördük ve arkadaşla bizim yüzümüz baya düştü. O yabancı arkadaşta ağlayan insanlar için “Neden erkeklerinizi bile bile yolluyorsunuz? Öyle ağlarsınız işte” dedi. Biz de “Asker olmak ve vatan için savaşmak bir gururdur. Şehit olanlar için üzülüyoruz ama o mertebeye ulaşmak bile mükemmel bir şey. Elimizde olsa biz de askere gideriz.” diye anlatıyoruz.  Kız hala “Şaka mı yapıyosunuz ne askere gitmesi? Ben eşimi çocuğumu bile hayatta yollamam banane giden gitsin tek onlar mı kurtaracak vatanı, başkaları kurtarsın...” şeklinde konuşuyor. Ben o an bir şoktayım böyle bencillik ve duygusuzluk görmedim. Şimdiye kadar hiç bir Türk’ten böyle sözler duymadım. Ve o an Türk olmanın ne kadar özel bir şey olduğunu anladım. Biz çok şükür ki ne olursa olsun vatanımız, milletimiz, bayrağımız için canımızı her an feda etmeye hazırız. Ve görüyoruz ki her millet bunu yapamıyor. İşte bu yüzden kazanan biz olacağız.
Bazı şeyleri söylemesi gerçekten keyif verici . Ihlamur gibi pattes gibi mersedes gibi turkuaz gibi yaz gibi aile ve sosyal politikalar bakanlığı gibi

ebediminardi-blog  asked:

Bir kadın neden aldatır

Aslında kadın erkek diye ayrılmaması gereken sorudur.
Zira cinsiyetten cinsiyete değil insandan insana değişir.
Eğer karşınızdaki kimseyi biraz olsun tanıdıysanız uygun kategoriye yerleştirmek de size düşer.
Öncelikle tüm insanlar beklentilerin karşılığını alamadıkları zaman aldatırlar.
Bu durumda belki daha iyi seks, belki daha fazla para, belki daha fazla ilgi, belki daha heyecan verici bir sevgi, belki daha güzel söylenmiş bir seni seviyorum*, belki daha fazla dürüstlük *, belki daha fazla güç, belki daha yakışıklı bir adam/kadın uğruna aldatılmış olabilirsiniz.
Ama asıl mesele belki de neyin daha fazla olduğu ya da hangi beklentinin karşılanmadığı da değildir. Neden çekip gitmek yerine aldatmayı tercih ettiğidir.
Belki korkaktır, belki ikili oynamanın stresini seviyordur, belki de sizden vazgeçemiyordur. Belki daha kötüsü ayrılmakla uğraşmaya üşeniyordur vesaire…
En nihayetinde cevabı bulmanın hayatınızda hiçbir şeyi değiştirmeyeceği sorudur.
Zira nedeni bulunduğunda engel olunabilecek bir eylem olmadığı gibi cevap insanın içindeki ölme isteğine de çare olmaz.