utila

flickr

rough-toothed dolphins by Dan Clem

7

Utila, Honduras

Rated as one of the top diving destinations in the world, we have arrived at our latest paridise. What was supposed to be a short stay with few dives, resulted in me getting my Advanced Open Water Certification! We stayed and dived with Alton’s Dive Center, our rooms accompanied by a sunset view over the ocean. Utila basically has one main road that runs along a small portion of the islands coast, and filled with dive shops from end to end. There’s literally nothing to do besides, dive, dive or go diving.

Hondurasmıymış neymiş.

Copan’a doğru uzun bir yolculuk

Hostelde tanıştığım şeker çiftle beraber Suchitoto’dan iki aktarmayla 4 saat sonra Honduras sınırındayız. Sınırda Honduras Devletine haracımızı verip öbür tarafa geçmemizle bütün taksicilerin başımıza üşüşmesi bir oluyor. En yakın yerleşim merkezi 5 km uzakta olduğu için onlara mecburuz. Pasaport sırasında tanıştığımız elemanı da aramıza alıp kişi başı bir dolardan taksiyi dörtledik. Bizi Copan kavşağına götürecek minibüsü bulduğumuzda ise eleman kişi başı 7 dolar fiyat çekiyor. Hepimiz El Salvador’da alışmışız iki kuruşa yolculuk yapmaya. Sorduk soruşturduk hakkaten daha ucuz bir yolu yok, haritada çok yakın gözüken yolun 5 saat süreceğini öğrenmemiz de ayrı bir sürpriz oldu. Minibüse atladık git baba git git baba git, dağlar bayırlar derken havanın kararmasıyla beraber Copan kavşağına vardık 4 sırt çantalı. Sağa sola bakıyoruz, soruyoruz diyorlar bu saatte otobüs yok, son otobüs geçti. Ucuz otobüse binme planımız suya düştü. Birkaç otostop denemesi şoförlerin kişi başı 20 dolar istemesi üzerine başarısız oldu. Bi süre sonra üzerinde Copan yazan bir minibüs belirdi, hemen üşüştük. Herif 15 dolar para çekti iyi mi? Ulen hıyar herif sen zaten bu yolun dolmuşusun 15 dolar ne! Tabi yeterli yolcu olmadığı için normal fiyata gitmek istemiyor, zar zor 11 dolara anlaştık. Yahu Honduras üç kağıtçıların, fırsatçıların, hırsızların bol olduğu bir yer derlerdi de abartıyorlar diye düşünürdüm. Daha ilk saatlerden yolunmuş tavuk gibi hissediyorum. Copan’a aç susuz vardık, bulduğumuz ilk hostele yerleştik. Bu kadar uzun bir günün üstüne çok vasat bir yemek yememiz ise bugünü bir an önce unutmak isteğiyle erkenden yataklara yönelmemize sebep oldu. 

Neden mi geldim Honduras’a? Olayım Türkiye’den gelecek can ciğer kuzu sarmalarım Ayşegül ve Sarpla buluşmak. Buluşma yeri San Pedro ardından bir Karayip adası olan Utila’da 2 hafta beraber tatil yapmaca! Bunun dışında çok öyle ana karada zaman geçiresim yok. İlk günden yeteri kadar kötü imaj verdi bana buralar. Normalde de burası sırt çantalılar arasında genellikle pas geçilen bir ülke. Özellikle zamanı kısıtlı olan gezginler Honduras’ı pas geçiyor. Neden derseniz Honduras güvenlik sıkıntısı konusunda Orta Amerika’nın en meşhur ülkesi. Honduras hakkında bir çok kötü haber gezginler arasında sık sık anlatılır. Yok adamı şöyle soymuşlar, yok otostop çekenleri şöyle kesmişler, yok hosteli basıp milletin donuna kadar almışlar gibi tahminimce bir kısmı çok abartılı hikayeler. Onun dışında üç kağıtçılık, adam kazıklama ve turistlerden alınan abartılı giriş ücretleri gibi etkenler de ülkenin turistik façasını bozuyor. Yok bozsun zaten ben sevmedim buranın ne havasını ne suyunu ne de insanların garip bakışlarını. Evet Honduras’a arkadaşlarım için geldim diyodum, Copan’a ise yol üstündeki en eli yüzü düzgün yeri diye geldim. 

Buranın esas olayı Copan Antik Maya Şehri. Okuyanlar bilir ben bu Maya kalıntıları işine noktayı Tikal’de koymuştum, bir nevi zirvede bıraktım. Buradaki antik şehir girişinin 15 dolar olduğunu öğrenince zaten hiç bulaşmadım. Öyle şehirde, pazarda, hostelde zaman öldürdüm..

..ve ertesi gün kuzeye doğru, arkadaşlarımla buluşma yerimiz olan San Pedro’ya geçtim.

San Pedro Sula

Bu San Pedro dediğimiz şehir dünyanın en çok cinayet işlenen şehri olarak gönüllerde taht kurmamış tabi, boktan bi imaj. Otobüsten indiğimde hava kararmıştı ve açıkçası otobüse binip, sırt çantalarımla hosteli bulma macerası yemedi, taksiye atladım. Allahtan rezervasyonum var çünkü arkadaşlarım da bu otele gelecek.

Taksinin durduğu binanın önünde ne bir tabela ne bir ahşap kapı. Kocaman, simsiyah sac demir kapı. Taksici indi sen bekle dedi, kapıyı çaldı biri açtı beni gösterdi dedim rezervasyon var benim. Dedi tamam, taksiciye parayı arabanın içinde verdim ve sırt çantamı alıp geçtim demir kapıdan. Abicim ne oluyoruz dedim ya içimden bu kadar mı tehlikeli burası yahu! 

Balkonda bir sigara tüttürdükten sonra dedim bizim çocuklar geldiğinde buz gibi bir biraları olsun, bu niyetle dışarı bira almaya çıktım. Biraz ilerde bir bakkal buldum ama bakkal tamamen kepenklerle kapalı arada ufak bir pencere var ordan söylüyon ne istiyon, para-mal alışverişi de bu küçük penceren dönüyor. Ulan adamı paranoyak eder bunlar, ışık hızıyla otele dönüyorum : ) 

Burası hostel değil aslında hotel, yerel bir aile işletiyor, burası evleri fakat bir kısmını otele çevirmişler, ulus otel modeli bir şey çıkmış ortaya.

Ama otelin sahibi abi süper kıyak. Diyorum sen benim arkadaşları almaya gitçen ya ben de geleyim, diyor Porque no! Atlıyoruz arabaya. Adını tabi ki hatırlayamadığım abi yolda kendine bir cigara yapıyor, bi yandan çekiyor bir yandan anlatıyor. Bu arada bana özellikle şehir merkezini göstermek istiyor. “Tamam kabul. Benim şehrim istatistiksel olarak en çok cinayet işlenen şehir ama sokakta insanlar dolaşıyor bak bu saatte elele sevgililer falan, bu kötü imajdan kurtulmamız lazım” diyor. Kafa iyi oldukça devletten, Amerika’dan, Honduras ülkesinden çıkma “Muz Cumhuriyeti” kavramından, yoksulluktan bahsediyor da bahsediyor bu arada hızımız 30 km civarı. Bir yandan da ben abinin İspanyolcasının yüzde yirmisini anlıyom. “Doğrudur abi, büyüksün abi” diye diye vardık havaalanına ve Sarp’la Ayşegül’e dünyanın bir ucunda kavuştum. Dönüş yolunda bizim elemanın hiç sallamayıp full Türkçe muhabbet, otelde biralamaca yat uyu kalk derken sabahın 5inde Utila yollarına düştük.  

Utila

La Ceiba şehrinden Utila Adası’na gidiş için hayatımda gördüğüm en pahalı feribot parasını verdim. Tek yön, 1 saatlik kıçı kırık bir feribotta yolculuk için 28 dolar ne arkadaşım! Her geçen gün daha iyi anlıyorum neden Honduras’ın kötü ve pahalı bir imajı var gezginler arasında, fırsatçılar n’olucak! Neyse sersemlemiş vaziyette adaya indik. 

Ayşegüllerin otel bulmasından sonra ben de ilk iş olarak dalış okulumu bulmaya karar verdim. Geldiğim an itibarıyle okulu bulmak istememin sebebi kursun fiyatına konaklamanın da dahil olması, dolayısıyla ilk günümde ekstra bir yatak ücreti vermek istemedim. Ha bunu söylemeyi unuttum Utila’daki diğer amacım dalış sertifikamı almak. Utila dünyanın en ucuz dalış sertifikası veren yerlerinden biri olmasıyla meşhur. Asya ülkelerinde bir türlü nasip olmadı, Karayiplere kısmetmiş. Daha önce burada 2,5 yıl yaşayıp dalış eğitmenliği yapan Sarp ve arkadaşlarının da tavsiyesiyle Sarp’ın eski çalıştığı okul Alton’da karar kıldım. 4 gün süren, içine konaklama ve eğitim sonrası 2 dalışın dahil olduğu kurs için 279 dolar ödedim. Ayşegül de benle beraber kayıt oldu, böylece denizin altında da beraber vakit geçirdik görüldüğü gibi : ) 

Ben kursumun ilk kısmını tamamladıktan sonra baktım eğleniyorum, fiyatlar dünya standardının altında, bir üst aşama olan “advanced “ sertifikamı da aldım. 1 haftadan sonraki 2 gün ise pakete dahil olan dalışlarımı gerçekleştirdim. Yani üff yazarken sıkıldım diyom ki yani burada ilk 9 günüm daha çok dalışa konsantre olmakla, erken yatıp erken kalkmakla geçti. Çok da iyi oldu çok da güzel oldu tamam mı! Rengarenk mercan kayalıkları, bi milyon çeşit balık, vatozlar, karidesler sirk gibi ortam valla. Bunun dışında bir üst aşama kursunu aldığım için batık gemi, 30 metre ve gece dalışı yapmak da nasip oldu. Evet su altı dünyasına hızlı bir giriş yapmış oldum böylece.

Bu dalış işleri son bulduktan sonra arkadaşlarımla daha çok zaman geçirdim. Her gece güzel sohbet, yemek, kahkakası bol zamanlar. Sağolsunlar bana rakı getirmişlerdi ama “ Karayiplere geldik rakı içecek halimiz yok rom varken” deyip beni rakı şişesiyle tek başıma bıraktılar bu olmadı bak : )

Adadaki olağan gün batımlarından sadece biri canım. 

Günlerden iki gün ise Sarp’ın önceden rezerve ettiği adaya gittik. Şimdi ne demek bu yani? Evet 9 kişi günlük 20 dolardan 180 dolara ada kiraladık. 

Adaya gitmeden önce bir piknik sevinci edası yüzümden okunuyor, iskambil kağıdı, damacana su, çantamda ise rakı var daha ne olsun! 

Adaya yaklaştıkça sağdan soldan “Vay çok güzel, amazing yaleppim” sesleri yükseliyordu. 

Palmiye yaprağından şapka atölyesi.

Köpeğimiz de vardı tabi, arkada balık ayıklama çalışmaları. 

Gün batımında dalmalar falan.

Bu nefis olaydan sonra olağan adaya yani Utila’ya şen şakrak döndük. Birkaç gün içinde Ayşegül’lerle İstanbul’da görüşmek üzere ayrıldık. Ayşegüller gittikten sonra biraz daha takılıp adadan ayrılmaya karar verdim. Bu günlerde hava genelde kapalıydı.

Honduras anakarasında hiç takılasım gelmedi. Alternatifler ise rafting yapılabilir, biraz güneyde bir göl var oraya gidilip takılınabilir. Ya da en maceralı olarak ülkenin doğusuna Mosquito bölgesine gidip doğayla, kuşlarla, hayvanlarla iç içe günler geçirilebilir ama o iş öyle afedersin kolay diil. O bölge tamamen ormanlık, vahşi doğanın egemenliğinde olan bir yer. Yağışlı mevsim olmasından dolayı ulaşım ve konaklama büyük problem. Ayrıca uyuşturucu çetelerinin genelde hakim olduğu bir bölge, tek başına gitmek büyük cesaret ister. Turla yapılabilir uçakla bi yerlerden aktarma yapıp falan ama o da sırt çantalı bir gezgin için uçuk fiyatlar.

Sonuç olarak bu alternatiflerin hepsi gözümde büyüdü ve faaliyete yeni başlamış, Nikaragua Leon’a giden direkt shuttle’ın reklamını görünce hiç düşünmeden adımı yazdırdım. Utila’da son gece kutlamalarının ardından sabah 4’te yatağa gidip, 6’daki feribotu yakalayıp, saat 8 itibariyle Leon minibüsteki yerimi aldım. İstikamet hemen hemen bütün gezginlerin Orta Amerika’daki favori ülkesi, can ciğer kuzu sarması insanlarından bahsedilen Nikaragua, vamoss!