tugbakokkoparan

önümden geçen güzel kadın,

şimdi evine gideceksin.
buğulu camların ardında, geceye karşı
soyunup döküneceksin…

aklıma gelenleri bağışla
insanız, neler düşünmeyiz!
bir görüp bir yitirdiğim, hayal meyal
beyaz göğsün, gerdanınla kimbilir
kimlerin koynuna gireceksin…

ömrümüz yükte hafif, pahada ağır
amanvermez haramilere kaçırılmış.
hem olmuş, hem olmamış istediğimiz.
belki, bana düşündürdüklerini, birgün
sen de düşüneceksin…

Turgut Uyar

                             HAUTE COUTURE ( OT KUTÜR)

                                          CHARLES FEDERIC WORTH




       Haute couture, modanın en üst düzeyi yerine kullanılan Fransızca bir terimden geliyor. Couture kelimesinin sözlük anlamı elbise dikmek, dikiş veya iğne ile işlemek anlamına gelmektedir. Haute ise yüce, muhteşem,  şık ve zarif demektir. İki kelimenin kombinasyonu ise giysi modasında mükemmel bir sanatçılığı ifade eder.
       Haute Couture olarak hazırlanmış bir giysi aldığınızda bu giysinin en üst düzeyde moda dizaynı ile hazırlandığını ve bu giysinin couture tasarım yapan bir moda evinde dikildiğini bilirsiniz.
Ayrıca bir Haute Couture müşterisi, sadece aşırı özenli kesim metodları ile hazırlanan giysinin vücuduna tam olarak oturacağını bilir.
       

       Bu metodlarla hazırlanan bir giysinin el işçiliği süreci bir takım elbisede 30 ile 50 saate kadar kadar çıkabilmektedir.Pahalı Haute Couture Kumaşları, Houte Couture çalışan moda evleri ipek, ince yünlü, kaşmir pamuklu, keten, deri, süet veya kürk gibi pahalı kumaş ve aksesuarları kullanır.,
    Tarihsel Bir Gerçeklik Haute Couture mantığı ilk kez yaratıcılığa yönelik bir terim olarak 19. yüzyılda Fransa’ da Charles Frederic Worth tarafından oluşturulmuştur. 1945 yılında ise Fransız Kanunları “Haute Couture” terimini koruma altına almıştır. 19 yüzyılda 3. Napolyon için çalışmak üzere Londra’ dan Paris’ e gelen Charles Frederic Worth, Haute Couture mantığını ilk oluşturan kişidir. Paris’ e gelişinden 5 yıl sonra ise geleneksel giysi üretiminde bir çığır açarak modern Haute Couture’ ı yarattı : Müşterilerini atölyesine davet ederek koleksiyonlarını canlı modeller üzerinde sergiledi. Bu sistemden önce müşteriler tasarımcıları evlerine çağırır ve ne istediklerini söylerlerdi. Worth’ un bu mantıkla çalışan moda evi 1956 yılında kapandı. Worth’ den sonra gelen Jacques Doucet (1853-1929),  Degas, Monet, Van Gogh gibi sanatçılardan etkilenerek Worth’ un adımlarını takip etmiştir. Doucet 1898’ de bu konuda yeni bir çığır açarak “kültürlü tasarımcılar” mantığını devreye sokmuştur. Kolayca anlaşıldığı üzere Haute Couture’ un prestiji tarihinden gelmektedir; marka ne kadar eski olursa o kadar başarılıdır. Haute Couture giysiler benzersizdir ve  modası kolay kolay geçmez. Onları yaratan markalar dünyaca ünlüdür. Bu elbiselerin imajları asla değişmez ve zaman onlara değer katar. Modellerde değişiklik yapmak gerekmez, kendilerine başarıyı getiren kişilikleri ile bu elbiseleri oluşturan tasarımcılarına duyulan güveni yansıtırlar.  Bu markaların imajı ebedidir, marka sahipleri markalarını büyük harflerle giysilerin veya diğer ürünlerin üzerine yazarak bu markaların efsane olmasını sağlarlar. Marka işaretleri müşteriye referans demektir, müşteri tanıdığı, bildiği, güvendiği markayı bu işaretlerle tanır. Bu markaların her biri benzersizdir, her biri moda yolunda kendi çizgisini izlemiştir ancak tümünün ortak bir tutkusu vardır : "Dünyaca bilinen bir başarı öyküsü". Tuğba KÖKKOPARAN