tinte kunst

o zarif ince uzun parmaklı kadın hiç bir vakit tarafımca ne kadar kıskanıldığını  bilmeyecekti.
yine aynı zarafetle dokunup denklanşöre,
bir bir çoktan ruhumda hapsolmuş kareleri ölümsüzlük ile tanıştırıp, bana ait renkleri sahiplenecekti.
benim kahvem ile avuç içlerini ısıtıp soğuk kış günleri,
benim şarkılarımla dans edecekti büyük bir asalet ile,
bir gölge gibi,
bir kedi gibi,
kendi odasında.
o hep biraz ben olacaktı,
hiç bilmeden, tanışmadan,
bir haber varlığımdan…

bir kadın.
dünyanın tüm huzurunu yüreğine hapsetmişcesine sakin, 
hüzün ile gizli sevişmelerinden arda kalan,
gözlerine sakladığı iki gayr-ı meşhur çocuk taşırmış kadar kırılgan ve hassas. 
bir kadın, 
zarif, uzun parmaklı, 
belki de papatya kokuyordur,
yahut zambak.
bir kadın, 
tüm çocukluğumu yüklenip benden kaçar gibi telaşlı, 
bana koşarcasına heycanlı…

20.04.2014 | Eda Tanses