tim-ily

mcqueenrps asked:

timkon 1

[image 1] - timkon

Tim lost sight of Conner as he rushed out of the unsturdy building carrying a civilian with him.  It was going to collapse at any moment.  GCPD was doing the best they could to clear the area, and according to Tim’s surveillance they were able to get all the civilians out safely.  

“Where’s Kon?” He shouted to the rest of their team who were carrying as many people to triage as they could.  The vigilante was met by a chorus of shrugs as they focused on their owns tasks.  “I think he went back in.  There were a few people unaccounted for on the second floor,” he heard Roy say as he wiped the sweat from his brow.  Tim didn’t hesitate before running back towards the unsturdy building.  He skidded to a hault as he heard people around him scream.

The building was coming down.    

He shielded his eyes from the debris that collected around him before heading head first into the rubble, but the clouds were too dense, and they severely blocked his vision.  He could only see a few feet in front of him, and after only running a few yards his collided into what he thought was a steel beam.  However, after  finding grounding himself he realized it was Conner that he crashed into.  Tim guided him out of the wreckage as grateful parents took their daughter from his arms.  

“Why were you going back in?” Kon asked genuinely confused about why the other boy would willingly put himself in danger.  

“Because of you, you idiot!” He spat, his voice swelling with both frustration and pride.  Too impatient to even get a response from the boy he grabbed him by the face and pressed their lips together.  The height difference along with Red Robin’s mask made for an awkward kiss, but Tim couldn’t be bothered to care.  

“Come on Superboy we’re not done quite yet,” he remarked thankful that his mask covered his darkening cheeks, as he led the boy back to the rest of the team.   

necmi,

en büyük suskunluklardan biri yazmak belkide.. nerede bir kalemle kağıt görecek olsam ellerim onlara uzanacak gibi olur. daha geçenlerde kalabalık içinde uğuldayan bir ses yığını üstüme varırken, yanımda resim çizen altı yaşındaki bir kız çocuğunu kıskandım durdum; bir ara yanına iliştim, dayanamadım ve çizdiklerinin üzerine sözcükler yazdım.. insan diyorum necmi, ne vakit yazacak olsa aslında susmayı sakladıkça saklar ve giderek büyüyen bir sızı içinde koynuna susmayı kuma alır..

Neden sürekli bi sevgili arayışında geziyorsun? Önemli olan hayatını yaşamak değil mi? Daha yolun başında değil misin? Beni seven biri çıkmayacak diye düşünme sakın vardır elbette kaderinde biri senin için yazılmış, seninle mutlu olabilecek, seninle   el ele tutuşacak, sinemaya gidecek, seni her halinle sevecek, seni gülümseyerek uzun uzun ve hayranlıkla izlemesi güzelliğinden bahsetmesi de gelecek hadi bunları geçtim mesafe ilişkin bile olabilir, birlikte hayaller kurarsınız, ilk sarılma gününü, o uzun saatleri ama bunların bi zamanı var. Sen onun sevgilisi var benim neden sevgilim yok diye düşünme, asla ama asla kendine çirkinim deme biraz cesaretli ol, elbet seni sevende vardır, At gözlüğü ile etrafa negatif düşünceler ile bakma, geniş ve özgür düşün hayatını yaşamaya çalış en önemlisi, çünkü zaman hızlı geçiyor. Seni seven birini hayatını yaşayarak bulmayı dene

deputyguts asked:

lewrenix 100%

Thanks c:

URL: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 (sometimes i wonder why i didn’t think of it myself)

Theme: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 (hoosier shoving cigarettes in his nose in the corner is my aesthetic)

Icon: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ( good shit go౦ԁ sHit thats  some goodshit rightth  ere rightthere if i do ƽaү so my self  i say so  thats what im talking about right there right there (chorus: ʳᶦᵍʰᵗ ᵗʰᵉʳᵉ) mMMMMᎷМ  НO0ОଠOOOOOОଠଠOoooᵒᵒᵒᵒᵒᵒᵒᵒᵒ )

Posts: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 (you are my tim/jacob resource ily)

Overall: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 (u have no flaw my friend good job)

Tell me which URL I should choose between lewrenix and lewrenixon or keep hoosiers-blanket and I’ll give you a blog rate ;)

Adın ne? Şimdi nerede, kiminlesin? Ne düşünüyorsun, iyi misin?

Aynı gökyüzünün altında, belki aynı şehrin gürültüsünde, aynı sayıda attığımız şekerli kahvemizi yudumlarken düşünüverdim işte seni. Sokaklar insan dolu, kaldırımlarda başı boş bir sürü köpek. İstanbul'un serseri martıları bir kuru simidin kavgasına düşmüşler yine. Balkonlarda öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren teyzeler, her gün aynı saatte aynı konuyu konuşurken aklıma giriverdin işte. Söylesene, sen de hiç düşündün mü beni? Aklına iliştim mi hiç uyumadan önce, öylesine bir Cumartesi gecesi? Ellerim senin için var, yüzüm nefesin için. Hatalarımız, zaaflarımız, korkularımız aynı. Hiç kimsenin düşüncesine aldırmayıp boş vermeyi seçtiğimiz an aynı. Hayatı ıskaladığımızı sandığımız o küçücük dakikada çizdiğimiz yol aynı. “Her şey bitti” diyip başımızı eğerken, duvarlara sustuğumuz şey aynı. Sanki aynı belediye işçileri süpürmüşler gibi üzüntülerimizi, ağzımız kulaklarımızda uyandığımız sabahlar aynı.

Hem ne var ki, herkes sevildiğini umarak yaşar hayatta. Umudunun tükendiği zamanın en dibinde, annenin bile başını okşayıp “geçti” demediği anda, bir kurtarıcı melek bekler tanrıdan. Aynı düşünüp aynı zevkte olan, aslında bu kadar benzerliğe şaşarken bütün zıtlığıyla eksik kalmış yanını kulağına fısıldayan bir insan var yerini bilmediğin. Ben burada, adını nefesimde yaşatarak büyütüyorum seni. Bekliyorum, önüme Tanrı'nın çiçeklerini dökeceğin anı bekliyorum şimdi. Ve biliyorum, göğsün yükselip alçalıyor benimle beraber. Bir yerlerde artığımız kalıyor arkamızdan ağlayan.

Buradayım. Sana benziyor yüzüm, hareketlerim, yeteneklerim. Aynı şeye inanıp, aynı dualar için açıyoruz ellerimizi. Aynı insanlarla anlaşıp, aynı fikirleri döküyoruz eteklerimizden. Gel, eksik kalmış bir yanım var tamamlamanı bekleyen. Gel ki, gününü kurtarmış bir baba gibi şükür dolsun ellerim. Hayata aynı pencereden bakıp, aynı şeylere öfkelenelim boş yere. Sessiz kalalım, sessizliğimizde bile zihnimiz sarmalasın birbirini. Aynı yalanı söyleyemediğimiz için titresin dudaklarımız. Düşüp dizlerimiz parçalandığında bir baba gibi arkamızda olsun güvenimiz. Diğerleri olmasın “biz” olduğumuzda. Bir medcezir gibi çekilirken birbirimize, sanki öyle değilmiş gibi inkar edelim. Kusurlarımızı, hatalarımızı evladımız gibi sevelim. Öyle bir aşık olalım ki; ayrılık çıksın lugatımızdan. Aç kalsak, bir ekmeği bölüşelim sessizce. Ve öyle bir sevişelim ki; tek bir vücutta, sanki tek bir insanmışcasına..

Adın ne? Şimdi nerede, kiminlesin? Ne düşünüyorsun, iyi misin?

Didarın Görenlere Özge Seyran Gerek

Yâ Rabb derdin ver bana asla dermân gerekmez.
Dîdârın görenlere özge seyrân gerekmez.

Zâhir sultânlarından mansıb almazsın diyen,
Benim sultânım birdir iki sultân gerekmez.

Nefsimle çok iliştim âhir yandım tutuştum.
Bâkî câna yetiştim bu fânî cân gerekmez.

İstediğimi buldum cümle cihana doldum.
Kevn ü mekân ben oldum iki cihan gerekmez.

Ne eyi ne yahşiyim ne dostum ne nâşiyim.
Bir yok olmuş kişiyim ıssızı cân gerekmez.

Ben çıktım bu aradan kaldır beni yaradan.
Ol’dur eyleyip eden şekkü güman gerekmez.

Seyyid Seyfullah ister yârin cemâlin göster.
Bir zerre aşkın yeter başka bir şey gerekmez.

Seyyid NİZAMOĞLU

bi gün beşinci sınıftayım yine.sabah hızımı alamayıp okula terlikle gitmiştim. elit kişiliğim o gün zedelendi ve bir daha hiç toparlayamadım