tahrif

Taḥrīf (Arabic: تحريف "distortion, corruption, alteration") is an arabic term used to describe the alteration in the scriptures of Tawrat, Injil and Zabur given to Prophets Musa, Isa and Dawud May Allah’s peace and mercy be upon them. All of the books sent prior to the Quran have been meddled with and hence forth they now contain many contradictions, errors and mistakes. However, Quran is the one book sent to Muhammad sws which Allah swt has sworn to protect Himself and hereby we have a book unchanged and original since it was when it revealed.

Indeed, it is We who sent down the Qur'an and indeed, We will be its guardian.

[ Quran 15:9]

The word “Tahrif” [corruption] signifies to change a thing from its original nature; and there is no man who could corrupt a single word of what proceeds from God, so that the Jews and Christians could corrupt only by misrepresenting the meanings of the word of God.

‘David died in the midst of his friends. They were not led astray, nor changed [their books]. The Friends of Christ stayed in His ordinances and guidance for two hundred years’
-Ibn Kathir, Quoting Muhammad talking of the Jews and Christians

Types of tahrif

  1. To deliberately interpret something in a manner that is totally opposite to the intention of the author. To distort the pronunciation of a word to such an extent that the word changes completely. For example, the word ‘مروه’ was changed to ‘موره’ or ‘موريا’.
  2. To add to or delete a sentence or discourse in a manner that completely distorts the original meaning. For example, according to Islam, the Jews altered the incident of the migration of the Prophet Abraham in a manner that no one could prove that Abraham had any relationship with the Ka‘bah.
  3. To translate a word that has two meanings in the meaning that is totally against the context. For example the Hebrew word that is equivalent to the Arabic ‘ابن’ was translated as ‘son’ whereas it also meant ‘servant’ and ‘slave’.
  4. To raise questions about something that is absolutely clear in order to create uncertainty about it, or to change it completely.

But those who wronged among them changed [the words] to a statement other than that which had been said to them. So We sent upon them a punishment from the sky for the wrong that they were doing.

[ Quran 07:162]

Basically, at the time of Dawud A.s, he was the way of getting closer to Allah because what had been revealed to him was latest. At the time of Musa a.s, he was the way of getting closer to Allah because what had been revealed to him was latest, and similarly, at the time of Isa as, he was the way of getting closer to Allah because he had the latest revelations. However, Quran is the last book revealed sent to the last Messenger of Allah for not just his nation but all mankind and therefore outranks and overshadows everything preceding. It applies to all situations, all nations, all times, to anyone from anywhere or any age or gender. It has not been tampered with and is in it’s original form. It has no mistakes, no errors and is the final word of Allah.

Verily, this Quran guides (humanity) to that which is most just.“

[Noble Quran 17:9]

“Ve yayları gençleri yere çalacak ve rahmin semeresine acımayacaklar, gözleri çocukları esirgemeyecek.” (İşaya, bab 13, ayet 15, 16, 18, s 683)

“Burnunu ve kulaklarını kesip düşürecekler; ve senden arta kalan kılıçla düşecek.” (Hezekiel, bab 23, ayet 25, s 810)

“Ve her duvarlı şehri ve her seçme şehri vuracaksınız, ve her iyi ağacı keseceksiniz, ve bütün su kaynaklarını kaplayacaksınız, ve her iyi tarlayı taşlarla bozacaksınız.” (II. Krallar, bab 3, ayet 19, s 370)

“Sana karşı yapılan hiç bir silah işe yaramayacak; ve hükümde sana karşı kalkan her dili suçlu çıkaracaksın.” (İşaya, bab 54, ayet 17, s 714)

“Et yiyin, ve kan için, yiğitlerin etini yiyecekseniz ve dünya beylerinin kanını, koçların, kuzuların, ve ergeçlerin, boğaların kanını içeceksiniz. Hepsi Başanın semiz hayvanlarıdır. Sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz.” (Hezekiel, bab 39, ayet 18-20, s 828)

“Sizi kılıcın kısmeti edeceğim ve hepiniz boğazlanmak için eğileceksiniz.” (İşaya, bab 65, ayet 12, s 722)

“Ve öldürülmüş olanları dışarı atılacaklar ve leşlerinin kokusu çıkacak; ve kanları ile dağlar eriyecek.” (İşaya, bab 34, ayet 3, s 697)

“Onları kasaplık koyunlar gibi ayır, ve öldürme günü için onları hazırla.” (Yeremya, bab 12, ayet 3, s 736)

“Acıklı ölümlerle ölecekler, onlar için dövünen olmayacak.” (Yeremya, bab 16, ayet 4, s 739)

“Ele geçen her adamın gödesi delik deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.” (İşaya, bab 13, ayet 15, s 683)

“Ey Kenan, Filistinliler diyarı, Rabbin sözü size karşıdır; seni yok edeceğim, öyle ki artık sende oturan kimse olmayacak.” (Tsefenya, bab 2, ayet 5, s 887)

“Ve gömülmeyecekler; toprağın yüzünde gübre gibi olacaklar; leşleri de yerin canavarlarına ve göklerin kuşlarına yem olacaklar.” (Yeremya, bab 26, ayet 4, s 739)

“Ve senin kökünü kıtlıkla öldüreceğim ve arta kalanların öldürülecek. Ulu ey kapı, Feryat et şehir, baştan başa ey Filistin, eridin…” (İşaya, bab 14, ayet 3-31, s 694)

“Hem yiğidi, hem kızı, emzikteki çocukla, ak saçlı adamı, dışarıdan kılıç ve içeriden dehşet telef edecek. Hasımlarından öç alacağım; ve benden nefret edenlere ödeyeceğim.” (Tesniye, bab 32, ayet 25, s 211)

“Onların her şeylerini tamamen yok et, va onları esirgeme, erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür.” (I. Samuel, bab 15, ayet 3, s 286)

“İhtiyarı genci ve ere varmamış kızı ve çocuklarla kadınları helak için vurun, gözünüz esirgemesin, ve acımayın.” (Hezekiel, bab 9, ayet 5-6, s 794)

“Suriyelileri bitirinceye kadar Afekte vuracaksın.” (II. Krallar, bab 13, ayet 17, s 383)

“Ve İsrail onun mirasının sıptıdır; ismi orduların rabbidir. Sen benim topuzum ve cenk silahımsın; ve seninle milletleri kıracağım: ve seninle ülkeleri helak edeceğim. Ve seninle atı ve binicisini kıracağım. Ve seninle cenk arabasını ve binicisini kıracağım; ve seninle erkeği ve kadını kıracağım; ve seninle kocamış adamı ve genci kıracağım; ve seninle genç adamı ve ere varmamış kızı kıracağım; ve seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım; ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım; ve seninle valiyi ve kaymakamı kıracağım.” (Yeremya, bab 51, ayet 19-23, s 777)

Yahûdilerin Tevrât üzerinde yaptıkları müdahaleler

Kur'ân-ı Kerîm'e göre Yahûdilerin Tevrât üzerinde yaptıkları müdahaleler (tahrifler, sapmalar):

1. Tahrîf: Gerek metinde gerekse manada yapılan müdahalelerdir.
“Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.” (Bakara 2/75)

2. Tebdîl: Kelimeleri başka kelimelerle değiştirmektir.
“Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.” (Bakara 2/59).

3. Kitmân: Bazı bölümleri gizlemektir.
“Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.” (Bakara 2/42).

4. Leyy: Ağızlarını eğip bükerek okumaktır.
“Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.” (Âl-i İmrân 3/78).

5. Nisyân: Metni anlaşılmaz veya yanlış anlaşılır hale getirdikleri ve kendilerine verilen kitabın bir kısmını unutmalarıdır.
“İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular.” (Mâide 5/13).

İslam, tahrif edilmemiş son İlahi Kelam olan Kur'an'da tüm insanlara vazedilen son dindir. Bize aklı ve ilmi her fırsatta emreden, yaşadığımız yüzyılın en şiddetli hastalığı olan bilimsel ateizme karşı en kuvvetli silahımız olan o Yüce Mesaj, kendisine ilgisiz kaldığımız, tefekkürden koptuğumuz ve bilememenin ezikliğini dahi hissedemediğimiz için bizi, zihnimizi, fikrimizi ve diyalektiğimizi terk ediyor!

youtube

eski ahit’e, yahudilere göre kurban edilen ishaktır ve ismail lanetlidir, zavallıdır, kıymetsizdir, unutulandır. 

bu mesele mahmut hoca’nın dersinde de geçmişti. derrida’da da hikaye öyledir (bkz. the gift of death). okuduğumuz bir yazı (anne norton, “call me ishmael”, derrida and time of the political, s.158) ise derrida’nın sadece ishak’a odaklanmasını ve analizi mutlu sonla bitirmesini eleştiriyordu. ismail'in durumunu görmediğini/görmezden geldiğini söylüyordu. hikayenin bu tahrif edilmiş halinde asıl kaybedenin ismail olduğunu fark ediyor ve bunu da bugün müslümanların (onların tabiriyle mahometan) karalanışı, filistinlilerin öldürülüşüyle birlikte okuyordu.