türk futbolu

seyircilerin küfürlerinden yakınırdı baba gündüz. bir arkadaşının küçük oğluyla maç dinliyormuş radyoda. seyircilerin ünlü “terane"si başlamış.

çocuk, "gündüz amca, seyirciler ne diyorlar?” diye sormuş.

baba gündüz, “hakemin yönetimini beğenmiyorlar, yavrum,” demiş. “onu ilme davet ediyorlar, ‘ilme hakem!’ diye bağırıyorlar.”

gazhane döneminde hakemin yönetimini beğenmeyen, “gözüne gözlük!” diye bağırırdı. “gözlük takarsan belki daha iyi görür, daha doğru karar verirsin” anlamına geliyordu bu. futbolculara da sövülmezdi. olsa olsa, yarı şaka, sözgelimi galatasaraylı isfendiyar'a, “kel! kel!” diye bağırılırdı. isfendiyar da kapalı tribünde fenerbahçelilerin oturduğu bölümün önüne gelir, onları selamlar, sarı-lacivertli taraftarlardan alkışını alırdı!

çok iyi hatırlıyorum, bir keresinde, beşiktaş'ın sol beki doktor vedii (tosuncuk), maç sırasında santra çizgisine kadar gidince, seyircilerden biri, “nereye gidiyorsun? yerine dönsene, ulan!” diye bağırmıştı. öteki seyirciler, “ulan denir mi? ayıp!” diye bağıranın üstüne yürümüşlerdi.

gazhane yıkılıp da yerinde yeni açık tribün yükselince, seyirciye de bir şey oldu! türkiye değişiyordu, insanlar, insan ilişkileri, davranışlar, tepkiler değişiyordu. seyirci mi değişmeyecekti! artık en hafif küfür, baba gündüz'ün deyişiyle, “ilme hakem!"di.

"ulan!” diye bağıran seyircinin üstüne yürüyenler yoktu artık. yıllar sonra fenerbahçe'nin bir kış gecesi ajax'la yaptığı maçta bir seyirci hollanda takımının solaçığına gazoz şişesi fırlatacak, polis de şişeyi fırlatanı değil, onu ayıplayan bir başka seyirciyi yaka paça götürmeye kalkacaktı!

yaşamak hatırlamaktır/ ülkü tamer*