suzanne tylander

metroda insanların ellerindeki kitapların ne olduklarını anlayabildiğim çok verimli bir yolculuk yaptım. kitaplardan biri -şimdi başlığını hatırlayamadığım- ama gezegenlerin konumlarından, onların insanlara etkilerinden, bir şekilde bu kozmik ipuçlarından içhuzuruna ulaşabilmenin sırlarını vaadeden şu kitaplardan biriydi. nasıl bir şeyden bahsettiğimi anladınız. kapağında kocaman bir güneş vardı.

ikincisi, 60 yaşlarında bir adamın çantasının ön gözündeki hematoloji kitabıydı. bir hematologun öyle bir cep kitabını çantasında gezdireceğini sanmıyorum, öyleyse 60lı yaşlarda tıp veya yan dal öğrencisi, ya da mikroskop altında kan hücrelerini tanımaya çalışan bir amatör olmalıydı. işte teleskopla gezegen tanımaya ya da kelebekleri sınıflamaya çalışan 60lı yaşlarda başka bir adam kadar ilgi çekiciydi.

üçüncü kitap nietzsche’nin deccal’iydi. berbat bir kapağı vardı. bilimkurgu kitaplarına hep çok kötü kapak resimleri seçen yayınevlerinden ilham almış olmalıydılar.

bu fotoğrafı suzanne tylander isimli bir fotoğrafçı 2012′de çekmiş. biraz işlenmiş, ve de sanırım fotoğrafçının tek iyi fotoğrafı olarak (bir cartier-bresson anı) o zamanlar beni yakalamıştı. ‘beauty of failure’ diye sunulan fotoğrafta, çok kötü bir atlayış yapan sporcu havuzun dibinde, yukarıda onu bekleyen gürültüden nefesi yettiğince uzakta kalmaya çalışıyor gibi gözüküyor. belki karşısındaki figürlerin haçı andıran halleriyle burasının bir kilise olduğu da iddia edilebilir. 

motosiklet kullanan bir arkadaşıma, motosiklete binmek, ata binen atalarımızın hissetiklerinin bilinçdışı anısı olarak mı hoşumuza gidiyor diye sordum. onu bilmiyorum ama ben kaskın içindeki küçücük alanda yalnız kalmayı çok seviyorum dedi. (insanın varlığını yüz’ünden ibaret kılabilen muhteşem bir tecrübe.. vay canına.)

şehirdeki sentetik denizler -eh, havuzlar- içindeki yalnızlık gibi bir yalnızlık da diyebilirim.. vay canına.

metroda yanımda oturan kadın koparılmış ve avuçta ufalanmış çim gibi kokuyor. doğada hali hazırda bulunan bir kokuyu taklit etmeyen bir parfüm sanırım yanlış bir parfüm olurdu. sentetik bir uyuşturucu elde eden insanlar gelecekte sentetik bir koku(adı) da yapacaklar ve yanlış bir uyarı oluşturacaklar.

[cheever’ın yüzücü’sünün ne kadar iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum. hockney’in havuzlu resimlerini. sonra yüzücü’nün z. ile izlediğimiz film uyarlamasını. en sevdiğim madmen bölümü olarak ‘the swimmer’ı. medianeiras’taki havuzda karşılaşma/tanışma sahnesini.. vs. sanırım yakın zamanda bir havuzda yüzeceğim. belki bir kaskım da olur.]