soyut

Yürüyüşünü seviyorum ve hatta kokusunu bile seviyorum.Evet ve konuşmasını seviyorum ve onun kapısını çalmak istiyorum.Artık biraz deli olduğunu biliyorum hem de fazlasıyla,ama sevgi dolu dokunuşlarını hayal ediyorum ve sahiden ısrar etmiyorum, ama öpüşüp dursak ne güzel olurdu.

Semih KUŞKAYA - ‘’  When I smell your skin,You just make my whole world weep ‘’

”Şu son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey, insanın güvenidir; o güven ki, insanlığın dilini konuştuk mu bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırırdı bizi. Gözlerimizin önünde yalan söylediler, insanı küçülttüler, öldürdüler, sürdüler, işkencelere soktular. Ve hiç bir kez, bunu yapanlar, yaptıklarının kötü olduğuna inandırılamadı. Çünkü, kendilerine güveniyorlardı. Çünkü, soyut bir kafa, yani bir ideolojinin adamı , başka bir şeye inandırılamaz.”

Albert Camus / Korku Çağı

Bugün kendime ( ya kime olacağıydı) 12 renk (hemi de!) silinebilir pastel boya aldım.Zorum neydi bilmiyorum. Alıp yemek istedim.

Ha silinebilir olması da ayrı olay zaten. Silinemese ne yapardım kim bilir…Hazır siliniyorlarken alıp duvarları boyayım mı desem ne desem…

Şöyle mavi dağlar, toz pembe bulutlar, turuncu akan bir nehir, yeşil yıldızlar ve mosmor bir güneş…Günışığının mor olduğu bir dünya…

Ne yani hayatımda bir takım renkler eksik olmuş olamaz mı? Ben de pastel boyalar ile renkleri  tamamlama yoluna gitmiş olamaz mıyım? Söz konusu kişi ben isem cevap belli.

 İLAN (seri olanından): Evinin duvarlarını çalışmalarıma- özellikle soyut,somut, armut- açıcak sanat severler aranıyor.

her şeyin elle tutulur olmasını istiyorum artık. 2+2=4 gibi bişey olsun. kafamı duvara çarptığım için ağlayayım. ellerim yere düştüğüm için kanasın. belirsizlikler, duygular, düşünceler soyut olan ne varsa mahvetti bizi

Balkonunda biraz ayaklarını uzattı kadın.

Kedi yine yalnızlık peşindeydi. Kadın tabağına istediğini verdi.
Bir kediye istediğini vermemek kendine işkenceydi. Kadın kendine işkence edemeyecek kadar öpülmüş ve sevişmişti. 

 Biraz yıldızlara baktı demek isterdi burada yazar. Ama yoktu, kadının evi bir başka apartmana bakmakta, o apartmanda da sen oturmamaktaydın.
İşte tüm bu olmamışlıkların içinde ayaklarını uzattı kadın. 

 Bir kaç adamdan kalan bir kaç parça eşyayı evin bir kaç köşesinden toplayıp tek bir yere attı. Geçmişten kurtulmak böyle kolay zannetti.

 Bir şarap şişesi aldı eline, anlamadığı yazıları okuyup boynundan tutarak içmeye başladı. Kadın biliyordu arkadaşlar. İçki şişeleri boynundan tutulurdu. Ağlamadı, ağlamadı, ağlamadı. Şarap bile ağlamadı.

 Oysa kadın çok öpülmüştü. Yeterince öpülen her insan ağlardı. 
Ama kadın;

Ağlamadı, 

Ağlamadı

Ağlamadı.

  • <p> <b><p></b> <b></b> Buz gibi duran insanların, zamanında çok yara aldıklarını bilin. Bazı insanlar, kendilerini koruyabilmek için soyutlaşmaktan başka çare bulamazlar. Ama içleri hala sıcacıktır; ziyadesiyle hassas ve kırılgandırlar. Sadece göstermezler. Bu, onların sevgisiz bir soğuk nevale olduğunu değil; sizlerin kör olduğunuzun işaretidir. Çünkü buz tutmuşluk, bir mekanizmadan ibarettir. İncinecek daha fazla yeri kalmadığında, insan bu mekanizmayı geliştirir. Dış yüzey mekanizması.<p/></p><p/></p>

Bir boka yaramaz zaman. Oturursun kıçının üzerine, dalgalarıyla kayalıkları döven bir sahil kenarında ciğerine dolan gökyüzünü hazmetmeye çalışırsın güçlükle. Derdine derman olabilecek insanların zerre umrunda değilsindir. Bir başına kalmanın zorluğunu, yalnızca bir başına kalanlar bilir. Eğer her gece sol kaburganın yerinden sökülecek gibi olmasına dayanamıyorsan bu hayattan toz duman gibi geçip gideceksin oğlum, arkanda ne bıraktığına bile bakmadan. Gelip geçici olmamak için yapacaksın bunu. O zaman değerin oluyor, o zaman kıymete biniyorsun. İyi bilsinler, kötü bilsinler. Sen kendini bil kâfi. Her söyleneni, her duyduğunu takıntı haline getirmen senden başkasını üzmez. Senden başka hiç kimseyi üzmez. Hiç mi hayallerin olmadı, hiç mi bir beklentin olmadı diyeceksin bu cehennemde, elbet oldu. Ben artık sadece daha az yansın istiyorum canım, artık bir hayalim yok. Sadece yastığa başımı koyduğum an sabaha her şeyden soyut bir şekilde yirmi ikinci rüyamı görmüş olarak uyanmak istiyorum, kül olmam kimsenin umurunda değil.

Fragment V
  • Fragment V
  • Library Tapes
  • Fragment
Play

gördüklerinden, duyduklarından, iliklerine kadar işleyen kokulardan ibaret sanıyordun…

oysa;

varlığı gözle görülemeyen, madde hali olmayan, sadece ama sadece düşüncede var olduğu kabul edilen bir soyuttun.

bir öyküydün sadece,

hepsi bu!