sirune

Çiçek topla, destelerle gel*

Son günlerde yoluma çıkan en güzel şarkı bu. Işıklı bahçelere açılan bir pencere oluyor. Annemin yeni açmış çiçeklerinin kokusu doluyor damarlarıma. Berrak bir suyun pırıltısı gözümü alıyor. İşte hüzne bulanmış bir neşe; içinde koşmak, koşmak, koşmak, gitmek olan…
“…‘Gitmek’, diyordu Mani kendi kendine, 'gitmek bir şenliktir’…*



* Element Band, ‘Sari Sirun Yar’ şarkısından mülhem.

* Amin Maalouf, Işık Bahçeleri, YKY, 2014, s. 65

2

“Dünyaya bir daha gelirsem, ne kadar tank, tüfek ve silah varsa hepsini eritip saz, cümbüş ve zurna yapacağım.” Aram Dîkran

Aram Dikran’nın hikâyesi


Ferman yazılmış, atlar varmış dağlara. Evler talan edilmiş, milyonlarca insan yollarda. Yüzbinlercesi katledilmiş ama biz birisinin ismi ile devam edeceğiz yazıya, ölenlerin tümü ve bize yüzlerce şarkı bırakmış birinin hatrına.

Sakoyê Mêlo’nun idam edildiği gece oğlu Dîkran Sakoyê Mêlo bir Kürt ağasının ısrarıyla ölümden kurtulur. Dîkran, Kürt ağasının yanında kalır, ney çalmaya, şiir yazmaya başlar.
Soğuğun bıçak gibi keskin olduğu, odunun sobadan, ayakların battaniye altından eksik edilmediği günleri bilirsiniz. Aralık ayının o son on günü ile Ocak’ın bütünü. Kürtçe’de bu kırk gün bir ay olarak kabul edilip ismine de Çilê denmiş. Aram Dîkran Melikiyan, 1934’ün Çilê’sinde Qamişlo’da çok fakir bir ailede dünyaya gelir. Asıl anlatacağım hikâye de baba Dîkran Sakoyê Mêlo’nun oğlu Aram’a verdiği öğütle başlar ; “oğlum Aram, Kürtçe’nin kadrini kıymetini bil. Sana bırakacağım şiirleri müziğinle güzelleştir Kürtçe’ye hediye et…”
Aram Dîkran kardeşleri ile bir müzik grubu kurar ve Qamişlo’da düğün ve dini törenlerde şarkı söylemeye başlar. 1950’li yıllardır henüz lakin 1990’lara yaklaştıkça Aram’ın şarkılarına direniş ve toplumsal meseleler girmeye başlar.

ZÎLAN’dan HRANT DİNK’e

“Niviskaro qelem bigre û binivsîne
Pêşeroj dê ji me ra mizgîn bîne
Weke Zîlanê kesek nîne..”

Ne Kürt halkının içinde bulunduğu mücadeleden ne de Ermeniliğinin sızısından uzak kalmadı. Egîd’i ve Mazlum Doğan’ı da yazdı, Zilan’ı ve Hrant Dink’i de. Hrant’ın henüz yaşadığı lakin herkesten taş yediği günlerde mamoste Aram televizyona çıkar ve der ki;


“Yerêvan bagê marêl
Lêlîm aman Lêlîm aman
Hokis madag yem arêl
Boyit memem sarî axçik sirun axçik
Sari Naral ceyran axçik…“


Ermenice ‘sari’ dağ, ‘axçik’ ise gelin demek. Varın siz anlayın Aram’ın Hrant’a seslenişini.

” Têla sazê min zirave / Dengekî xweş wê jê rabe
Wê li dinyayê belav be / Dinya alem wê pê şabe…“ diyerek cümbüşünün sesi ile tüm dünyayı mutlu edeceğinin müjdesini veriyor mamoste Aram ve öyle de oldu. Klasik ve modern Kürt şiirine yaptığı besteler ve düzenlemelerle Kürt müziğinde Aramî adı verilen ve Ermeni müziğindeki koro tarzına benzeyen yeni bir stil geliştirdi.

Yunanistan’dan Diyarbakır’a

-Aram Tigran, bir konuşmasında şöyle demişti: “Ben Diyarbakır’a gitmek için, bu yaşta Yunanca öğrenip, vatandaş oldum. Bütün bunları Diyarbakır aşkı için yaptım.”
Mamoste Aram Türkiye’ye alınmıyordu. Her yolu denedi ta ki 72 yaşına gelene değin. 2006’da Diyarbakır’a girer girmez ilk yaptığı babasının köyüne gidip toprağa sarılmak ve kendi deyimiyle secdeye yatmak oldu.
Kendisi 72 sene boyunca ülkeye alınmadı ama şarkıları izni alınmaksızın Türkçeleştirilerek Trt filmlerinde kullanıldı.

“Diyarbakır'a gelmek benim yüzyıllık rüyamdı. Hep derdim ‘Tanrım, ölmeden anne babamın yaşadığı toprakları görebilecek miyim?’ Yunanistan vatandaşı olduktan sonra ilk olarak Diyarbakır'a geldim. Çok etkilendim ve bir şarkı yazdım. 'Di xewnên şevan de min bawer nedikir (Rüyalarımda görsem inanmazdım) / Bi çavan bibînim bajarê Diyarbekir (Diyarbakır'ı görebilmeyi) / Rojbaş Diyarbekir me pir bêriya te kir (Günaydın Diyarbakır seni çok özledim) / Te derî li me vekir (Sen kapılarını bana açtın) / Te me şa kir (Bizi çok mutlu ettin).”


“Biz Nasıl Bu Topraklarda Büyüyemedik”

“Annem ve teyzem tek gelebilmişler Qamişlo’ya. Başka akraba da yok. Şimdi teyzem de öldü. Eski akrabaları bulmak epey zor. Ailemizden kimse kalmadı. Bazıları telefon açıyor. Diyarbakır’dan da arıyorlar. ‘Akrabayız’ diyorlar, ama görüşemedik hiçbiriyle. İspat da yok. Ben görmemişim. Babam da yok ki tanısın…”

Önceleri Qamışlo'ya gömülmek istiyor mamoste Aram lakin ilk kez geldiği Diyarbakır'da yaklaşık iki ay zaman geçirdikten sonra, ailesine ve Diyarbakırlılara “Buraya, Amed’e gömülmek istiyorum” demiş. 6Ağustos günü beyin felci geçirip 8 Ağustos’da Atina’da yaşamını yitirdi mamoste Aram. 9 gün boyunca cenaze defnedilmeden bekletildi çünkü mamoste Aram’ın vasiyeti vardı. Ailesinin başvurusunu İçişleri Bakanlığı “Yabancı bir vatandaşın Türkiye'ye gömülmesi konusunda yerleşik bir mevzuat yok” diyerek redetti ve 17 Ağustos’da Brüksel’de defnedildi. Mamoste Aram Dîkran’ın mezarına Diyarbakır’dan getirilen bir avuç toprak atıldı.

'Di xewnên şevan de min bawer nedikir,
Bi çavan bibînim, bajarê Diyarbekir.
Rojbaş Diyarbekir me pir bêriya te kir,
Te derî li me vekir, te me şa kir Diyarbekir’

Not; Kakşar Oramar’ın Yeni Özgür Politika yazısı ve dedem Şeyh Misbah’ın anılarından faydalanılmıştır.

Fildergisi Mayıs-Berxwedan Yaruk