sevginizi

İnsanları tanımak için tüm gücünüzü verin,
ama tüm sevginizi vermeyin.
Çünkü onları tanımaya başladıkça
verdiğiniz sevgiye acıyacaksınız… !

Mevlana Celaleddini Rumi

Uruguaylı Bir “Delinin” Hatıra Defterinden Alınması Gereken 19 Ders

1. Saraylara, servete, gösterişe ve israfa karşı çıktı. Zaten 2012’de devlet başkanlığı sarayını, başkentteki evsizler için sığınma evlerinden biri olarak ilan etmişti…

2. Pepe, biricik eşi Lucia ile halen başkentin dışında tek odalı mütevazı bir bağ evinde yaşıyor.

3. Bu tek odalı mütevazı evi Pepe, görevde olduğu süre boyunca devlet başkanlığı konutu olarak kullandı.

4. “Bu hayattaki tek bağımlılığım aşktır’’ diyen bir başkandı Pepe.

Karısı Lucia'ya olan tutkusunu, bir gazeteciye, "Eşinize aşkınızı ve sevginizi göstermenin her yaşınızda farklı bir yolu var. 20’li yaşlarınızda başkadır, 70’li yaşlarınızda başka…’’ diye anlatmıştı.

5. Kendisiyle röportaj yapmak isteyen Guardian muhabiri, konutun güvenliğinin yalnızca 2 polis tarafından sağlandığını yazdı.

6. Güvenlik ekibinin ve ailenin olmazsa olmazını da unutmayalım. Adı Manuela. Pepe ve Lucia çiftinin bir bacağı sakat sevgili köpeği.

7. Makam aracı olarak 1987 model emektar ‘vosvos’unu kullandı.

8. Aylık maaşının yüzde 90’ını oluşturan 7500 Euro’yu sosyal programlara bağışladı. Maaşından geriye kalan 485 Euro ile geçindi.

9. Pepe’nin devlet başkanlığı maaşının yüzde 90’ını almayarak bağışlama gerekçesi, ‘paranın bu kısmına ihtiyacımız yok‘ şeklindeydi.

10. Pepe ve eşi Lucia'nın küçük bir sebze bostanı var. Pepe, elin toprağa bulaşmasının büyüleyiciliğinden şöyle bahsediyor; ‘’Kendi ektiğiniz bir sebzeyi koparıp yemenin keyfinden daha büyüğü olacağını düşünemiyorum’’.

11. Mujica, kendisine ‘fakir devlet başkanı’ diyenlere, her defasında ‘’zenginliğin gerçek anlamını bilmediklerini’’ söyledi.

12. Üzerinde yıllandığı belli giysilerinden ve yine uzun yıllardır giydiği anlaşılan ayakkabılarından bir kez olsun utanmadı.

13. Onun yönetiminde devlet, süt gibi temel ürünlere fiyat sınırı koydu. Her çocuğa parasız eğitim ve yanında ücretsiz bilgisayar sağladı.

14. Eşcinsel evliliklere, esrar ve kürtaj serbestesine izin veren reformlarıyla hem ülke insanının, hem de dünyanın sevgisini ve takdirini kazandı.

Bu reformların ardından Guardian gazetesi Uruguay’ı ‘destansı’ bir ülke ilan etti. Foreign Policy, Mujica’yı ‘Dünyanın en etkili 100 Düşünürü’nden biri gösterdi. Economist dergisi, tarihinde ilk kez ilan ettiği ‘Yılın Ülkesi’ kategorisi için Uruguay’ı seçti.

15. Esrar serbestesi reformunun ardından, Uruguay'ı ‘dünyanın en sosyal liberal ülkesi’ ilan edenlere:

’Benim ülkem özellikle açık bir ülke değil. Bu reformlar aklın gereğidir. Marihuana serbestliği daha liberal olalım diye değil. Kullanıcıları, yasadışı sektörün elinden kurtarmak istiyoruz. Ancak onların aşırı içmelerine de müdahale ederiz. Tıpkı viski gibi. Günde bir şişe içiyorsanız, hastasınız tedavi edilmeniz gerek, demektir. ‘’

16. Tüketim yoluyla büyümeye karşı çıktı. Birleşmiş Milletler’in 2012 Rio Konferansı’nda bu konuda yaptığı konuşmada:

’Ben bir devlet başkanıyım. Daha çok yatırım daha çok istihdam için mücadele ediyorum. Çünkü insanlar sürekli daha fazlasını istiyor. İnsanların alım gücünü artırmaya çalışıyorum ama bir yandan da gereksiz tüketimi elimine etmeye çaba harcıyorum. Enerji, doğal kaynak ve zaman israfına kesinlikle karşıyım. Kalıcı şeyler inşa etmek zorundayız. Ancak bu tabii ki bir ideal. Gerçekte, ‘biriktirme yığma’ çağındayız’’

17. Pepe ve eşi Lucia'nın yaşadıkları baraka çiftlik evini, bir tarım okuluna dönüştürme projeleri var. Böylece;

İkisi de öldüğünde, artık dünyaca ünlenmiş olan bu yaşadıkları yer, bir tarım okulu olacak ve çevredeki çiftçilerin çocuklarının toprağa sevgiyi, toprağı işlemeyi öğrenecekleri bir okul olacak.

18. BBC'ye verdiği röportajda Pepe ve eşi Lucia:

”Dünya adeta çıldırmış gibi. İnsanların, bizim yaptığımız, aslında normal olması gereken şeye hayranlık duymaları çok tuhaf. Bu takıntı beni endişelendiriyor” diyor Pepe.

Eşi Lucia ise, ‘’Biz, kendimizi bize yakıştırdıkları gibi ‘fakir’ görmüyoruz. Böyle çok mutluyuz. Çoğu insandan çok daha azla yaşadığımız için çoğu insandan çok daha az endişemiz ve çok daha az problemimiz var.’’

19. İnsanlık bu sıradışı çifte bir teşekkür borçludur.

Pepe ve Lucia, hem mütevazı yaşam tarzları, hem de insanı, insanca yaşamayı temel alan siyaset anlayışlarıyla sadece Uruguay’a değil; aynı zamanda dünyanın geri kalanına da örnek oldular.

Evet, başlıkta da dediğimiz gibi Pepe bir deliydi. Ancak sadece, kendisinden başka kimseleri düşünmeyen, zavallı insanların; sığ dünyasından bakıldığında…

Oğlum niye Tumblr'da bir blogun fanı oluyorsunuz ya da onlara anonimden sevginizi ifade eden bir yazı yazıp terslendiğinizde niye üzülüyorsunuz ki? Onlar sizin fanınız olsun. Onların bilindik bir blog olmasını siz onların postlarını RB'leyerek sağladınız. YAŞASIN ÖZGÜRCE RB YAPAN BLOGLAR!
Hayata tersten bakalım, inananlar Allah’a şükrederler inanmayanlar doğaya şükreder. Bir çoğumuzun annesi babası hayatta, olmayanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Peki olanların anne babası şuan hayatta olmasaydı ne derdik? “Onlar olsaydı da her istediklerini yapsaydım, keşke sözünden çıkmasaydım” Peki şimdi hayattalarsa seni tutan şey ne? Kanser olduğumuzu öğrendiğimizde derdik ki; “Eğer sağlıklı olsaydım spor yapardım, her istediğimi yerdim ve asla sigara içmezdim.” Sağlıklısın, seni sağlığını bozmaya zorlayan şey ne? En yakınımızdaki sevgilimizi, arkadaşımızı, eşimizi dostumuzu kaybettiğimizde, onu üzdüğümüz, kalbini kırdığımız için binlerce küfür ediyoruz kendimize. Şuan geri gelse onu asla bırakmam, asla üzmem diyoruz değil mi? Daha önce düşündünüz mü bilmiyorum ama belki de ettiğimiz bir dua sonucu bu durumdayızdır? Doğanın önümüze çıkardığı şanslar doğrultusunda bu ana gönderildik belki de? O, olması imkansız an tam şuan. Geri gelmesini istediğimiz bir anı yaşıyoruz belki de hiç farkında olmadan. Sevin. Sevginizi gösterin. Hayat bizi beklemiyor.
Çarşıdan geldik babam arabayı park etti ve eşyaları alıp eve doğru yürüyorduk. Sonra bir köpek gördük . Babam ona önceden yiyecek bir şeyler vermiş... Bana da göstermişti bu köpekti diye . “Aa baba bak seninki “ dedim. Anneme de ekmek vermesini söyledim. Köpeğin tek gözü kör olmuş. Bildiğiniz parlıyor yani... Yanımıza bir koşuşu vardı ama... Hâlâ ağlıyorum. Böyle yan yan koşuyor.. Hasta olmuş hep yaraları vardı ve uyuz olmuş. İçim paramparça oldu.Savunmasız canlıların bu durumda olması beni çok acıtıyor. Elimde olsa bütün canlılara bakardım kendimi feda ederdim hepsi için ama elden gelen bu kadar... Tek yapabildiğim dua etmek,ekmek verip onlara  sevgi göstermek... Ama çok çok üzülüyorum. Şimdi bundan bize ne falan da diyebilirsiniz de ne bileyim yazdıkça rahatlıyor insan. Eğer bunu okuduysanız lütfen lütfen sokaktaki hayvanlara sahip çıkın. Yanınızda para olmasa bile sevginizi verin onlara. O bile onların güzel yaşamasına yardımcı oluyor. Lütfen.
Tüm hayat bağlarını bir varlığa baglarsan o varlık çekip gittiğinde, o bağların hepsi kopmuş hayatın bitmis gibi hissedersin. O yüzden sevginizi dağıtın. Annenizi çok sevin mesela, işinizi, arkadaşınızı , Yaratanınızı her şeyden önce…Birinin bağı koptu mu diğer bağlar tutar sizi en azından.

Böyle günlerde saklambaç oynaması gerekenler biziz. 

Girdiğimiz tüm sosyal medya hesaplarımızda günün anlam ve önemini hatırlatan gönderilerinizi gördüğümüz için suçlayamayız sizi. Sevginizi paylaştığınız için suçlayamayız. Şanslı olduğunuz için suçlayamayız. İçimizdeki sızı tüm uzuvlarımıza yayıldığı için de suçlayamayız sizi. Sebepte sonuçta sizinle ilgili değil çünkü. 

Bazıları hayata 1-0 yenik başlar. Önde olanlar galibiyet arzusunun heyecanı ile koşmaya devam ederken, geride başlayanların umudu kırılır. Bırak koşmayı, yürüyemezler bile. Hayata 1-0 ileride başladığınız için suçlayamayız ya sizi.

Bir ev. 

Evin içinde 5 oda. 

Birinin içinde bir baba. 

Öbürünün içinde bir kız. 

Aşılamayacak duvarlar var ama konunun çimento ile alakası yok.

‘Babalar günün kutlu olsun babacım’ demenizi bekleyen bir baba, onu asla affedemeyecek olduğu için kendine kızan genç bir kız. Aynı ev,ayrı odalar, yok sayışlar. 

‘’Babam gibi biriyle evlenmeyeceğim.’’ cümlesini tekrar ede ede yemin kıvamına getirdiğim bir gün. Yaptığı hatalar yüzünden değil. Kendim için. Kendi çocuğumun tıpkı benim gibi babalar gününü gözlerini, kulaklarını kapatarak yaşamaması için. Babalar gününde günü hatırlatan her şeyden kaçmasını istemediğim için. 

Yazılması gereken çok şey var daha. Ama mecal yok. Bu konuyla ilgili son yazı.

“…Çocuk sahibi olamayan birisinin, sürekli sizin bebeklerinizin güzel resimlerinin yağmuruna tutulduğunu düşünün.


Evlenemeyen veya eş bulmakta zorlanan birisinin sürekli sizin “mükemmel” ilişkinizin veya düğün (nişan) fotoğraf ve paylaşımlarıyla karşılaştığını düşünün.


Yüzünün içine doğru soktuğunuz o iş pozisyonunu veya o maddi mülkü çok isteyen birinin ne hissedeceğini düşünün.


Kendine karşı güveni ve algısı düşük olan birisinin sizin güzel “selfie”leriniz ve başkalarından aldığınız o büyük onaylarla karşılaştığını düşünün…”


Ve kendinize gelin! Yapmayın! Lütfen yapmayın! 

En yakınımdan biliyorum hıçkıra hıçkıra ağlamalarından biliyorum , evlenemeyen erkeği dahil kuzenlerimden biliyorum. Yapmayın! Alın kocanızla sarılmalarınızı minnoş minnoş süprizlerinizi hazırlıklarınızı gezilerinizi hediiyelerinizi sevginizi birbirinize saklayın, alın o aldıgınız rengarenk saatleri süslü defterleri bilmemnelerinizi başınıza çalın ! Evet sinirlendim çünkü daha bu yazıyı okurken ağlayan ablamın gözyaşları canımı yaktı! uyardık, anlamadık.

Yapmayın! kimse sanal alemde göründüğü gibi değil insanların içi cayır cayır yanarken yapmayın!

Bunlar aldatıcı! bunlar üzücü! ve egoculuk!

yapmayın.

sizin aşırı yılışık, ağzınızdan salya sümük akıtan, bol gösterişli, katran kırmızısı rujlarınızla sarfettiğiniz sevgi sözlerinizin kayıtsızlığına sıçayım. sevginin gününü bir gösteriş budalalığına çevirdiğiniz görgüsüzlüğünüze de sıçayım. metroda, yolda, avm ve kafe köşelerinde birbirinize ettiğiniz yalandan pıtırcıklı amade oluşlarınıza da. aşırı sevgi diye nitelediğiniz, herkesin gözünü sokmaya çabaladığınız, “bak, sevgilim bana çiçek aldı.” gibi ucuz eylemlerinizi bütün dünya görsün diye daha önce kullanmadığınız yollardan yürümenizi de sıçayım. saygısız tavrınıza, aşırı biçimsizliğinize ve en çok koyan da bu: kayıtsızlığınıza sıçayım.

ben sevginin böyle olduğunu düşünmüyorum. sizden iğreniyorum. ve bunun için yarım saat aranızda dolaşmam yetti. bu kadar izan yoksunu güruhla olmaktansa ölmeyi diliyorum. çapsızlığınıza tahammül edemiyorum artık. olduğunu düşündüğünüz, özünde zerre gerçeklik olmayan sevginizi insanların üzerlerine kusa kusa, tabiri yerindeyse bokunu çıkararak savurmanız ne kadar boktan bir durumda olduğumuzun habercisi ve bir numaralı göstergesidir.

adı batsın sevginizin. ve gününüzün. sadece yarım saat yetti. kısa bir metro yolculuğundan sonra taksim ve osmanbey taraflarına uğramam gerekiyordu. yolda karşılaştıklarımdan midem bulandı. kafelerde, avm çıkışlarında ve otobüs duraklarında vesaire. her yerde bu gösteriş budalalarıyla karşılaşmak mümkün. nitekim benim de öyle oldu. bir köşe bulup, oturdum. ve izledim. daha fazla tahammül edemedim. kalkıp evin yolunu tuttum. ben yanılıyor olabilirim. bilmiyor, yalnız da olabilirim. ama farkındayım. dahası, anlıyorum. ve görmek anlam dünyamı fena helde tırmalıyor. biz ne ara bu kadar canileştik. ne ara bu kadar aşırılaştık, bilmiyorum. bu, çağın bir gerekliliği mi? belki. fakat bunu bir sığıntı noktası olarak görmeyi de kabul etmiyorum.

sevgiyi az çok sevdiğim yazarlardan okudum. edip, turgut ve dostoyeski. ve elbette diğerleri. ne ki, anlamaya çabaladım. allah’ın da, o en iyi arkadaşımın da bununla ilgili söylediklerini biliyorum. hiçbiri dışarıda dönenleri anlatmadı bana. ya da ben gerzeğim. tam olarak emin değilim. tam olarak emin olmadım. bu, aklımı tırmalıyor. ve kusur büyüyor.

Sessizce gitmek gerek bazen, toz kaldırmadan, bulandırmadan, kırmadan ve daha fazla kırılmadan. Ve boş yere tüketmeyin ömrünüzü daha fazla, değişmezler ve asla değişmeyecekler. Bugününüzü zehir edenler, yarınlarınızda da size huzur vermeyecekler. Ama sizi ağlatanlar kadar, anlayanlar da olacak elbet bu dünyada. Sabrınızı, sevginizi ve iyi niyetlerinizi, biraz da onlara saklayın. Haketmeyen insanları sırtınızda taşıdığınız yetmedi mi ? Biraz da size iyi gelecek insanlara şans tanıyın. Lütfen, biraz da kendiniz için yaşayın. Henüz vakit varken önümüz bakarken ve güneş hala üstünüze doğarken

Bugün yalnız mavi…💙❄💙 Today only blues…
Ojeler / Nail polishes : 👉 Sephora No.L82 Sky diving
@sephora @sephoraturkiye 👉 GoldenRose Rich Color No.38
@goldenrosetr 👉 Color Club No.979 Blue Heaven
@colorclubnaillacquer 💙💙💙
Bu arada hala çekilişime katılmadıysanız, bu fotoya ilgi ve sevginizi gösterdikten hemen sonra bir önceki paylaşıma ışınlanın… 😉 💋
http://instagram.com/p/xm0D1Vq4cc/
Bugün yalnız mavi…💙❄💙 Today only blues…
Ojeler / Nail polishes : 👉 Sephora No.L82 Sky diving
@sephora @sephoraturkiye 👉 GoldenRose Rich Color No.38
@goldenrosetr 👉 Color Club No.979 Blue Heaven
@colorclubnaillacquer 💙💙💙
Bu arada hala çekilişime katılmadıysanız, bu fotoya ilgi ve sevginizi gösterdikten hemen sonra bir önceki paylaşıma ışınlanın… 😉 💋

Her ne olursa olsun baba sevgisi almamış bir kız sevmeyi bilmez. Onu sevmesi gereken ilk erkek sevmemişken, aşık olması gerektiği ilk adam babasıyken olmamışsa, öyle doğru düzgün sevemez kimseyi. Güvenemez de kolay kolay. Güven en önemli şeydir hatta onun için.  Hep başkalarında bulmaya çalışırken aşkı çok hatalar yapar. Yanlış insanları sever, yanlış insanları alır hayatına. Bunu okuyan bir sürü erkek olacaktır. Siz de baba olacaksınız. Yapmayın bunu. Kızınıza sevginizi vermeyerek yakmayın canını.  Bir kızda bu kadar derin yaralar açmayın. Çünkü kim gelirse gelsin kapatamıyor o yaraları.