senins

‘’Yukarı doğru düşüyorum,dönen başımla birlikte yukarı doğru ,ellerimi tuttuğun zaman birlikte düşeceğiz. Yukarıdan bakacağız şiddetin ve nefretin kol gezdiği ,hırsın kör ettiği ,logosun çıldırdığı- abartıldığı bu çöle;Büyüyen ve her şeyi yutmaya çalışan,her şeyi kendine dönüştürmek isteyen,un ufak eden,biriktiren,ad koyan,tanımlayan,bencil ve kendini beğenmiş bir çöl burası.Seni ve beni un ufak etmek istiyor.Gündüzün kavuruculuğuna ve gecenin yalnızlığına ne kadar dayanabileceğiz,ne kadar direnebilecek bakışlarımızla açan çiçekler.Yalnızca senin ve benim gördüğümüz,konuştukça solan çiçekler.Sustuğumuzda büyüyorlar,gözlerinle gözlerim karşılaştığında yeşeriyor yaprakları..’’

Julio CORTAZAR

Kızın parfüm diye vücuduna boşalttığı şey deodorant bide yetmezmiş gibi sınıfta sıkıyor BAK YEMİN EDERİM ELİMDE KALACAKSIN SIKMA ŞUNU OKSİJEN SOLUMAK İSTİYORUM BEN SENİN O SAÇMA KOKUNU DEĞİL
Z raporu.


H E R Ş E Y E R A Ğ M E N D A Y A N! *

-gayrimeşru bir yokoluş peydah ettik.

-bir yok sayılışın ortasında kendimi ararken, döndüğüm her köşe başında  savunmasızlığımla çarpıştım.

-yenmek için değil, yenilmek için sevmekti aslolan.

-akıl süzgecimden geçiremediğim taşlar umarım seni çarpıklaştırmıyordur. çünkü gecekonduların gündüz uçtuğu bir evren hayal ediyorum.

-ben aynalarla genleşen bir dünyanın karmaşasından sıyrılıp, senin o küçücük dünyanda huzuru yakalamıştım. farkında mıydın?

-(var) olmayan birine ait hissetmek, (senin) olmayanı sahiplenmek. hadsizliğime verin.

-ayakbağı mıyım ben? baş ağrısı mıyım? yük müydüm omzuna gerçekten? neden öyle hissettirdin öyleyse?

-senin gözlerin gece, günün en sevdiğim vakti senin gözlerin. (hâlâ.)

-biliyorum, -sensizken- içi boş bir çuvala döneceğim ama bu senin kutsallığından hiçbir şey kaybettirmeyecek, tarihim boyunca.

-sürekli tekrarlıyorum, sürekli. bütün diyaloglarımızın sonu aynı cümleyle bitiyor: UNUTTURMA KENDİNE! çünkü bazen, bazı durumları unutmak, affetmektir. AFFETME!

-seni o fotoğraftan oyup alamadım. alamadım.

- her seferinde bu son demiştim, hiç öyle olmadı. ama bu sefer gerçekten son. midemi bulandıran ne varsa, cinnete sebep olan kim varsa, kimin midesini bulandırıyorsam, kimin aklında ağırlık yapıyorsam…., hepsinden koşarak uzaklaşıyorum.

- ben kendimle tanışmaya gidiyorum.

H A Y A T B U D E R D İ B İ T M E Z.*

Bilirmisin Yàr..!

Gelmediğinde İçimin Ülkesinde
Depremler Olur..!

Yığılır Kalır Duygularım Başının Okşanmasına Muhtaç Bir Yetim Gibi..!

Mana Alemlerinde Seyyah Olup Yürek Ülkene Hicret Eder Yüreğim ..!

Gurbet İçinde Birde Senin Gurbetinde Bırakma Beni ..!!

Hani Diyorum Gelsem ..!

Ensar Misali Karşılarmı Yüreğin Yüreğimi
Sararmı Tüm Benliği İle De Hele Yâr..?!

**

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil… Bana hakikaten yaşamak imkanını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim…

Sadece sabrın kadar güçlü, şükrün kadar olgunsundur bu hayatta.
Ve dua'ların kadar değerlisindir Allah katında.
Kuldan istemek ve kula yalvarmak senin değerini düşürürken, ancak O'ndan istemek senin değerini artırır.
Rabb'im ne yarattığı kullarına muhtaç,
Ne de dualardan umudumuzu kesecek kadar eksik etmesin bizleri.

Yenilgi

Yenilgi, Yenilgim, bir başınalığım ve utangaçlığım;
Benim için sen binlerce utkudan daha kıymetlisin,
Ve yüreğim için çok daha lezzetlisin yeryüzünün tüm onurlarından.

Yenilgi, Yenilgim, kendimi kaybeder ve isyan ederim..
Seninle birlikte anlarım hâlâ taze ve hareketli olduğumu
Ve solmuş defnelerin tuzağına düşmeyeceğimi.
Ve sende yalnızlığımı buldum
Ve esirgetilmenin ve küçük görülmenin mutluluğunu.

Yenilgi, Yenilgim, ışıldayan kılıcım ve kalkanım..
Senin gözlerinden anladım
Taç giymenin esaret,
Ve anlaşılmanın aşağılanmak,
Ve yakalanmanın tamamlanmak
Ve olgun bir meyve gibi düşüp tüketilmek olduğunu.

Yenilgi, Yenilgim, benim yiğit yoldaşım..
Benim ezgilerimi, haykırışlarımı ve sükûnetimi yalnız sen duyacaksın,
Ve senden başka hiçkimse kanatların vuruşunu konuşmayacak benimle,
Ve denizlerin,
Ve geceleyin yanan dağların kışkırtıcılığını;
Ve sen sarp ve kayalık ruhuma tek başına tırmanacaksın.

Yenilgi, Yenilgim, ölümsüz cesaretim..
Sen ve ben fırtınayla birlikte güleceğiz,
Ve içimizde ölen her şey için mezarlar kazacağız,
Ve güneşin altında büyük bir şevkle bekleyeceğiz,
Ve biz tehlikeli olacağız.

Halil Cibran - Deli