secm

Babama..

Insanlarin degerli oldugunu ara ara, durup durupken hissediyorum. Ama yasim ilerledikce su dogum gunlerinde daha bir duygusal ve huzunlu oluyorum. Tum onemsemeyenlere inat tam o gunlerde sevdiklerimin yaninda olamiyorsam somut bir sekilde, gozlerim nemleniyor.

Bugun hayatimdaki en onemli, degerli adamlardan ilkinin dogdugu gun. Onu neresinden anlatmaya kalksam tam olmuyor,yarim kaliyor.

Ilk once o benim babam. Ne kadar muhtesem bir baba oldugunu soylemek kizi olarak objektif bir yorum gibi gorunmeyebilir elbet. Ama hikayenin icinden cikip uzaktan bakinca onun ne kadar muhtesem bir baba oldugunu sadece benim soylemedigimi gorebiliyorum. Sansliyim ki “babalik” muessesini bu denli hissedip yasayan bir adamin kiziyim.

Her sey bir yana, arada dusunurum ailemizi secme sansimiz olsaydi diye. Babama bakinca keske dedigim, degismesini istedigim hicbir ozelligiyle karsilasamiyorum. Kusursuz bir insan degildir elbet hicbirimiz gibi. Ama kusurlariyla diger yonleri birlesince portrenin tamami oyle guzel ki. Bunu ifade etmekte gucluk çekiyorum. Sansliyim ki baska bir baba hayali kurmak, yada bu adami uzaktan gorup imrenmek yerine doya doya yasayabiliyorum.

Bir de şöyle bir gercek var ki; O adam benim ilk en yakin arkadasim. Kardesim kadar yakin gordugum dostlarim olmasina ragmen babam bir ebeveyn olmanin disinda hic yerini kaybetmeyen samimi bir arkadasim da ayni zamanda. Bunu nasil basardi bilmiyorum. Kendisine sordugumda gulerek zaman ayirmak ve mesafe koymadan paylasmak cevabini aliyorum. Baba sifatini kenara koydugumda onunla konusmayi, hayata dair elestiriler getirmeyi, yolculuk yapmayi, hassas ruhumuzun bize kattigi zaaflarimizi dokmeyi cok seviyorum. Birbirimizden cok farkli yonlerimiz olmakla birlikte kilit ve soyut bazi konularda oyle ortak zevklerimiz var ki, onunlayken eglenmekten kendimi alamiyorum.

Ben kucukken haftasonlari bir sus havuzunda kagittan gemiler yapip yuzdururduk onunla. Ben hayal kurmayi o gunlerde ogrendim sayesinde. Ucsuz bucaksiz dalgali denizler, bilinmedik diyarlari gidip gorme fikri ta o zamanlar dustu icime.
Sonra beni cok erken yasta fotografla tanıştırdı. Hic teknik yuklemesi yapmadi uzerime. Bakmayi biliyorsak, ayrintilari yakalabiliyorsak kosturmali hayat icerisinde guzel fotograf o zaman cekilecekti. Ben iste bu sayede gormek ve bakmak kavramlarini sindirdim icimde. Kimi yagmurun damlasi kimi gunesin bir isik huzmesi bahari isitan.. Ama hayat boyle bakabilirken daha guzel ve kotu yanlariyla dayanilir bir hal aldi benim icin.
Kitaplara askim da babama askimla birlikte basladi aslinda. Bir gun herkes gibi ben de kitaplarla tanisacaktim. Ama guzel adam o kadar beklemedi. Ilk kitabim saniyorum uc yasindayken benim oldu. Usanmadan her gece beni hikayeler okuyarak uyuttu. Hayal dunyam oradan sonra aldi basini gitti. Kelimeler tam da o gunlerden sonra hic fark etmeden benim icin degerli olmaya basladi. Okumaya tutkulu oldum uykularimin destekleyicisi hikayeler ve babamin sesi sayesinde. Kelimelere o gunlerde tutunmusken yazmak konusunu sundu onume. Ben babamin gazetede yaptigi haberleri okuyor bir yandan da imreniyordum ona. Sonra baktigimda babam bana yazmanin ciddiyetinden cok icimizi nasil da guzel dokme yolu oldugunu ogretmis. Kart attik, mektuplar yazdik birlikte. Bu da ben de aliskanlik oluverdi icimi rahatlatan bagimlisi oldugum bir aliskanlik hem de.

Belki tek hatasi beni kendi kurdugu muhtesem dunyada buyutup dis dunyadan korumasiydi araliksiz. Disarida acimasiz bir hayat ve hayal kirikliklari vardi. Bense bununla yuzlestigimde neye ugradigimi sasirmistim. Ama orasi icinde bir plani vardi babamim. Yanimda durmaktan asla vazgecmedi. Alti yasindayken bana verdigi bir soz vardi “Dunyanin en kotu seyini bile yapsan yaninda duracagim. Sadece bana yalan soyleme” Bu verdigi sozu asla unutmadi. Ben de ona yalan soylemekten hep kacindim. Yanlislar silsilesi icinde bile dogruyu soylemeyi sectim. Gidip ilk ask acimda aglayacagim omuz onunkiydi. Hayatimin en buyuk basarisizligini yasarkende onun yaninda aglayip isyan edecektim. Ben hayati ogrendim. Oysa ucmama izin verip ozgurluk denizinde yuzusumu izledi ne zaman dusecek olsam kosup yetisecek bir mesafeden. Guzel olani bir evlat olmaktan ote bir birey oldugumu kabul etmis beni severken saygi da duyabiliyordu. Ozgurlugumun, ozguvenimim destekleyicisi tam da bu duygu aslinda. Beni elleriyle sekillendirip istedigi gibi biri yapmak yerine vermek istediklerini onume surdu. Kimini sectim aldim,kimisini begenmedim baska turlusunu arayip bulup uyguladim. Onun da dedigi gibi onun yarattigi degil, okuyup elestiren ve gurur duydugu ozgurlugune duskun kizi oldum.

Satirlar uzuyor benimse uzerine soyleyeceklerim bitemiyor. Ya dogmasaymis,ya benim babam olmasaymis? Beni sımsıkı sarildigi davalari kadar sahiplendigini gormek guzel. Guzel bir insan, baba, arkadas olan adam; dogum gunun kutlu olsun. Iyi ki ve iyi ki dogmus benim en iyi arkadasim ve babam olmussun. Upuzun yillar yanyana olmak dilegiyle.

anonymous asked:

Cumhuriyet kadına seçme ve seçilme hakkı,istediğini giyme hakkı,tek eşlilik kanunu,okuma yazma imkanı vermiştir. cennet ayağının altında diyerek sırtını sıvazlayıp hak ve hürriyet kazandırmayan tek bir yönetim sistemi vardır o da ŞERİATTIR.6 YAŞINDAKİ ÇOCUKLA EVLENMEYİ DÜŞÜN SEN KAFANI BUNLARA YORMA ;)

Kafami bunlarla yoruyorum ki yalanlarınıza kanmayalım.

1. 6 yaşındaki çocukla evlenip pis idrakinizle anladığınız gibi bir cinsellik yasanmiyor. Küçük yasta aileler arasinda soz birliği oluyor baliğ olduklarinda kiz veya erkek isterlerse evleniyorlar istemezlerse ia bozuluyor. Herkes yoluna bakiyor.

2. Okuma yazma imkanını veren cumhuriyet de Islam okutmayan mi? Bariz bir propaganda yalanı. Bir kere Allah teala oku! derken erkek kadin ayirmamistir. Islam halifeleri ve hocalari da kadini da erkegide okutmuştur. He biz kızlarımızı ne zaman okula gondermeyiz? Sorun bu olmasi lazim. Okullarda ki fuhuş ve pislik, kitaplardaki yalanlar, kız-erkek karışık ortamlar olduğu sürece, ben kizimi çarşafla okutamadigim surece okulun onunden geçirtmem. Ki bu cahillik demek değildir. Evde annesi okutur ben okuturum. Bu cumleyi unutma.

3. Şimdi secme seçilme hakki ve istedigini giyme hakki hem toplumsal hemde şahsi ilgilendiren durumlar.

Secilme hakki? Kadının asli gorevlerinden birisi değildir. Ki fıtrat kadinin duygusalligi ve merhametidir ki bu ozellikler onun kritik zamanlarda yanlis karar vermesine zemin hazirlar. Yani bir kadin suçlunun çocuğuna bakip idam karari veremez mesela. Dahasi ise bir anne adayinin seçildigi zaman cocuklarini kim.buyutecek? Yani sahsini ilgilendiren bi sorumlulul.kadinin zaten bos durmadigini gösteriyor. Onun buyutemedigi her cocuk ilerde katil hirsiz veya ahlaksiz birisi olarak karsimiza cikiyor. Buradan gözüküyor ki toplumsal yapinin sağlığı evler de ki merhametli ana okullaridir. Birak herkes işini yapsin.

Istedigini giyemez degil. Kocasina karşı en guzel kiyafetleri en açık kiyafetleri giyebilir ama helal olmayan birisine gizlenmek zorunda. Çünkü kadinin sesi ,teni, kokusu erkegi cezbeder. Ve erkek nefsiyle karsiladiginda kadina zarar verir. Yani islam burada kadini korumak için derki ziynetini guzelligini gizle ki sana zarar gelmesin. Bu uyarıdır. Ates yakar demek gibi birşey. Sen atese elini sokar yanarsin orasi ayrı konu

4. Tek eşlilik zaten islamin tavsiye ettigi bir durum. Ama butun zamanlara indirlen islam bir her durum için cozum sunar. Mesela bir ornek. Çocuğu olmayan bir kadin var ve kocasi cocuk istiyor. Bu ya arada tartışmalara yol acar ya da erkek en son ihtimal çevre baskisi falan boşanır. Ama bir kisi ile daha evlenir ve cocugu olur. Bu bir bayanin daha korunmasi ve ev sahibi olmasi demek ve bir ailenin yikilmamasi demek olur ki bu basit bir ornek. Ki cinsellik değil herşey. Bir kişi sadece korumak icin bile birisine nikah kiyar ve kadinin guvenligini teminat altina alir. Dar bakmamak gerek.


Kadına fıtrata uygun en cok hakki islam vermiştir.

Anlattiklarim da eksik veya yanlış varsa bendendir.

okuyandevee  asked:

Secme ve secilme hakkini 'atarurk' verdi eyvallah. Basortulu oldugu icin meclisten zorla cikarildigi kadini hatirlar misin? Kimin sayesin de basiortulu bir sekilde belediye baskani oldu? Bariz belli. Sen oy verince seçmen, ben koyun. Ama sozde ozgurlukcu, demokratsiniz. Sakkalli, takkeli, cubbeli, basiortulu olmamiz niye zorunuza gidiyor olum? Derdiniz ne ? Necip Fazil Kisakurek ustadimin bir lafi vardir. 'Islamiyet avrupadan gelse musluman olucaksiniz.

Peki olaya düz mantık bakalım fazla deşmeyelim…

Atatürk’ün Annesi başörtülü ve ölünceye kadarda öyle kaldı …neyse konumuz o değil …

Senin söylediğin başörtü olayı hiç yaşanmadı yani asparagas,Ama sana anti tez olarak şunu söyleyebilirim. Hatı Çırpan yani lakabı Satı Kadın meclisin ve Atatürk’ün ilk başörtülü kadın milletvekilidir,ve Atatürkün isteiği ile seçilmiştir….Ve senin söylediğin gibi  asparagas değil meclis kayıtlarındada vardır …demek ki meclise Atatürk zamanında başörtlülü birisi milletvekili olabiliyormuş diiimi …Başörtülü birisini milletvekili yaptığına göre türbanlı birisini meclisten kovalaması saçma …

Malesef koyun  lakabını ben takmadım ama araştırmadan kuru dallarla tutunmaya başka benzetme yoktur galiba.

İster sakallı ister başörtülü ol dinin için özgürsün yaşarsın yaparsın ama bunu Laiklik düşmanlığına getirirsen olay değişir …camiye nasıl ayakkabı ile giremiyorsan yada bazı toplumsal yerlerde uygun kıyafet giyiyorsan,kılık kıyafet kuralına mecburen uyucaksın…İnsanlar senin dinini yadırgamaz,tavrını yadırgar…Hangi bireyi gördün kardeşim sen sakallısın dinini yapma dediğini ….O konuda özgürsün…

Necip Fazıl ,Başta Atatürk düşmanı sonra alevi düşmanıdır unutma …bölmeyi bölünmeyi benimsemiş bir insandan bahsediyoruz burada .Dini kullanmayı çok sevdiğini dönemin şairlerinin hepsi örnekler vermiştir.Hatta ileriye giderek kendi çapında gençliğe hitabe bile yazmıştır…

Peki sorarım neden İslamcıların hepsi Necip Fazılı örnek verir ?Abdülhakim Arvasi’yi tanımasıyla birlikte, Sahte Arap tarzı ahlaksız yaşama yatay geçiş yapmıştır. Ama herkes onu islamcı bildiği için öyle benimsenmiştir…30 yaşına kadar serseri 30 yaşından sonra Bir alim kesilmiştir…Bunun nedeni Abdülhakim Arvasi dir …Amerikan yalakası,
 kurtuluş savaşı haini,kumar ve kadın düşkünü Türkçe ve Türk düşmanıdır…

Son olarak,Nazımın dizesi ile bitireyim bari ,

Bilirim kalemin kıvraktır lisanın çeviktir, bilirim üç satırda ruh üflersin kağıda, bilirim bir yazsan parçalarsın edebiyatın Çin Seddi’ni, o lisan-i mücerret dilinle Babali yokuşunun yollarını yalaman beni kahrediyor Necip. 

 

Fikrini idolojini savun tartış ama kulaktan dolma şeylerle değil araştırarak bilerek yap bunu 

Kadın hamile. Bebek kızmış. Aile sağlıklı olsun da diyerek geçiştirdi. Bebek doğdu, annesi sardı sarmaladı. 1 günlük de olsa günah, ayıp. Herkes normal hayatına devam ediyor. Ayrı bir ilgi alaka yok. Bebek terledi. Yinede şort bile giydirmediler küçücük çocuğa. 3-4 yaşında da olsa bu erkeklerden her şey beklenir. Üzerini çıkarıp serinleme hakkı yoktu. Çünkü pipisi yoktu. Bebek biraz büyüdü. Regl oldu. Davullu zurnalı düğün bir yana pedlerini bile gazete sardı aman kimse görmesin...Çocuk düşündü; "Sanırım bu beni utandıracak bir organ" Çocuk aklının en karanlık köşesine yazdı. Annesinin arkadaşına gittiler. Arkadaşı oğluna gösterdi onu ve kız kardeşlerini. "Hangisini alayım oğlum sana?" Çocuk düşündü; "Sanırım benim evleneceğim kişiyi secme hakkım yok" Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuk acıktı, abisine ya da erkek kardeşine sofrayı hazırladı sonra abisi ondan önce bitirse bile kendisi doymasa bile sofrayı topladı. Çocuk düşündü; "Sanırım ben erkeklere hizmet etmekle yükümlüyüm". Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.Kalabalık bir yemek daveti. Erkekler ve Yaşlılar masaya oturdular. Ondan küçük erkek kardeşi de dahil. O ise yerde rahatsızca oturdu. Çocuk düşündü;" Sanırım önemli olan erkeklerin konforu." Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Servis yapılacak. Önce erkeklere yemek verildi ama onlar yardım etmedi. Çocuk düşündü;"Sanırım önemli olan erkeklerin karnının doyması" Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuğun erkek arkadaşı oldu. Herkesten gizli tabii. Annesinin kulağına gitti. Babası "Ne yapacaksın ulan erkeklerle." diye bağırarak dövdü kızı. sanki abisinin kız arkadaşı kız değildi onun ailesi yoktu. "Sanırım en kötüsünü hak eden benim. Benim rızamla olmuyorsa biri rızam olmadan bana bir şey yaparsa ses edemem." Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuk büyüdü. Arkadaşlarıyla dışarı çıkmadı gezmedi eğlenmedi. "Sana güvenmediğimden değil kızım toplum bozuk" sözleri ile susturuldu. Eve bir gün geç geldi diye dayak yedi hakaret işitti ve yasaklar aldı. Evde erkeklere hizmetçi görevi görüyordu. Genç düşündü "Sanırım evden istediğimde çıkamam özgürlük hakkım değil. Genç bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Okulda kendisine karışan biriyle laf dalaşına girdi. Annesi,babası demediğini bırakmadı. Genç düşündü: "Sanırım zayıfım ve konuşarak bile olsa sorunlarımı çözmemeliyim: Genç bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Genç büyüdü ama bir türlü "kadın olamadı"... Hep kendini bir adım geride hissetti. Kafasına "zorla kazınan şeyler" uygulamaya girmişti artık.