savared

Burda görüyorum bazı bloglar gelen sorulara başından savar gibi cevaplar yazıyor anonim o kadar uzun yazı yazmış o sadece tamam diyor o anonim yerine ben burda uyuz oluyorum ve siz halen böyle kişilere soru soruyorsunuz
Çocuk babasını eve gelindiğinde rahat bırakmaz, kendisiyle meşgul olmasını, oynamasını ister sürekli üzerine gider. Baba ise, işten gelmiş yorgun, tv karşısında daha fazla vakit geçirmek derdinde. Şöyle divana uzanıp kumandayı eline alarak zaping yapacak. Lakin çocuğundan bir türlü kurtulamıyor. Birden babanın aklına bir fikir gelir ve yerinden kalkarak evde bulunan dünya haritasını alıp gelir ve parçalara ayırır. Sonra çoğunun önüne atarak: “Bu haritayı düzelt gel o zaman seninle oynarım” diyerek başından savar. “Nasılsa düzeltemez” diyerek kumandayı alır eline uzanır divanına. Ne var ki kısa zaman sonra çocuk çıkar gelir, “Baba düzelttim haritayı” diyerek babasına uzatır. Şaşkınlık yaşayan baba nasıl olduğunu sorar çocuğuna. Çocuk, “Haritanın arkasında bir insan resmi vardı, insanı düzelttim, dünya da düzeldi” diye cevap verir. Aslında dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek bizim elimizde..

BANGLADESH, Dhaka : A Bangladeshi relative of a victim of the Rana Plaza building collapse weeps as she marks the second anniversary of the disaster at the site where the building once stood in Savar, on the outskirts of Dhaka on April 24, 2015.   Demonstrators, including hundreds of survivors cried for compensation and demanded safety and labour rights in thousands of garment factories as they held demonstrations just outside Dhaka to mark the second anniversary of one of the world’ worst industrial disasters, which left at least 1,138 people dead and more than 1,500 people injured.  AFP PHOTO / Munir uz ZAMAN                        

10

‘Benim balam, ay balam..’

*Kurban olayım sana kadın.. 40 yıldan fazladır ev haneme fokur fokur güzellik, bereket, iyilik ve huzur kaynatırsın.

  • Kenar mahallede bir pazar günüya da Doğu’da bir gelenek/kültür olan ve Anamın da her yıl yaptığı ‘bulgur kaynatma’ bir diğer adı ile Danûk..

Annem gençliğinde bir avukata aşıkmış, kendinden yaşça büyük bir avukata. O yıllarından kalma bir şiir defteri var - yayınlasak yok satar - öyle böyle sevmemiş ama. Sevgisini de gizlememiş bir süre sonra, adama açılmış. Adam da sever gibi olmuş ama bi’ süre sonra demiş ki “ben senden büyüğüm, ben ecelimle ölsem bile seninkinden erken olur, arkamdan üzülürsün ve ben bu düşünce ile mutlu olamam.”

Durumun bu noktasına kadar bu adama çok öfkelenmiştim, bu terk ediş “sen benden daha iyilerine layıksın” gibi baştan-savar, saçma bir terkediş gibi gelmişti bana.

Annem bu duruma çok üzülmüş, çok hırpalamış kendini ama sonra anneannemin arkadaşının oğlu olan babamla tanışmış. Tesadüf bu ya, babam da avukat, hem de kendisinden 11 yaş büyük bir avukat; ilk başta babamı inat edinmiş kendine. “Bu koşullarda mutlu olunmayacağını iddia edenlerin inadına mutlu olacağım” havasına girmiş. Öyle ki bu garip tesadüften ve annemin hırsından ürken anneannemin bu evliliğe müsade etmemesi üzerine benim annem babam için intihar girişiminde bile bulunmuş! Bu sayede evlenmişler…

Durumun bu noktasından sonrası, yukarıda bahsi geçen adam hakkındaki düşüncelerimi değiştirmişti:

Evlendikten kısa bir süre sonra, annem umduğu ve iddia ettiği gibi mutlu mutlu evinde oturup gazetesini okurken, gazetenin sayfasında bir ölüm ilanı görmüş. O adam.. “Ben ölürüm, arkamdan üzülürsün” diyen adam. “Elim ayağım boşaldı Selcan” diyor anlatırken, o sırada benim de elim ayağım boşalıyor. Senelerdir ara ara aklıma geliyor; acaba gerçekten sevmişti, gerçekten sezmişti ve bunlar mı gelişmişti? Yoksa annemin yolunun babamla kesişişi gibi bu da bir tesadüf müydü? Hiç detay soramadım, acaba annem bu gerekçeyle terk edildikten sonra adama çok kızıp, çok sövüp onun öldüğünü öğrendiğinde vicdan yapmış mıydı? Acaba benim bile ara ara aklıma gelen bu adam, ara ara annemin de aklına gelip canını acıtıyor mu?

Ne yaşamak, ne de yaşayanın düşüncelerini deşmek isterim…