regling

REGL  DÖNEMİNDE KADINLAR NEDEN SİNİRLİ OLUR? Kadınlar hamile olmasa bile annelik içgüdüsü taşırlar. Dr. Streicher'a göre tüm adet döngünüz hamile kalmak için tasarlanmıştır. Yumurtlama zamanında yumurta hücresi  bir spermle karşılaşırsa, döllenmiş olarak fallop tüplerine ilerler.  Bu sırada, vücut progesteron hormonu üretmeye başlar, rahim içi duvarlar kalınlaşır ve döllenmiş yumurta için uygun ortam hazırlar. Eğer hamilelik gerçekleşmemişse, progesteron seviyesi düşer ve kalınlaşan duvarlar dışarı atılır böylelikle regl başlar. Kadınlardaki bu annelik duygusu sayesinde bebeğine zarar geleceği düşüncesi doğar ve istemsiz sinirlenme oluşur. Her ağrıda bebeğine zarar geleceğini düşünür vücut. Bu yüzden ağrı sırasında çoğu kadın "cenin" pozisyonunda durur. Bebeğini koruyabilmek için.
REGL DÖNEMİ;

Bir eczanede çalışıyorum. İçeri bir çocuk girdi. Güler yüzlü, etrafına neşe saçan,düzgün görünümlü bir gençti. “Regl ağrısı için ilaç alacaktım ne önerirsiniz?” dedi. “Majezik öneririm ben, vereyim mi?” dedim dalgaya alarak. “Olur” dedi, bir paket majezik alıp gitti. Bir daha ki ay yine geldi aynı çocuk
“Majezik alabilir miyim ?” diye sordu, yine bir paket majezik alıp gitti. Bu çocuk her ay gelip,bir kutu majezik alıp giderdi.

Bir keresinde merak edip sordum,“Neden her ay gelip,regl sancısı için bir ilaç alıyorsun?” dedim,anlattı. Bir kız arkadaşı varmış,çocukken tecavüze uğramış ve o günden beri psikolojik sorunlar yaşıyormuş. Bu çocukta ona destek olmak için herşeyi yapıyormuş. Her ay regl olduğu zaman,ona “Regl destek paketi” adıyla bir pakette Majezik,sevdiği çikolatalar ve üzerine kendi elleriyle yazdığı, onu ne kadar sevdiğini anlatan bir şiir yazılı sıcak su torbası veriyormuş.

Aylar ayları kovaladı,bir gün yine aynı zamanlarda bu genç girdi içeri. Fakat farklı bir durum vardı. Bu sefer suratı asık,mosmor halkalar vardı gözlerinin altında. “Bir majezik” dedi,ilacı aldı,parayı ödedi ve gitti. Ne olduğunu soramadım bile. Ertesi ay tekrar geldi,daha berbat durumdaydı. “bir maje…” cümlesini bitiremeden bayıldı. Ayıldığında,ne olduğunu soracaktım ki telaşlandı “Saat kaç,gitmem lazım ne zamandır yatıyorum? Sevgilim paketimi bekler,çabuk majezik ver” diye heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı.

Sakinleştirip konuşturdum oğlanı sonunda. İki ay önce paketini götürdüğü gün,kız arkadaşı intihar etmiş. Kızın cenazinden sonra paketi,mezarının yanına bırakmış oğlan. Ertesi gün mezarı ziyarete geldiğinde paket orada yokmuş. “Demek ki hala ihtiyacı var bu pakete,” dedi ve ağlamaya başladı. Gözlerime dolan gözyaşlarımı var gücümle tuttum ve dedim ki,“Hadi kalk,vakit kaybetme. Kız arkadaşın paketini bekler”. Başını salladı,ilacı aldı paketine koydu ve ağlayarak uzaklaştı. O gittikten sonra,dükkanın kapısını kapattığımı ve akşama kadar ağladığımı bilirim ben.

O dükkandan taşınalı seneler oldu,geçen o mahalleye düştü yolum. Sordum soruşturdum buldum o çocuğu. Evine gittim,kocaman adam olmuş. Bir kızı vardı yanında dünyalar tatlısı bir kız. Adı Senem Deniz. Eski günlerden açıldı konu,“Hala gidiyor musun?” dedim. Kızına “Kızım sen biraz içeri git bakalım,büyüklerin bir konuşsun” dedi. Kız,“Tamam babacığım” diyerek odasına gitti. Kızın duymadığından emin olduktan sonra başladı ağlamaya “2-3 sene önce bırakmıştım .

Rüyama girdi abi,acı çekiyorum dedi bana. Artık sevmiyor musun dedi bana abi. Nasıl gitmeyeyim? Demek ki alıyor abi. Demek ki acı çekiyor abi” dedi. Vefat eden kızı arkadaşının ismi Senem. Deniz ise eğer çocukları olursa diye seçtikleri isimmiş. Kızı yetimhaneden almış,o günden beri hiç hayatında bir kadın girmemiş. Kızı da içeri göndermesinin sebebi,babasının ağladığını görmesin,babasını güçsüz bilmesin diyeymiş. “Sevdiğimi koruyamadım,bu kızı koruyacağım abi” dedi bana. “Sen,sen güçsüz değilsin oğlum. Sen bu dünyada tanıdığım en güçlü adamsın. Korursun içini ferah tut” dedim,sarıldım.

Tir tir titriyerek ağladı.Koskoca adam titreye titreye ağladı. Kim bilir kızı görmesin diye ne zamandır içinde tutuyordu.

Saatlerce ağlamıştır belki de ,bilmiyorum. O gece oturdum düşündüm. Yaşadıklarını,o kızın yaşadıklarını düşündüm. Ölüm,ölene kolay,kalana zor be kardeşim. Ölen ölüp gidiyor da,kalan sürünüyor. Hayatınızda, sizin mutluluğunuz için çabalayan insanları,ölümünüzle sınamayın. Hayatta herşeyden umudunuzu kesseniz de,sizi sevenler,sizin sevdikleriniz için tutunun. Hiçbir şey vazgeçmek için sebep değil. Hiçbir şey.
-Alıntıdır

Bugün, henüz küçük bir kız çocuğuyken hadlerini aşmamaları öğütlenen, giydikleri yüzünden yargılanan hatta kahkahalar attıkları için hakarete uğrayan; okumaktan mahrum bırakılan, abilerinin sünnetleri düğünlerle kutlanırken, regl döneminde olmayı utanılacak bir şeymiş gibi aşılanan, iyi gitmeyen bir evliliğin tüm yükünü sırtlayan; fakat “Erkek evin direğidir.” anlayışı benimsetilen, çalışmayıp evinin hanımı olması söylenen ve köleleştirilen, “Onu giyemez, ona karışamaz, bunu diyemez, öyle yapamaz!” dayatmaları altında; ayıp, günah, yasak üçgenine sıkıştırılan kadınların günü. Bayan değil, kadınların. Öncelikle bu günü, kutlama değil de farkındalık günü sayıyorum. Mesela bir kadının, çiçek olmadığının farkındalığı: bir kadın, kadındır. Çiçek değil. Sonra bir imza ile kendini bir kadının sahibi gören tiyniyetteki canlıların, farkındalığı. Kendisini satmak, öldürmek ile tehdit eden kocasını öldürdüğü için yargılanan Çilem Doğan'ın sözleri geliyor kulağıma: “O ölmeseydi, ben ölecektim. O size ‘namusumu temizledim’ diyecekti. Oysa namus benimdir hakim bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam.” diyordu. Namus bir erkeğe ait değildi, namus bir kadının cinsel organına da bağlı değildi. Peki namus neydi? On dokuz yaşındaki bir kız gece dışarıda tecavüz edilirken, o saatte neden dışarıda olduğu sorgulandı; ama evli, iki çocuklu bir adamın o saatte neden dışarıda olduğu sorgulanmadı. Bir kadının gece dışarıya çıkması yasaktı, tek yaşayan bir kadının kapıya erkek ayakkabısı koyması da şarttı. Peki bir kadın için yasak olmayan neydi? Ben bir kadındım. İstediğimi giyebilir, söyleyebilir, yapabilirdim. Yaşayabilirdim, bu hakka sahiptim. Marketten ped alırken utanması gereken değildim. Namus benimdi. Bir erkeğin iki dudağı arasındaki şey, bizim namusumuz olamazdı. Nice kadın, o iki dudak arasına sıkıştırılarak can verdi. Dünyaya yine bir kadının karnından gelen erkeklerin, erkeklikleri uğruna katledildi. Ama bunlar hiçbir şeyi değiştirmedi. Erkek çocukları hala, “Erkek adam, ağlamaz.” diye büyütülüyordu, “Erkek adam, ağla-t-maz.” diye değil; bir t harfi neleri değiştirecek oysaki. Tecavüze uğrayan bir kadının arkasından, “Onurunu kaybetti.” denildi, onun onurunu vajinasına koyan kimdi? Eğer bir kadın tecavüze uğradığında onurunu kaybeden biri varsa bu kadın değil, tecavüzcü olmalıydı. Bu da değişmedi. Hayat kadını olduğu için aciz olarak görülen kadınlar vardı ve hangi hayat kadınının, müşterisinden daha aciz olabileceği de sorgulanmadı. Ben bir kadındım. Sadece bir kadın. Artık bir farkındalık yaratın. Bitmek bilmeyen erkek adam olma sevdasından kurtulun. Dünyadaki en zor iş kadın olmaktır, kadın olup hayatta kalmak. Zihniyetinizi temizleyin. Aksi takdirde, bir kadın olarak, bir kadının hayatınızdaki yerini sizin o dar zihinlerinizi genişleterek öğreteceğim.

Sorun diyorsunuz ama siz sormuyorsunuz, size soru mu gelir  sanıyorsunuz!!?
  1. Size yurt dışında altı günde üç şehir gezme imkanı veriliyor. Bunlar hangileri olurdu ? 
  2. Tek gözünüzü kaybedeceksiniz ama karşılığında 100.000 liranız olacak ?
  3. Keşke olmasa dediğiniz ama engelleyemediğiniz bir özelliğiniz ?
  4. En sevdiğiniz arkadaşınızın en sevdiğiniz 3 özelliği
  5. Mutlaka bir duyu organınızı feda etmek zorundasınız. Bu hangisi olurdu ?
  6. Bir topluluk önünde konuşurken heyecanlanır mısınız ?
  7. Sizce idam gelmeli mi ?
  8. Çok zengin olmak mı ? Sevdiğiniz kişinin sizi sevmesi mi ?
  9. 3 sene önceki siz ile şu anki siz arasında ne kadar fark var ?
  10. Bir içeceğe en fazla ne kadar para ödediniz ?
  11. Ömrünüzden 10 yıl feda ederek hayatta olmayan birini 10 dakika görebileceksiniz. Bu kim olurdu ?
  12. En sevdiğiniz kişi bir düzeneğe oturtulmuş eğer onu kurtarırsanız büyük bir patlama olacak ve birçok insan ölecek. Tercihiniz ne olurdu?
  13. Bir insanın sizle aynı dine mensup olmaması ona bakış açınızı etkiler mi ?
  14. Telefonunuzda kaç tane şarkı var ?
  15. İslamda bir kadının gayrimüslim biriyle evlenmesi yasaktır. Fakat hristiyan bir erkeği çok seviyorsunuz. Yine de evlenir miydiniz ?
  16. Aldığınız yiyeceklerin kalorisine bakar mısınız ?
  17. Ömür boyu sadece bir yiyecek ve içecek tüketme hakkın var ? Bunlar neler olurdu ?
  18. Uykusuz kalma rekorun kaç saat ?
  19. Kalbine en çok dokunan şair ve onun herhangi bir şiirinden kısa bir kesit
  20. Bir insana kaç kere şans verirsiniz ?
  21. Bir topluluğa anlattığın fıkra veya espriye gülünmediği oldu mu ? Olduysa o an ne hissettin ?
  22. Yapmadan/Görmeden ölmek istemiyorum dediğiniz şey nedir ?
  23. İlk adımı sen mi atarsın yoksa karşı taraftan mı beklersin ?
  24. Bir konu hakkında hızlı mı karar verirsin yoksa uzun uzun düşünür müsün ?
  25. Altyazılı mı dublajlı mı ?
  26. Hiç birine yaşın hakkında yalan söyledin mi ?
  27. 4 milyon dolarınız olacak ancak boyunuz 10 cm kısalacak. Kabul mü ?
  28. Türkiyenin kaç şehrini gezdin ?
  29. Aşırı dindar biriyle ev arkadaşı olmak ister miydin ?
  30. Hiç karşı cinsten birini telefonunuza kendi cinsiyetinizden biri olarak kaydetmek zorunda kaldınız mı ?
  31. Hoşlandığın kişi çayı kaç şekerli içer ?
  32. Anayasaya eklemek istediğin iki kural ?
  33. Bir ülke oluşturma hakkın var. Bu ülke kimlerden oluşurdu ve kimler kesinlikle giremezdi ?
  34. Yeryüzünden silmek istediğin üç isim ?
  35. Sevgilin/Sevdiğin telefonunda ne diye kayıtlı ?
  36. Kaç yaşında evlenmek istersin ?
  37. Keşke bir daha o günü yaşayabilseydim dediğin gün ?
  38. Herkesin altın bir yılı vardır. Senin altın yılın hangi yıl ?
  39. En profesyonel kopya çekme taktiğini paylaşır mısın ?
  40. Hiç uykuya ihtiyaç duymamak mı, yiyip yiyip kilo almamak mı ?
  41. İtiraf et sen de bir zamanlar İsmail Yk ve Cankan'ı severek dinledin mi ?
  42. En çok kıskandığın hemcinsin ?
  43. Diyelim ki ölüm cezası sadece üç suça gelecek. Bu üç suç sence ne olmalı ?
  44. Bu nasıl ünlü oldu ya dediğin kişi ?
  45. Bugüne kadar manevi anlamda aldığın en güzel hediye ?
  46. Keşke bitmeseydi dediğiniz dizi ?
  47. Bir erkeği gözünde bitirecek üç davranış ?
  48. Bir kadını gözünde bitirecek üç davranış ?
  49. Belirli bir zamana gidip 1 hafta yaşama hakkın var. Hangi tarihe gitmek isterdin ?
  50. Burcun ve burcunu yansıtan belirgin özelliğin ?
  51. Nükleer santral hakkında ne düşünüyorsun ?
  52. Şu an yemek istediğin yemek menüsü ?
  53. Gerçek hayatta yaşasa bir kaşık suda boğacağınız film/dizi karakteri ?
  54. Bir misafirin max. kaç gün evinde kalmasına tahammül edebilirsin ?
  55. İlkokulda pastel boya setin kaçlıydı ?
  56. Bir kızın olduğunu düşün. Damat hangi üç kriteri sağlayamazsa evliliğe onay vermezsin ?
  57. Beş sene sonrası için bir hedefin var mı ?
  58. Kızlar ömür boyu para sıkıntısı yaşamayacaksınız ama her ayın 20 gününü regl olarak geçireceksiniz kabul mü ?
  59. Kendini hangi dizi/film karakteriyle özdeşleştirirsin ?
  60. Sana “Bana dakikalarımı geri verin” dedirten zaman israfı bir film ?
  61. Haftada sıkı takipçisi olduğun kaç Türk dizisi var ve hangileri ?
  62. Uzun süre devam eden, sonunda bıraktım dediğin alışkanlığın ?
  63. İleride eşinin içki içmesi senin için bir sıkıntı yaratır mı ?
  64. Bir zamanlar severek izlediğin ancak yeni sezonda bozdu dediğin dizi ?
  65. Tüylerini diken diken yapan, sinirini alt üst eden ses veya davranış ?
  66. Hiç rüya içinde rüya gördün mü ?
  67. Makarnanın üzerine dökülebilecek en güzel sos ?
  68. Kitap reyonunu dolaşıyorsun, kitaplar hakkında bir fikrin yok. Neye göre seçerdin kitabı ?
  69. Evden dışarı çıkmama rekorun kaç gün ?
  70. Konuşurken en çok kullandığın kelime ?
  71. Yumurtayı nasıl pişmiş seversin ?
  72. Şu ana kadar bir yerin kırıldı mı ? Sebebi neydi ?
  73. Bir kitabı ortalama kaç günde okursun ?
  74. En uzun süren yolculuğun ?
  75. Hangi parfümü kullanıyorsun ?
  76. Çalışacağın/çalıştığın işte saygınlık mı ücret mi senin için ön plandadır ?
  77. Arkadaşların tarafından sana yapılan en acımasız eşek şakası ?
  78. Evlenecek iki çift arasındaki yaş farkı sence max. ne kadar olmalıdır ?
  79. Gidişatı güzel olup sonu havada kalan bir film/dizi ?
  80. Kendin ile ilgili pek bilinmeyen bir özellik ?
  81. En mükemmel icat sence nedir ?
  82. Maço erkek mi romantik erkek mi ?
  83. Her izlediğimde mutlaka gülüyorum dediğin komikli bir video ?
  84. Sosyal medyada her yıl olduğu gibi bu yıl da birçok fenomen ortaya çıktı. Sence 2016'nın en komik olayı neydi ?
  85. Yazım kurallarına dikkat eder misin veya yanlış yazana ayar olur musun ?
  86. Bir suçun cezasını belirlemek sana bırakılmış. Seçeceğin suç ve vereceğin ceza ne olurdu ?
  87. Paran düştü ve alınması zor bir yere girdi. O para min. ne kadar olsaydı onu almak için uğraşırdın ?
  88. Herkesin bir de yabancı adı olsaydı sen hangisini seçerdin ?
  89. Şu ana kadarki en saçma kavga sebebin ?
  90. Vücudunda belirgin yara, dikiş izi var mı ? Varsa hangi bölgende ?
  91. Whatsappta en çok kullandığın emoji ?
  92. Yörene has ilginç bir düğün adetiniz var mı ? Varsa nasıl bir adet ?
  93. İnstada fotoğraf beğenirken ne kadar seçicisin ? Belli kriterlerin nedir fotoları beğenirken ?
  94. Şu ana kadar dinlediğin en sayko şarkı ?
  95. Ömür boyu para sıkıntısı çekmeyeceksin ancak et ve süt ürünleri kesinlikle yasak kabul mü ?
  96. En sevdiğin Barış Akarsu şarkısı ?
  97. Üç günlüğüne karşı cins olarak yaşama imkanı verseler kabul eder miydin ? Kabulse neler yapardın ?
  98. Şu ana kadar rastladığın en güzel duvar yazısı ?
  99. 5 yıl sonraki sen'e bir not bırak
  100. Mandela Etkisine inanıyor musun ?
  101. 2016'yı tek kelimeyle anlat
  102. Değeri asla bilinmedi dediğin insan ?
  103. Sana göre TV tarihinde canlı yayında yaşanmış en efsane olay ?
  104. İstediğin yere ışınlanabilmek mi ? Zihin okuyabilmek mi ?
  105. Yılbaşında 60 milyon lirayı kazanan kişi sen olsan ilk yapacağın şey ne olurdu ?
  106. İstanbul'un en güzel yeri ?
  107. Öğrencilik hayatını üç kelimeyle anlat
  108. Toplu 3 milyon lira mı yoksa ömür boyu aylık 7000 lira maaş mı ?
  109. Okumayı en çok sevdiğin kitap türü ?
  110. Eğer 90 yaşına gelseydin ve 30 yaşındaki bedenine veya aklına sahip olma şansın olsaydı, aklı mı seçerdin yoksa bedeni mi?
  111. Hayatında var olan en çok ne için kendini minnettar hissediyorsun?
  112. Eğer yetiştirilme şeklin ile ilgili bir tek şeyi değiştirebilseydin, bu ne olurdu?
  113. Annen ile olan ilişkin hakkında nasıl hissediyorsun?
  114. Evin yanıyor, içindeki her şey de öyle. Sevdiğin insanları ve hayvanlarını kurtardıktan sonra, eğer zaman kalmışsa, neyi kurtarmak için içeri dalarsın?
  115. Aşık olduğun insan bir kişiyi öldürse ve senden başka tanık yoksa çok uzun süre hapis yatacağını bile bile polise ihbar eder misin?
  116. İş yerinde 5 kişi çalışıyorsunuz. Patron dördünüze gelip işe en son alınan beşinci arkadaşınızı çıkarmayı düşündüğünü ya da herkesin günde 2 saat fazla çalışması gerektiğini söyledi. Hangisini tercih edersiniz?
  117. 8 yaşında bir çocuğun ileride Hitler gibi milyonların katili olacağını bilsen onun öldürülmesinden rahatsızlık duyar mıydın?
  118. Organ nakli bekleyen, ölmek üzere olan beş hastanın doktorusun. Tüm çabalara rağmen aranan organlar bulunamadı. Hepsi acı içinde kıvranıyor. Ölmek üzere olan altıncı bir hastan daha var. Ölürse tüm organları diğer beş hastayı ölmekten kurtaracak. Elinde de altıncı hastayı tamamen iyileştirecek bir ilaç var. Ne yaparsın?
Türk Dil Kurumu’nun Regl ve Cinsiyetçilikle İmtihanı

Sözlükler anlamını verdikleri sözcüklerden ötürü eleştirilebilirler mi? Eğer objektif ve bilimsel bir yaklaşımları varsa, kullanımda olan her sözcüğü içeriklerine ekliyor ve gerekli bilgilendirmeyi yapıyorlarsa eleştiriye zaten gerek kalmaz. Peki Türk Dil Kurumu sitesinde sürekli güncellemekte olduğu Güncel Sözlük konusunda böyle bir yol mu izliyor? Maalesef hayır.

Daha önce “müsait” sözcüğünün karşısına “Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)” yazdığının fark edilmesiyle eleştirilen TDK, bu kez de “kirli” sözcüğüne getirmeyi tercih ettiği açıklamayla cinsiyetçilik saçıyor.


Kirli: “Aybaşı durumunda bulunan (kadın)”

Regl olan herkesin kadın olmak zorunda olmadığını, trans erkeklerin de regl olduğunu ve parantez içindeki kadın vurgusunun gereksizliği ve hatta yanlışlığını da belirtmek gerek aslında, ama anlaşılacağından hiç umudum yok.

Peki, diyelim ki TDK çok profesyonel çalıştı ve gerçekten de bazı insanların regl olduklarında “kirli” sıfatını kullandığını son derece objektif olarak okura verme yükümlülüğü duydu. Öyle ya, sonuçta kullanımda olan bir anlam. O halde hemen olayın kaynağına, yani reglin kendisine bir göz atalım mı?

Fakat o da ne, regl sözcüğü Güncel Sözlük’te yok! “Kirli” derken regli kastetme ihtimalimizi düşünen sevgili TDK, reglin kendisini sözlüğe eklemeyi uygun görmemiş. Yeterince kirli mi gelmedi acaba? Yoksa TDK hiç regl olmadı mı? Regl olan insanlar TDK’da ne kadar söz sahibi?

Bu noktada merak edip regl olunca kullandığımız aparatları aradım.

Tampon şu şekilde:

Deliği kapamaya yarayan tıkaç, tamam, kanı silmek için kullanılan pamuklu parça, tamam, ama bunlar regl için kullanılan tamponları karşılamıyor. Regl olan insanlar da eczaneden ameliyat tamponu almadığına göre, hani bizim aradığımız anlam?

Diyeceksiniz ki memlekette tamponu zaten kim bulmuş ki sözlüğe koysunlar, gerçekten de üniversitede okurken aceleyle girdiğim kampüse yakın markette tampon bulamamıştım, sorduğum çalışan ise “Bizde öyle şeyler yok” diyerek yanımdan kaçmıştı. “Öyle şeyler” markette bile zor bulunurken, sözlüğe girmesini beklemek çok mu ütopikti? O zaman hepimizin kullandığı, Türkiye’nin en yaygın regl ürünü, boy boy beyaz pantolonlu reklamlarını izlediğimiz pedleri aratayım dedim.

Ped sözü TDK’nın sözlüğünde bulunamıyordu. Tampon yoktu, ped yoktu, e ne kullanıyorduk biz? Lise boyunca utanarak elden ele geçirilen, görülmemesi için eciş bücüş hallere girilen, çantaların en dibinde saklanan pedler neredeydi? Toplumun yarısının evinde ve çantasında mutlaka bulunan, bulunmak zorunda olan bu eşyalar bu kadar görünmezken, “kirli” sözcüğünün regl olma anlamı nasıl acilen sözlüğe giriyordu?

Pes etmedim, önceki jenerasyonlardan duyduğum, artık kullanılmayan “kadın bağı” sözcüğünü bile arattım, bulunamadı. Bu ülkede kadınlar asla regl olmamıştı, sadece kirlenmiş olsalar gerekti.

Elim değmişken mereti az daha kurcaladım, bakalım daha neler çıkacaktı (ya da çıkmayacaktı). Eşcinsel kelimesini bulamayınca önce yok artık dedim, ama ansızın şöyle çıktı karşıma:

Eş ve cinsel, ayrı ayrı. Eşcinsel değil, eş cinsel. Neden? Bilmiyorum. Halbuki yine TDK’nın Büyük Sözlük’ünde “eşcinsel” olarak geçiyor. (Bu arada aynı Büyük Sözlük’te regl sözcüğünün biyoloji sözlüğünden referansla yer aldığını, fakat bu yazıdaki aramaların anasayfada yer alan ve en çok kullanılan, “kirli” ve “müsait” gibi sözcüklere cinsiyetçi ifadelerin yapıştırıldığı Güncel Sözlük olduğunu belirteyim.)

Elde ne kalmıştı, mesela “homofobik” sözcüğüne bakalım mı?

Maalesef, TDK homofobi ve homofobikliğin ne olduğunu bilmiyor, hiç duymamış. Peki acaba kendi yaptığı şeyin adını biliyor mudur?

Ah, fakat suç bende, ne güzel cinsiyetçilik diye bir kelimemiz varken frenkçe seksizm sözcüğünü aratıyorum! Cinsiyetçilik yaygın olarak kullandığımız bir sözcük ne de olsa.

Cinsiyetçilik sözü bulunamadı. Koskoca sözlük, gazetelerde yazılan, kitaplarda kullanılan, sokakta konuşulan cinsiyetçiliği göremedi. Öyle bir şey yokmuş gibi davranırsak ne kadar cinsiyetçi olduğumuzu anlamazlar diye düşünmüş olabilirler miydi?

Benzer şekilde yok saymak isteyecekleri neler olabilir diye düşündüm, “tecavüz” kelimesini aradım.

Oh neyse kelime en azından mevcuttu, yok sayılmamıştı diyecektim ki, cinsel şiddet olan tecavüzün anlamlar arasında olmadığını fark ettim. Ona en yakın olarak “Namusuna saldırma, sarkıntılık” yer alıyordu. Namus? Sarkıntılık? Bir insana cinsel saldırıda bulunmak üzeri örtülerek azımsanmış, “namus” denerek de bilimsellikten uzak, kahvehaneden rastgele bir amcaya sormuşuz gibi bir cevap verilmişti. Tecavüz bir cinsel şiddettir, bunu namus gibi subjektif bir baskı aracıyla açıklamak iyi niyetli olamaz.

Peki ya tecavüz eyleminin faili, onlar TDK tarafından tanınıyor muydu?

Tecavüzcü sözü bulunamadı. Tecavüzcülerin kendileri de bulunamıyor. Tecavüzler rapor edilmiyor, cesaret edip dile getirenler türlü baskı ve şiddete maruz bırakılıyor, mahkemelerden tecavüzlerin tecavüz olmadığı, tecavüzcülerin tecavüzcü olmadıkları kararları çıkıyor. Tecavüzcü diye bir şey yok, o sizin hüsnü kuruntunuz yahu!

Ama tecavüzcü gibi erkeği suçlayan, hedef gösteren değil de şöyle daha kabul edilebilir, şakalı bir terim arayalım mı?

Fortçunun anlamını ince ince verebilir, taşıtlardan, kalabalıktan, sürtünmekten bahsedebiliriz. Tacizci değil, yanlış anlaşılma olmasın, fortçu sonuçta. Ehi ehi. Erkeklik çok güzel.

Bonus olarak Güncel Sözlük’te yer almayan bazı kelimeleri bulabildiğimiz Büyük Sözlük’te ped arayalım, belki çıkar.

Pat, pet, pıt, pit, pot, pud, put, püt? Size hangisini verelim?