raifing

İnsanlara kızmama imkan yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi ? İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım. Başkalarına emniyet edebilir miydim ?
—  Sabahattin Ali

Raif Badawi has been sentenced to a 10 year prison sentence & 1000 lashings for insulting Islam but let’s all get excited & pretend Saudi is a pillar of human rights because women might be allowed to drive next year.

Leave islam - inprisonment/death

Homosexual - inprisonment/death

Preach the Bible - inprisonment/death

Victim of rape - inprisonment/death

But don’t worry, everything is fine because now women can REQUEST driving licenses, yippie. How exactly are these fucks the head of the Human rights council?

AĞAÇLAR GAZELİ

                                            -Adil’in ağaçlarına-

inadına aşk, inadına özgürlük, inadına yaprak…
ağacın utandığı çığlığı şiir fısıldar

ne batıda ne doğuda tek yaprağını görmedim
kırgınım felsefeye, yer vermemiş ağaca bir bilge olarak

şiirle ağacın kökleri aynı: ya sabır ya aşk!
insanın hızla terkettiği anıların gölgesi olmak

yavaş git ruhum yetişemiyor sana, dedim, içimden
kopan yolcuya, dursaydı, ağaçların gözyaşını dinletecektim

ruhun sendeyse hâlâ bir ağaca emanet et onu
dünyaya yalnızca hayvanların ve ağaçların itirazı var

ey ağaçlarla konuşmadan insanlarla konuşmaya çalışanlar
Adil'in ağaçlarını dinleyin, susmakmış o kayıp dil

zeytini dinledim beklemeyi öğrendim, akasyadan gitmeyi,
vuslatı ceviz ağacından, limonun dediği ayrılığı ve aşkı nardan

ağaçlar komşumuzun evidir, ruhumuz gülümsüyor avlusundan


Haydar Ergülen, Üzgün Kediler Gazeli s.34 “Ağaçlar Gazeli”
Fotoğraf: Özcan Alper’in
2008 yapımı, “Sonbahar” filminden, (Onur Saylak & Raife Yenigül).

3

Dug up the old memory book and found the Quidditch 1997 Roster.

*SL: Starting Line Up*
*BTN: Benched til needed*

Page one Top : [left to right]

Graham ‘Get Money’ Montague - SL Chaser
Adrian ‘Pervy Fingers’ Pucey - SL Chaser
Vaisey ‘The Child’ Chapman - BTN Chaser
Cassius ‘YOU WOT’ Warrington - SL Beater

Page one Bottom : [left to right]

Lucian ‘Biscuits’ Bole - BTN Beater
Peregrine ‘Proudcock’ Derrick - BTN Beater
Vincent ‘Cheers to Mates’ Crabbe - SL Beater
Teddy ‘Any day now’ Nasdack - Opponent Instigator

Page two Top : [left to right]

Gregory ‘Goes Bang!’ Goyle - BTN Beater
Magnus ‘Atta Boy’ Urquhart- BTN Chaser
Draco ‘Daddy Issues’ Malfoy - Seeker & Captain
William ‘The Wild Card’ Kennington - BTN Chaser

Page two Bottom : [left to right]

Atticus ‘Good For Galleons’ Latt - Bet Debt Collector
Raife ‘Roll Another’ Rooney - Moral Support
Miles ‘The Beatdown’ Bletchley - SL Keeper
Marcus ‘Fancy A Pint’ Flint - SL Chaser

Page three Top : [left to right]

Harper ‘Shady Snake’ Hastings - BTN Seeker
Blaise ‘The Water Witch’ Zabini - Water Boy
Iggy ‘Up to Something’ Eisenhower - Team Journalist
Carmichael ‘Cold hands’ Quiggley - Broom Groomer

amitől igazán félek

az nem az, hogy komolyan a tökünkre lépnek, és akkor nem lehet tüntetni, nem lehet szabadon írni, nem lehet, csak a nemzeti tarkafaszú egyetemre járni. ilyet nem csinálnának, nem őrültek meg. nyilván hagynak szelepet, különben elviszi őket a népharag. komolyabb szankciókra azok is felhördülnének, akik amúgy pont bele se szarnak, csak sör legyen meg tévé.

igazán az a lehetőség rémiszt meg, hogy majd olyan lesz itt, mint Iránban, Oroszországban, vagy Szaúd-Arábiában. ahol azért el lehet lenni. csak azoknak rossz, akik bizonyos összefüggéseket nekiállnak boncolgatni, akik olyan dolgokról beszélnek, amikről nem beszélünk, mindenki más teljesen békében tolhatja a pattogatott kukoricát a trónokharca közben. van néhány szelep, van, amit le lehet írni és ki lehet mondani. de ha esetleg rátapintasz egy lüktető tyúkszemre, eltűnsz valami börtön mélyén, fejbelőnek, emigrációba kényszerülsz, vagy ott is utánad mennek, és kicsinálnak. és a végén már nem mondja ki senki. és aki meg kimondta, azt is elfelejtik, ahogy elfelejtették Anna Politkovszkaját, Alekszandr Litvinyenkót, vagy Raif Badawit.

és lehet majd élni, hogy a picsába ne lehetne, folyik a víz a csapból majd, lesz tető a fejünk felett, működik a tinder meg a netpincér app, csak ne firtassa senki a paksi atomerőmű bővítésének kínos részleteit. vagy hát firtassa, csak számoljon a következményekkel. és minden kicsit rosszabb lesz, és egy kicsit nehezebben lehet majd lélegezni, de azért megleszünk valahogy . lehajtott fejjel, a nyelvünkre jól figyelve, nem hogy mások iránti szolidaritás nélkül, de már a magunk nyakán se nagyon vesszük észre a fényesre suvickolt csizmát.

  • Saudi Arabia: expresses “deep sorry” in response to “this cowardly terrorist attack (Charlie Hebdo) which is incompatible with Islam religion.”
  • Saudi Arabia: has a representative in the current Paris March in solidarity with the people murdered in the attack
  • Saudi Arabia: sentences a man (Raif Badawi) to ten years in prison and one thousand lashes for "insulting islam" and "adopting liberal views"
Yazmaya niyetlenmiştim, sonrası ise bu sevdadan vazgeçmek oldu. Düşünmüştüm de ne yazacaktım ki? Yazacak neyim vardı, yazmaya değer miydi naçizane yaşadıklarım, hissettiklerim…
—  RAİFGİBİBİRİ
Öyle güzel sevmişler ki.

Nazım Hikmet’in Vera’sı

“ne muazzam şey seni sevmek! sen benim aşkım, sen benim kızım, sen benim yoldaşım, sen benim küçük annemsin. canım, bir tanem, seni sevmeden önce dünyayı sevmesini bile bilmiyormuşum. bu şehir güzelse senin yüzünden, bu elma tatlıysa senin yüzünden, bu insan akıllıysa senin yüzünden”

Cemal Süreya’nın Bayan nihayet’i

"Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli”

Turgut Uyar’ın Tomris’i

Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz
Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur

"senin geçmişin uzun, elini hemen elime ver geç kalma çoktan beri beklediğin o diri gülümseyiş işte bendim”

Kafka’nın Milena’sı

“şuna inanıyorum: birlikte yaşayamayacağız, boyun eğip rahatça uzanıvereceğiz yan yana, ölmek için. ama ne olacaksa senin yanında olacak. ”

Ben bütün zamanımı ve bütün zamanımdan bin kat fazlasını ve daha da iyisi, dünya üzerinde var olan bütün zamanları senin için kullanmak istiyorum; seni düşünmek, senin içinde nefes almak için.

Ahmed Arif’in Leyla’sı

canım benim, bilir misin “canım” dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep. 

“sabah gözlerimi sana açarım.akşam, uykularımı senden alırım.nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. sana dert, sana ağırlık, sana sıkıntı olurum. nemsin be? sevgili, dost, yar, arkadaş…hepsi. en çok da en ilk de leyla-sın bana. bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. uçan kuşum, akan suyumsun. seni anlatabilmek seni. ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum kapama gözlerini.”

Raif Efendi’nin Maria Puder’i

Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi?

“şimdi ben gidiyorum fakat ne zaman çağırırsan gelirim… dedi. evvela ne demek istediğini anlamadım… o da bi an durdu ve ilave etti:
nereye çağırırsan gelirim!”

Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar… Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın… Seni seviyorum… Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.

Burası Bruge/Belçika

Bu resmi gördüğümde aklıma ilk ‘Kürk Mantolu Madonna’ kitabında Raif ile Maria Puder parktaki yürüyüşleri aklıma geldi. Kitabı okurken o an benim de hayalimde canlandırdığım yer tam da burası gibi bir yerdi. Konusu Almanyada geçse de, hayalim böyle bir yerdi işte.

Sabahattin Ali ile ortak noktalarım var, bunu ilk kitabını okuduğumda anladım. Sonra diğer kitapları, şiirleri, hayata bakış açısı. Etkilendiğim en güzel yazarlardan birisi…

Watch on thenullifidian.tumblr.com

SCRIPT BELOW

ExMuslims Online.

Many exmuslims use the internet as a means to communicate with other exmuslims as well as a tool to express their frustrations. Like everybody else, we have  our good days and our bad days. Days where we become incredibly political and days where we gush about the cuteness of baby sloths.

A few months back a young exmuslim girl that lived in the Middle East was targeted by a group of Muslims on twitter.

“They live in our safety and eat from our God-given bounties, but when they disrespect our faith you think they deserve mercy or forgiveness?” Is what the main instigator tweeted out before he deactivated his account.

He must have felt like such a man reporting a teenage girl to the authorities.

INFACT he encouraged his followers to report her and her supporters, full well knowing the consequences that they may face.

What she had said is a regarded as a criminal offense. Blasphemy and apostasy laws in the Middles East vary from a fine up to imprisonment in some places even death.

Saudi Arabia has no written penal code, and relies on the interpretation of classical Islamic law. Punishments vary according to the four Sunni madhabs —with some schools viewing it as an offense punishable by death whilst other schools believe that imprisonment and torture are an acceptable means of punishment as is in the case of Raif Badawi where he has been sentenced for 10 years, 1000 lashes and a fine.

In the UAE

Article 312 states that :

1. Abuse towards any of the rituals or practices of Islam.

2.  Condoning or encouraging sin, publicizing it, or acting in a way that tempts other to partake in it.

Are punishable by imprisonment and a fine.

Article 319 states Whoever resists or defames the foundations or teachings of the Islamic religion, or what is essentially known of its doctrines, or vilifies it, preaches to other than it, or calls to a doctrine or (school of) thought related to these things, and favors and promotes it, is punished with imprisonment for a period not exceeding 5 years.

In Kuwait

Article 111 States that  Whoever broadcasts (i.e. communicates)…views including ridicule, contempt, or belittlement of religion or religious doctrine — whether it is to challenge beliefs, practices, rituals, or teachings — is punished with imprisonment for a period of time not exceeding 1 year, and a fine not exceeding 1000 dinars, or either of these two punishments.

So any exmuslim living in a muslim country may be thrown in prison for daring to speak their opinion.

But don’t their families support them?

Sadly not always. You would think a parent would fight tooth and nail for their child, but that is not always the case in Muslim households.  Honour killings are not a myth. They happen every single day. They are not some conspiracy made up by the West to make Islam look bad.

What about in the West?

I am an open exmuslim and I have been doxxed. I have had muslims messaging my personal facebook some even went as far as contacting my work accusing me of islamophobia, creating unfounded lies and demanding that my employer fire me. All this because I dared to call myself exmuslim and speak up.
I shouldn’t have to feel unsafe because of my lack of belief. I shouldn’t have to worry that one day a religious zealot would walk into my workplace and attack me.

And this is why exmuslims are afraid. This is why many exmuslims have to remain anonymous. This so called religion of peace has caused the deaths of ExMuslims around the world and to  any of the muslims  watching, don’t you fucking say Not all Muslims.

This is a problem in your community.

FUCKING FIX IT before more lives are lost.

And To all the exmuslims around the world, You are strong, You are an inspiration,  You are all fucking heroes.

6

“Marie, the third daughter, was the prettiest of the four. She had red cheeks, thick, light brown hair and dark blue eyes so large that they were known in the family as ‘Marie’s saucers.’ As a small child, she was chubby and glowing with health. In adolescence, she was merry and flirtatious. Marie liked to paint, but she was too lazy and gay to apply herself seriously. What Marie, whom everyone called 'Mashka,’ liked most was to talk about marriage and children. More than one observer has noted that, had she not been the daughter of the Tsar, this strong, warmhearted girl would have made some man an excellent wife.

Robert K. Massie, Nicholas & Alexandra

ki ben her sene cân'ım Sabâhattin'im Ali’m ile kutlarım doğum günümü. her sene bir mum da ona yakar, bir dilek de ona tutarım. ki ben her sene yine biraz Raif efendi olur özüme kapanır, biraz Madonna olur dışıma taşarım… ama bazen, işte bazen de Yusuf olurum, çıkamam kuyu diplerinden, kendi boşluklarımda çırpınışı kendime çok görürüm. inzivaya çekilip, martı ayaklarına tutunup göğe çıkmayı diler, diler de yine tırmanışa beş kala köklerime sarılıp dallarımı es geçerim. şimdi yine; sen ki ruhuma eş; varlığıma mânayı, satırlarıma derinliği seninle katıyorum işte dostum diye söz'e girmek istedim. dönem dönem yep yeni döngülere gebe kalır bâzı satırlar. zaman zaman yeni sayfalardan ziyade yeni defterler, farklı kitaplarda devam etmek zorunda bırakılırız hikayelere. öyle de bir döngünün ilk satırını yazdım dün eski bir dost ile. ki vatan da, yurt'da, memleket'de toprağa değil, gönüle işlenendedir. uzun zamandır uğramadığım evimin kapısını çalmak gibi bir şeydi bu. ne denli toz duman olsa da etraf, ne kadar uzun süre terk etmiş olsan da, ev senindi ve kapı açıktı. kapısı olmayan sinelerde gezginliğin mânasını asla izah edemeyeceğim kadar içi boşaltılmış insanlarla münakaşadan yorulduğumu fark ettim. her derinliği yüzeyselleştiren, her daim dünyevi başarılarla övünen, övündükleri boşlukları başka insanların mor'dan bozma hayallerini gri'ye bulamak için kullanan insanların ezbere satırlarında solan bir gülistanı izledim geçenlerde. bir gün, beş gün, on ay, bir yıl, bir ömür ve hiç işte. insan kazanmamın mânasından dem vuramadan daha “sen ki kendinden vazgeçmişken, senden asla vazgeçmeyen insanlar biriktirebilmiş olmak gibi bir şeydi bu gömleğinin sol cebinde” notumu hatırladım ve sustum. demem o ki, Sabahattin Ali'nin satırlarından yola çıkarak yeni bir yolun başında koşuya hazırlanan heyecanlı bir çocuk gibi, pek yakında size turkuaz şarkılar bırakıp, pembe satırlardan, mosmor hayallerden bahsedeceğim. 😌🙋🏽🌱 #renewing

———————
© #edatanses