rafn

#Infernal #Paw #Lina #PawLagermann #LinaRafn #Rafn #Lagermann #danishband #danishmusic #boring #bored #boringclass #boredinclass #love #music #lovemusic #german #deutsch #germanclass #deutschclass #language #fallingasleep #danishgirl #Denmark #SouthDenmark #Sønderjylland (her: VUC Aabenraa)

Recently i have been working on a #sampler of #poeticdistortion where you can hear a #snippet of ALMOST every song that will be featured on it when its released and just sitting down and sifting through #verses and #hooks trying to decide what to reveal and what to keep concealed until its released just adds more excitement to be working on this project i feel like I’m making a movie trailer and deciding what scenes to show you in order to get you #hyped for the movie #souljahreaper #reaperdarippah #4DaHeadzOnly #4dho #MIME #MusicIsMyExistence #RAFN #RespectAllFearNone #skullandheadphones #iliveforthisshit

Chapel Door - This door is part of the chapel placed at Assistentskirkegaarden, Noerrebro, Copenhagen. The architect is Johan Daniel Herholdt (1818 - 1902) and the chapel is build in 1860s. Herholdt was the father of my grand grand mother and his father was close friend with my grand grand grand father Carl Gottlob Rafn with which the elder Herholdt “invented” resuscitation around 1776 #chapel #assistentskirkegården #cph #copenhagen #københavn #archive #nørrebro #architecture #herholdt #history #danmark #rafn #therealyez #yez #yezdk #yezfoto

Aage Rafn (1890-1953)

Rafn, Aage (1890-1953). Danish Architect. One of the most accomplished of 20th century Neo-Classicists, he designed the circular courtyard of Kampmann’s Police Headquarters, Copenhagen (1919-1924), and, with Hans Jørgen Kampmann (1899-1966), Christian Kampmann (1890-1955), Holger Jacobsen, and Anton Frederickson (1884-1967), completed the great work. He was responsible for other Neo-Classical buildings in Denmark (e.g. 22 GI. Vartovvej, Copenhagen (1919-1920)-in a very simplified style.). His unrealized but ravishing design for a crematorium (1921) won him the Gold Medal of the Royal Academy of Fine Arts. He was Principal of the School of Arts and Crafts in Copenhagen (1925-30), he designed some fine furniture.

Sources: Mi (1951), Pn (1982), We (1947), DoAaLA Curl

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,

Kantaron Tausendgüldenkraut Centaurium ereythraea RAFN. Kantaron çiçeği Syn: Centarium minus MOENCH Küçük kantaron “ umbellatum GILIBERT. Kırmızı kantaron Erythaea centaurium BORKH. Ateş otu Mide otu Acı ot Gülden otu Familyası: Çentiyangillerden, Enziangewâchse, Gentianaceae Drugları: Kantaron otu; Centaurii herba Kantaronun kökleri hariç yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Giriş: Kantaronu Çenmtiyangillerin abir alt grubu olan Erythracinaegil¬lere dahildir ve takriben 40 civarında türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren en etkin, en yaygın ve en çok kullanılan bu kantarondan başka yetiştiği böl¬gelerde aynı maksatla kullanılan türlerde mevcuttur. Bunlardan bazıları; a) Ortadoğu’da yetişen kantaron; Centaurium spicatum, Şili Kantaronu; Centaurium chillenese, Meksika kantaronu; Centaurium mexikana ve Macar kantaronu; Centaurium Littorale’yi sayabiliriz. Latince centum=100, Aurum=altı yani yüz altın anlamına gelir. Eskiden bir torbasına 100 altın ödenmiş ve zamanla bin altın (Bin altın otu) diye anılmıştır. Botanik: Kantaron Kuzey Afrika, Kuzey Amerika, Güney ve Orta Avrupa ile Güneybatı Asya’da kendiliğinden yabani olarak yetişir. Kantaron bir veya iki yıllık otsu bir bitki olup 20-50cm boyuna ulaşır. Yarıya kadar tek gövde dik, dört köşeli, tüysüz, yarıdan sonra oldukça çok sık çatallıdır. Alt yaprakları yere yapışık, rozet şeklinde, gövde yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, ucu sivri, gövdeye oturmuş iki adet karşılıklı bir son¬raki ile çapraz, kenarları hafif kalkık ve en üstteki yaprakları ise mızrak şeklindedir. Çiçekleri 5 adet pembe, kırmızımsı pembe veya açık pembe renkte oval şekilde, taç yaprakları ortada, 5-6adet döllenme tozlukları bulunur. Kantaron Çentiyangillerden olmasına rağmen çiçek geri¬den bi-leşikgillerden olduğu gibi şemsiyecikler ve şemsiye demetlerinden mey-dana gelir. Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir. Mart ve Nisan ayında kaslarda veya seralarda yetişen Kantaron fideleri Mayıs’ta bahçelere ekilir. Hasat zamanı: Yerden 5cm yukarıdan kesilerek bağ yapılan Kantaron gölgede, havalı bir yerde kurutularak kaldırılır veya taze olarak tentür yapımında kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; a) Secoiridoidler ve Secoiridoidglikozit türevleri; Swertiamarin (ana madde olup takriben %70-80’ini oluşturur) ayrıca gentiopikrin (Çentiyana bak), Sewerosid, Kentapikrin ve Desacetylcentapikrin içerir. b) Xanthon türevleri (Kesanton türevleri); Gentisin, Bellidifolin, 1.6.8-Trihydroxy-3,5,7,trimethoxyxanthon, methylbellidifolin, eustomin (=1-hydrox-3,5,6,7,8-pentametoxanthon), desmethoxyxanthon (=1,2-dihydroxy-3,5,6,7-tetramethoxyxanthon), 1,4-dihydroxy-3,5-dimethoxyxanthon c) Triterpen türevleri; Oleolasit, β-Sitosterol, Oleolasitlacton, β-Amyrin, α¬-Amyrin, Stigmasterol ve Campesterol içerir. d) Fenolkarbonikasitler; p-Cumarinasit, Ferulaasit, Vanillinasit, Syringaasit ve Protocatechuasidi içerir. e) Ayrıca %0,4 Flavonitler, %0,3 Alkaloitler ve Anthosyanidler içerir. Tesir şekli: Antibakteriyel (mikrop öldürücü), iştah açıcı, hazmı kolay-laştırıcı, mide salgısını artırıcı, bağırsakları kuvvetlendirici, safra artırıcı ve kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Araştırmalar: Kantaronun birleşimindeki Secoiridoidlerin sindirim sal-gılarını artırdığı, Xanthon türevlerinden Gentisin ve Bellidifolisin’in mikropları ve parazitleri öldürdüğü ve tümörlerin (urların) büyümesini önle¬di¬ği, Londra ile Tokyo’da yapılan araştırmalarda ateş düşürücü özelliği ise İstanbul’da yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. (ZP.5.94.299) Kullanılması: a) Komisyon E’nin 06.07.1988 tarih ve 122nolu Monografi bildirinse göre Kantaron başta iştahsızlık ve hazımsızlık rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Halk arasında mide asidi yetmezliği, mide zafiyeti, midenin küsmesi, mide ve bağırsakları üşütme, iştahsızlık, def-i hacette zorlanma, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarında ve kansızlığa karşı kullanılır. Açıklama: Kantaronun acılık değeri 3500 yani 1/3500 defa sıvılaştırılsa dahi acılığı hissedilmektedir. Kantaron otu birçok özellikleri bakımından Çentiyan köküne benzer. Fakat Çentiyan kökü biraz daha etkili ve acıdır. İştahsızlık bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklardan sonra insanda açlık duygusunun azalması ile ortaya çıkar. Mide yeterince asit üretemez ve kişide açlık hissi uyanmadığından bir şey yemez. Vücudun bütün dengeleri alt üst olmuştur ve bu dengeleri yeniden kurmak gerekir. Genel¬likle grip, ateşli ve bulaşıcı enfeksiyonlar, üşütme, sinirsel ve ruhi dengesizlikler ve hiçbir besin değeri olmayan çicolata, cips veya aşırı et gibi yiyecekler veya aşırı kimyasal ilaç alma, kahve, siyah çay ve alkol gibi içecekler ile sigara bağırsakların yapısını bozar. Bağırsaklarda 100 million (katrilyon) faydalı bakterinin (bağırsak florası) bir kısmı patolojik bakterilere (Zararlı bakterilere) dönüşür ve diğer taraftan çok zararlı bağırsak mantarları üremeye ve zehirli alkoller ve gazlar (metan, etan, supropan, heksan, metanol, propanol vb.) üretmeye başlar. Neticede kişide çok çeşitli hastalıklar; romatizma, nikris, sinirsel bozukluklar ve unutkanlık gibi haller ortaya çıkar. Eskiden Osmanlılar akşamları etli, yumurtalı, peynirli, yağlı (hayvansal yağ) yemekler yemezler ve hafif zeytinyağlı yemekler yerlerdi. Bu nedenle de sağlıklıydılar. İkinci bir husus ise sünnete uyarak yavaş, az yemek ve çok çiğneyerek beslenirdi¬ler. Amerikalı Dr.Howart Hay 1920’li yıllarda yaptığı araştırmalarda ayrı beslenmeyi keşfetmiştir. Buna göre proteinli besinler et, yumurta ve mamulleri ile balık ve peynir çeşitlerinin karbonhidratlı besinler; tahıllar (ekmek, hamurlu maddeler, buğday, pirinç vb.), bakliyat (fasulye, mer¬cimek, nohut), patates, şeker ve balın aynı anda yenmemesini, yenirse sindirimin zor olacağını, tarafsız (natürel) besinler; sebzelerin, şifalı bitki çayları, baharatlar ve mantarların her iki gruba karıştırılıp yenebileceğini ifade etmiştir. Meyveleri ise proteinli besinlerden 10-30dk önce yenme¬lidir. (Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle yapardı. Şayet meyveler pro¬teinli besinlerle aynı anda yenirse büyük zincirli polimer protein mole¬külleri, meyvelerin birleşimindeki vitaminler, mineraller ve diğer bileşik¬ler bağırsaklardan alınarak (absorbe) kana geçmez ve böylece meyve¬lerden istifade edememiş oluruz. Bu nedenle meyve önce yenmelidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise proteinli besinleri parçalayan enzimlerin mide tarafından üretildiği, karbonhidratlı besinleri parçalayan enzimlerin ise tükürük bezleri tarafından üretildiği tespit edilmiştir ve proteinli besinlerle karbonhidratlı besinlerin aynı anda yenilmesinin sağlığa zararlı olduğu tespit edilmiştir. Mesela etli ekmek veya peynirli ekmek, yumurtalı ekmek, etli kuru fasulye vb. besinleri sayabiliriz. Az yemekte çok önemlidir. 1980’de inşaatta çalışırken benim kahvaltımda veya öğle yemeğimde yediğim 4-5 almanın yiyeceğine bedeldi. Oysa Türk¬ler arasında ben normalden az yemekteydim. Peygamber Efen¬dimizin (s.a.v) günde en fazla iki defa yemek yediği ve sofrada iken 13 lokmadan fazla yemediği bilinmektedir. Almanya’nın kara ormanlar klini¬ğinde 21 gün oruç kürü 2500Euro tutmaktadır. Oysa biz her yıl 4 hafta gönüllü oruç tutmaktayız. Çayı: Kantaron otunun çayı hem infus (haşlama) hem de dekokt (kay-natma) ve hem de mazerat (soğuk suda önce 6-10saat bekletilip sonra kaynatma) ile hazırlanabilir. Bir kahve kaşığı Kantaron otu demliğe ko¬nur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Çay Harmanları; Gökçek Ateş düşürücü çay; >40 gr Söğüt kabuğu >20 gr Kantaron otu >10 gr Çentiyan kökü >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Civanperçemi otu Gökçek Karaciğer çayı; >20 gr Kantaron otu >20 gr Ardıç kozalağı >20 gr Kılıç otu >20 gr Devedikeni tohumu >20 gr Zerdeçal kökü Gökçek Gökçek Mide çayı (Hazımsızlık, Şişkinlik, Mide asidi yetmezliği) >30g Kantaron otu >30g Nane yaprağı >30g Tarçın kabuğu >10 Çentiyan Gökçek iştah çayı; >30 gr Oğulotu yaprağı >30 gr Civanperçemi otu >30 gr Pelin otu >10 gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı  >30gr Melek otu kökü >30gr Pelin otu >20gr Çentiyan kökü >20gr Kantaronotu Gökçek iştah çayı; >20 gr Pelin otu >20 gr Kantaron otu >20 gr Turunç kabuğu >10 gr Acı yonca yaprağı >10 gr Tarçın kabuğu >20 gr Çentiyan kökü Gökçek Mide çayı; >30 gr Kantaron otu >20 gr Papatya çiçeği >20 gr Kaz otu >10 gr Eğri kökü >10 gr Oğulotu >10 gr Meyan kökü Homeopati’de: Kantaron otunun sert gövdesi hariç yaprak çiçek ve ta¬ze sürgünlerinden 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre sonunda süzülerehk Homeopati’de adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür yapımında Çentiayn kökü daha çok tercih edilmektedir. Şayet Çentiyan kökü temin edilemez ise Kantaron otu ile tentür yapılır. Bu tentürden günde 4-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. Gerek duyulursa bu süre uzatılabilir. Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Bitkisel Gıda Takviyeleri Hakkında Bilmek İstedikleriniz. http://www.bitkiselsaglikvakfi.org/blog/2015-01-09/kantaron-tausendguldenkraut-centaurium-erythraea.html
Doğal Tedavi, Bitkisel Ürünler, Bitki Resimleri,