pullu

“Sen bir avuç bebektin
Kimdi süt veren sana,
Hastalandın ölecektin
Kim kanat gerdi sana?
Senin minik başını
Avuçlarına alıp
Gece uykusuz kalıp
Kucağında kim salladı
Ağladın, seninle kim ağladı
Annen!
Sana ilk adımını attıran kimdir
Konuşmayı öğretti sana bir bir
Annen!
Sen şimdi giderken okula
Sefertasını kim hazırlar?
Kim bakar arkandan yola?
Sende en çok kimin hakkı var
Kimdir seni en çok seven
Annen!
Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim
oynasınlar oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim
sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler..”

Nâzım HİKMET

Nar, sümbül, çarkıfelek motifleri; portakal, limon, susam çiçekleri; köşe dantelleri, iğne ardı, kasnak, gergef işleri, Türk işi, düğüm işi, firkete işleri, mekik oyası, boncuk oyası, pullu oyalar, dal oyaları ne varsa Mücellâ tekmilini birden ezber etti. Günden güne eli ilerledi. Hele de daha o yaşta üç yüz altmış adet motifi birleştirerek yaptığı tığ işi yatak örtüsü konu komşunun diline destan olunca “Neyyire Hanım'ın uslu kızı"nın adı bu kez de "Neyyire Hanım'ın hamarat kızı"na çıktı.

Orhan Veli

Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavallı,

Ben yıllardır denize hasret,

“Bakar bakar ağlarım”.

 

Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,

Bir midye kabuğunun aralığından:

Suların yeşili, göklerin mavisi,

Lâpinaların en hârelisi…

Hâlâ tuzlu akar kanım

İstiridyelerin kestiği yerden.

 

Neydi o deli gibi gidişimiz,

Bembeyaz köpüklerle, açıklara!

Köpükler ki fena kalpli değil,

Köpükler ki dudaklara benzer;

Köpükler ki insanlarla

Zinaları ayıp değil.

 

Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavallı,

Ben yıllardır denize hasret.

Denizi Özleyenler İçin / Nisan 1947

youtube

Sul PULLUS PIO son morto!

Şehrin en karanlık yerinde duruyorum,haydi vur beni!
Hiç umudum kalmadı,tutunacak bir dalım.Başımı yere eğme benim,mazlum yerine koyma.Allı pullu düşlerim vardı oysa.Bir hayat böylesine tersine dönmez,bir yiğit böyle harcanmaz.
Dağlara, taşlara bağırasım geliyor,
İçim yanıyor içim! Bildiğin gibi değil..

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA - NAZIM HİKMET


Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler

Sen bir avuç bebektin
Kimdi süt veren sana,
Hastalandın ölecektin
Kim kanat gerdi sana?
Senin minik başını
Avuçlarına alıp
Gece uykusuz kalıp
Kucağında kim salladı
Ağladın, seninle kim ağladı
Annen!
Sana ilk adımını attıran kimdir
Konuşmayı öğretti sana bir bir
Annen!
Sen şimdi giderken okula
Sefertasını kim hazırlar?
Kim bakar arkandan yola?
Sende en çok kimin hakkı var
Kimdir seni en çok seven
Annen!
Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim
oynasınlar oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim
sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler….

Sana çiçekli fistanlar alamadım,pullu gomlekler, tıpkı annenin gençlik fotografindakiler gibi. Eve birakamadim seni hiç, evden alamadım. Son otobüse koştursaydım senle bir kez, çok değil vallahi bir kez. Akşam olsaydı, bir tatlıcının önünden gecseydik, sonra bir nohut pilav arabasının. Korna sesine ezan sesi karışırken evdekiler merak etseydi seni, sofraya yetiştirmeye çalışırken opmeyi unutsaydim seni. ‘Seni, anlatabilmek seni…’
İstedim ki sen gülerken rüzgar esmesin, ışıklar acilmasin, ben gitmeyeyim. Istedim ki her utandigimda başımı sana kaldiramayayim. Çok kırılmak için çok sevmek gerekiyor. Ikisinin de hatrina hayran değil mi cânım.
Çocuk telaşınla göz göze geldiğim ilk günün mayası var her anın hamurunda. Yedikçe, yürüdükçe, sustukça. Odanda misafir etsene birgün beni. Bak bunlar ilk ödevlerim diye anlat, bunlar da ilk uktelerim. Hayallerini anlat sonra ben dinlerim. Nereye baktiysan pencereden oraya bak yine, ben ise hep sana. Kaçırdığın yemek saatlerini hatırla benle, kaçtığın okul yolunu. Gömleğini göster, memelerim yoktu henüz diye anlat, dertlerin de. Sonra de ki -seni ilk gördüğümde de tanıyordum, de ki - şurda dinlenelim mi..

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim.

Nâzım Hikmet Ran

ve bir gün ellerine ustura ağzında sınanmamış allı-pullu mektuplar geçerse; bil ki ben artık o gün elleri üzerinde yürüyen şaklabandan başka bir şey değilim.

Mayıs 1983

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler

NAZIM HİKMET