ppl: eve myles

- Hayatını bir bütün olarak geçirdiğini düşünüyorsun ama sonra biriyle tanışıyorsun ve anlıyorsun ki, bir şeyin sadece yarısıymışsın. İnsanlar gülüyor. Diğer yarınla tanıştın mı diyorlar. O kişiyle tanıştığında ne dediklerini anlıyorsun. Sadece beraber olduğunuzda bir bütün olduğunu hissediyorsun. Sonu hiç iyi bitmiyor değil mi?
- Neyin sonu?
- Aşkın. Seni güçlü yapıyor, sonra da aşağı çekiyor. Ne olursa olsun hep bir yarı diğerini kaybediyor.


“It’s like the most dysfunctional brother and sister relationship. This is like the sister I can go to bed naked with and not worry about. And trust me.. we have.”

The result of hours and hours of hanging about is that the cast has become great friends, and we all play well together. In my trailer, for example, I keep a generous supply of NERF toys, balls of all shapes and sizes (Puhleeze. Get a hold of yourself–the kind from Toys R Us.), hula hoops, skipping ropes, and a colorful variety of kites. When we have some down time between scenes, we play–and like any group of grown children, we have nicknames for each other too.
Eve’s nickname is ‘Evie–I don’t like it’, which I like to pronounce in a whiny Welsh accent. We refer to Burn as 'Binny Bots’. Naoko will answer to 'Coco Chanel’ or 'Ping Pong Buckaroo’, and Gareth responds to 'Gaz’ or 'Gaza’. My nickname is 'Jinny Baza.’ I could try to explain the etymology of all these names, but I’m not sure I remember anymore.
—  John Barrowman talking about the Torchwood cast in his autobiography, Anything Goes