odame

5

GUYS MY DAD GOT ME THE CONSITUTION OF THE US AND THE DECLARATION OF INDEPENDENCE IN A PAMPHLET AND I JUST

Darmadağınığım. Odam, beynim, etrafım, duygularım vesaire her anlamda. Hayatımın en büyük fırtınasısın, bunu sana inandıramadım.
Yaz yerine kışı severim ben mesela. Sıcak güneşin yerine içimi titreten soğuğu severim. Yağan yağmuru, lapa lapa yağan karı severim. Diğerleri denize girip deli gibi eğlenirken kar yada yağmurda saatlerce dolaşmayı severim. Çukurlarda biriken sulara basmayı, bozulmayan kar da ayak izimi çıkarmayı severim. Erken kararan havayı daha bi severim. Karanlığı severim. Bir kış gecesinin sonunda herkes uyurken, uyanık kalmayı ve düşünmeyi severim. Odam da, dışarıda yağan kar veya yağmurla birlikte, odamı aydınlatan küçük bir direk ışığıyla beraber yatağıma kıvrılmış, yalnız kalmayı severim.

Gel, sana duvarlarımı anlatayım. Evimin, dünyamın, soğuk ve yalnızlık boyalı duvarlarını. Onlarla tanışmanı istiyorum. Dur. Sen hiç konuşma. Kendini anlatmana gerek yok.

“Bu eve hiç gelmedin. Ama bu odalar, bu duvarlar ve bu yastık seni çok iyi tanıyor.”

Bak burası benim odam. Genelde yağmurludur duvarları. Bu gece ağlamadım. O yüzden kurular şu an. Mesela dün gelsen, şemsiyeyle girerdin odaya. Neden mi? Dün gece sen geldin aklıma. Gözyaşı nasıl tutulur unuttum. Yeri gelmişken söyleyeyim. Senden küçük bir isteğim var. İstediğin her vakitte gel, aklımdan kalbime giden tüm damarlar açık. Ama ne olur - bak kelimelerle yalvarılmıyor - ne olur gece saatlerinde gelme. Acıyan yerlerimi örtemiyorum. Duygularım yangınlar içinde kalıyor. Toparlanamıyorum.

Duvar deyip geçme. Alınırlar. Ben duvar demiyorum onlara. Bir isim vermiyorum. Geceden geceye değişiyorlar. Ah keşke seni buraya gece getirebilsem. Ama kalbin dayanmaz ki. Dünyanın en hüzünlü filmi bu duvarlar arasında çekilir. İsimleri yok dedim. Bazen şair oluyorlar, bazen kağıt oluyorlar, bazen bir liman, bazen bir yastık bazense sırtını dayadığım bir duvar. Ama Umay ablamın dediğini yapıyorum. Asla onlara sevgilim demiyorum.

“O sıkışık odaya her şeyi sok; ama sevgilim diye duvara fısıldama sakın.”

Yapısına gelirsek üst üste koyulmuş hayal kırıklıklarının arasına gözyaşı ile karıştırılmış acı koyarak ördüm bu duvarları. Üç dört torba suskunluk da var tabi. Bana öyle anlamıyormuş gibi bakma. Dokunmak mı istiyorsun? Dokun. Elleri yoktur ama hissederler onlar. En çok sarılmayı seviyorlar ama en çok sarılmaya hasretler. Gittiğin gün anladım bir insanın duvara sarılamayacağını. Ama misafire söylenmez değil mi böyle şeyler? Özellikle gönül misafirine.

“Benim duvarlardan başka kimsem yok.”

Sokaklardan topladım bu duvarların bazılarını. Yazılı duvarlardan. Birisi yazmış. Sanırım bir gece vakti. “İçimi dökemedim. İyi geceler.” . Onu oturma odasına koydum. Tüm duvarların yeri ayrıdır bende. Ama tavanımın yeri çok ayrı. En çok onunla konuşurum. En yakın dostumdur o. Adı “tavan” . O da bir duvardır özünde. Onu nereden mi getirdim. Sokağını hatırlamıyorum ama üstünde yazan yazı onu en iyi dostum yaptı.

“İnsan bazen iki kelime bekliyor be duvarlardan.”

Çok konuşurdum eskiden. Bu duvarlar öğretti bana susmayı. Her şeyim yıkılsa da dimdik durmam gerektiğini. Gidiyor musun? Hemen mi? Keşke biraz daha kalsan. Dur gitmeden son bir duvar var görmeni istediğim. Tamam tamam iki dakika sadece. Gel. Odamda sağ taraftaki duvarı görmedin. Onu da gör öyle git. Yerdeki gözyaşına basma. Gir içeri. Sağ taraftaki. Evet, evet senin sağın. Küçük harflerle yazılmış biraz. Okuyabiliyor musun?

“Duvar ama konuştukça alışıyorsun.”

| Kalbezar

Odam çok fazla soğuk
Parmağımda kalem izi
Üzerimde ince bir tişört
Lamba tam üstümde
Önümde uzun dikdörtgen bir ayna
Saat 1:45
Vucudum fazla titriyor
Ama üşümüyorum.
Kalbimdeki cehennem yetiyor
Bedenimi ısıtmaya.
Kulağımda tuhaf sesler.
Aklımda koca bir sen
Bir uçak sesi geliyor gökten geçerken
Selamlar olsun sana.
—  İlayda Acısu
Yaz yerine kışı severim ben mesela. Sıcak güneşin yerine içimi titreten soğuğu severim. Yağan yağmuru, lapa lapa yağan karı severim. Diğerleri denize girip deli gibi eğlenirken kar yada yağmurda saatlerce dolaşmayı severim. Çukurlarda biriken sulara basmayı, bozulmayan kar da ayak izimi çıkarmayı severim. Erken kararan havayı daha bi severim. Karanlığı severim. Bir kış gecesinin sonunda herkes uyurken, uyanık kalmayı ve düşünmeyi severim. Odam da, dışarıda yağan kar veya yağmurla birlikte, odamı aydınlatan küçük bir direk ışığıyla beraber yatağıma kıvrılmış, yalnız kalmayı severim.
Yorgunsun...

“Bir yıldızda yaşayan çiçeği seversen, geceleri gökyüzüne bakmak güzel gelir”

..çiçek akşamın, günbatımının, nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır

Bazı yazarların hayal dünyasında yolculuk yapmak ne güzel..Dingin her ortama eşlik edebilecek bir playlist bırakıyorum geceye :

PLAYLIST  🎶🎶