nt*

9

David Tennant winning the 2010 National Television Award for Most Popular Drama Performance for Doctor Who, and Doctor Who winning for Most Popular Drama

Zaman geçsin diye bekle, zamanı gelsin diye bekle.
Anlatmak için bekle, anlaşılmak için bekle.
Bulmak için bekle, bulunmak için bekle, buluşmak için bekle.
Başlasın diye bekle, bitsin diye bekle.
Sabahı bekle, geceyi bekle, baharı bekle, yazı bekle, yarını bekle, yeni yılı bekle.
Daha iyisi için bekle, daha yenisini bekle.
Sabırdan bekle, çaresizlikten bekle, panikle bekle, vazgeçerken bekle.
Plan yap bekle, hayal kur bekle.
Değişsin diye bekle, dönüşsün diye bekle.
Bir bekle, iki bekle.
Hayat geçsin önünden
Geçip gitsin,
Sen bekle..

“kalktım.
evin ortasında bir ateş.
ateş izlemeyi hep sevdim. sigaramı alıp ateşin karşısında bağdaş kurdum.
müziğe gerek yok. insanlara hiç.
döndüm geri yattım.
hayaller vardı ve yastıklar.
bir hayalin tam ortasındaydım misal.
tekmeler geldi ve dahi tokatlar.
kendi hayalimden kapı dışarı edilmekler.

duvara gerek yok. eve hiç.
ellerim titredi ve tüm iç organlarım.
kalkıp dolaşmaya başladım.
duramıyordum, yürüyemiyordum, uyuyamıyordum, uyanamıyordum, yaşayamıyordum.
su içtim.
geçmedi.
aynaya baktım. bir şey görmedim.
su içtim.
geçmedi.

salona geldim. ateş hala buradaydı ve bazı çıtırdamaklar.
altı tane kağıt kalmış ve bir tane benim.
aç karna ne birası sevim.
alkole gerek yok. yaşamaya hiç.
banyoya gittim.
sular vardı ve bazı duş başlıkları.
erimesin diye çekmecelere sakladığım tüm sabunlarla yıkandım.
bitirdim hepsini.
harika kokuyor, mükemmel ölüyordum.
beş.
havluya gerek yoktu. saç kurutma makinasına hiç.
mutfağa gittim.
senin için kurduğum zeytinler ve dahi bizden kalan lazanyalar vardı.
elbette pişmemiş, sebatla bekleyen.
ocağı ve fırını ve lambayı açtım.
sıcak veren ne varsa altını üstünü yaktım.
benden soğumanla başka türlü başa çıkamayacaktım.

kışa gerek yoktu, kara hiç.
dört.
kustum.
ne kadar içim varsa döktüm klozete ve bastım sifona.
şarkılar, şiirler, adın, adım falan hep gitti.

orada bile karıştık diye sevindim.
orada bile sarıldık.
yazmama gerek yoktu. konuşmaya hiç.
üç.
durdum sonra salonda.
savaşma yöntemim durmaktı ve bir de halının altına saklanmak.
kimse yoktu ve ben de.
bir tek ateş.
baktım.
sustum.
cehenneme gerek yoktu. ona hiç.*
iki.
elimden geleni yaptım. ardım yoktu. altım, üstüm bu kadardı ve hepsini önüne sermiştim.
sırtım kaşındı.
sırtıma dokunmuştun.
öpmene gerek yoktu. bana hiç.
bir.
bana hiç.