mostari

370 sayfa üç günde bitebiliyormuş. Kitap, Gündüz Vassaf babasının anladığım kadarıyla doğum yeri olan Mostar‘da çoğunlukta köprünün iki ayağı Tara ve Halebija ayaklarında bir ay içinde sabah-akşam tuttuğu notları içeriyor. 

Zaman zaman köprü bekçiliğinden sapsa da deneme anlamında güzel kitap. Most Boşnakça köprü demekken Mostari köprü bekçisi demek. Kemer dünyanın tekerlekten sonraki en önemli icadı iken Mostar yapıldığı sırada dünyanın en uzun kemeriymiş.

Mostar köprüsü 1993 yılında Hırvat ustaşalar tarafından top atışına maruz bırakılarak yıkılmıştı. Ardından 2004 senesinde bir Türk firması tarafından yeşil rengiyle müsemma Neretva nehrindeki köprünün parçaları çıkarılarak tekrar inşa edilmiş. Ancak Allah'ın 99 ismine işaret eden 99 basamaklı köprünün basamak sayısı 96'ya düşmüş. Neyse ki Mostar köprüsü yaşadığı onca kötü tecrübeye rağmen bugün dimdik ayakta kendisini görmeye gelenleri genellikle de ilk olarak Koski Mehmet Paşa Camii minaresinin dibinden selamlıyor.

Mostar dibinde durularak bile destan yazılabileceğini bu kitapla kanıtlıyor.

Mostari

16’ncı yüzyılda Mimar Hayreddin tarafından 456 kalıp taş kullanılarak yapılmış Mostar Köprüsü. Üstüne yapıldığı Neretva Nehri’nden 20 metre yükseklikte, 30 Metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde bir köprü. 20’nci yüzyılda ‘büyük Avrupa’ devletlerinin gözünün önünde Bosna Hersek’te yaşanan savaş sırasında yıkıldı. Önce 1992’de Sırplar tarafından yaralandı köprü! Sonra 1993’te Hırvat tanklarının seri bombardımanıyla öldürüldü. 456 kalıp taştan kalanlar birbiri ardına Neretva’nın yeşil sularına düştüler. Tüm dünyanın gözleri önünde! İki taraf arasındaki bağlantıyı kesmek, gibi büyük bir stratejik dehanın ürünüymüş yıkma fikri. Oysa o tarihe kadar, sevdiği kızın gözüne girmek isteyen delikanlılar 20 metre yükseklikten 5 metre derinlikteki Neretva’ya atlarlarmış. Yani tek bir din veya milletle sınırlandırılamayacak bir duygunun simgelerindendi Mostar, bölge için!
Vurdular…
2004’te eskisiyle birebir olarak onarılsa da Mostar Köprüsü de aynı değildi, bölgedeki insanlar da. Artık birkaç dolar/euro bahşiş için atlıyorlar köprüden cesur delikanlılar. Turist kafileleri art arda. Köprünün altından çok sular akmış olsa da etrafında ölümün izleri hâlâ elle tutulur yoğunlukta! Köprünün diğer ‘şimdiki hal’leri nasıl peki? Gündüz Vassaf ‘Mostari’ isimli kitabında veriyor tüm cevapları.
Bir deneme kitabı olsa da Vassaf ‘ben’ diye seslense de ‘bir köprü bekçisinin günlüğü’ dese de alt başlığına Mostar Köprüsü’nün hüzünlü hikâyesini anlatıyor aslında. Most Boşnakça köprü demek, Mostari köprü bekçisi! Gündüz Vassaf elinde defter kalem, boynunda fotoğraf makinesi gündüzleri köprünün ayağında, geceleri köprüyü görebileceği bir noktada neredeyse kimseyle konuşmadan köprüyle bütünleşiyor anbean. Vassaf bir köprü bekçisine bürünüyor kısa süre sonra. Aklında, dilinde, kaleminde, objektifinde hep köprü var. Her şeyi köprüyle ilintili değerlendiriyor. Köprü oluyor en nihayetinde belki de köprü Vassaf aracılığıyla dile geliyor. Üstünden atlayan âşıkları, altından akan tarihleri, üstüne dökülen göz yaşlarını anlatıyor. Ciğerini paralayan mermileri, harcına sinen hüznü dillendiriyor. Mezarlığa dönmüş bir şehrin iki yakasını birbirine bağlayan, âşık öpüşmelerinin sessiz mekânı, cesur delikanlıların yoldaşı Mostar’ı anlatırken Gündüz Vassaf türler üstü bir kitaba imza atıyor. Bir çırpıda okuyacağınız, sonra tekrar tekrar okuyacağınız bir kitap.

[Mostari / Gündüz Vassaf / YKY / Deneme]

vimeo