mine: idioteque

Watch on erased-defaced.tumblr.com

1. Jonny Greenwood is producing these sounds with an analog sequencer LIVE IN THE YEAR 2000. This pioneering of the use of technology in music.

2. They played this in a higher key for reasons unknown, but the intensity that Thom Yorke is singing with may be why.

3. This song is amazing on its own and should be intently listened to by all.

https://www.youtube.com/watch?v=TXS_Kyg4Fm8
youtube

@thomsfalsetto Thom with his hair down dancing to idioteque! 

youtube

According to /u/del_rio, Thom once made a joke about fans listening to Idioteque twice, 17 seconds apart; so someone went and made that video. 

It’s actually not half-bad.

Kitap Okuyan İnsanların İdeal Bir Sevgili Olduklarının Bilim Tarafından Kanıtlanmış 3 Nedeni

Öncelikle, uzunca bir konu. Ama bu içeriğe girdiyseniz, kitap okumaya alışıksınızdır diye düşünüyor, okurken hiç sıkılmayacağınızı umuyorum.

Hiç bir kitabı tamamen bitirdiniz mi? Yani kastettiğim, ilk sayfasından son sayfasına kadar her satırını okuyup bitirdiniz mi? Son sayfayı da okuyup, kitabın kapağını kapattığınızda, arkanıza yaslandığınızda okuduklarınızın sizi çok etkilediği oldu mu? Belki o kitaba minnettarsınızdır, belki kafanızda yepyeni düşünceler canlanmıştır ya da boşluklara dalıp gitmişsinizdir. Bir kitabı en ince detayına kadar, kendinizi vererek okuduğunuzda, o kitabın atmosferine girersiniz ve kitap bittiğinde de sanki bir şeyler kazanmış, bir şeyler kaybetmiş olduğunuzu hissedebilirsiniz. Çünkü size göre etkileyici, uzun bir yolculuktan geçmişsinizdir. Tıpkı bir daha hiç görmeyeceğiniz bir yabancıya aşık olmak gibi, içinizde yarım kalmış hüzünler ve aynı zamanda da bir tatmin duygusu yeşeriverir.

TIME dergisinden Annie Murphy Paul, bu tarz bir okumaya “derin okumak” ismini veriyor. İnsanlar giderek derinlemesine okumayı bırakıp, sadece yüzeysel olarak göz gezdirdikleri için, unutulmaya yüz tutmuş bir okuma türü olduğunu da ekliyor.

Gerçek okuyucular da, tıpkı mektup yazan insanlar gibi giderek azalıyor. Bu azalmanın en kötü yanı da, kitap okuyan kişilerin, diğer kişilere göre daha ince ve zeki olmaları. Yani bir diğer deyişle, sevilmeyi gerçekten hak eden insanların giderek azalması.

York Üniversitesi'nden Psikoloji öğretim üyesi Raymond Mar ve Toronto Üniversitesi'nden Bilişsel Psikoloji profesörü Keith Oatley'in 2006 ve 2009 yıllarında yürütmüş oldukları çalışmalara göre, kurmaca okuyan okurların empati kurma ve zihin kuramı konularında öne çıktığı gözlendi. Yani, bu tarz okurlar başkalarının düşüncelerini de göz önünde bulundurmayı ihmal etmiyorlar. Kendi fikirlerinden caymayıp, diğer fikirleri de tamamiyle reddetmeden kıyaslama yetisine sahipler. Aslında, tüm insanlardan beklenen bu. Fakat görünen o ki, bu empati yetisini kazanabilmek için bazı sosyal tecrübeler gerekiyor.

Eski sevgilinizi hiç kitap okurken gördünüz mü? Hiç kitaplar hakkında fikir alışverişi yaptınız mı? Cevabınız hayırsa, belki de kriterlerinizi yeniden gözden geçirmelisiniz.

Kitap okuyan insanların, diğerlerine nazaran daha iyi olduğu hiç şaşırtıcı değil. Çünkü okudukları kitaplardaki hayatları soyut gözlerle tecrübe ettikleri için, içinde bulundukları durumu çok daha iyi kavrayabilirler.

Yüzlerce ruha ve bilgeliğine bürünebilirler. Belki hiçbir zaman akıl sır erdiremeyeceğiniz olaylara soyut gözlerle tanıklık ettiler, belki de asla tanımayacağınız insanların ölümlerini gördüler. Kadın olmayı, erkek olmayı öğrendiler. Acı çeken birine tanıklık etmenin nasıl bir şey olduğunu tattılar. Aklın yaşta olmadığını kanıtladılar.

Raymond Mar'ın 2010 yılında yürüttüğü bir diğer çalışma, kitap okuyan çocukların diğerlerine oranla, zihin kuramları ve empatilerinin daha gelişmiş olduğunu gösteriyor. Yani, herkes kendi çocuğunun en iyisi olduğunu düşünür ama gerçek maalesef öyle değil. Bu savı destekleyen şeylerden en önemlisi, kitap okumanın sizin kişiliğinizi şekillendirdiği ve her geçen gün karakterinize yeni özellikler eklediğidir. Okuduğunuz kitaplarda, bir sürü farklı olaya tanıklık ettiniz haliyle zihniniz bu olaylara artık aşina hale geldi. Her bir kitaptan yeni bir şeyler öğrendiniz.

Eğer sizi tamamlayacak, kalbinizdeki boşluğu dolduracak birisini arıyorsanız, türünün sayılı örneklerinden olan kitap okuyan insanları arıyorsunuzdur. Hiç beklenmedik bir şekilde, bir kahvecide, parkta ya da kütüphanede karşınıza çıkabilirler. Şimdi, neden kitap okuyan insanların ideal sevgili olabileceklerine maddeler halinde bakalım…

1. Sizinle yalnızca konuşmazlar, sohbet ederler.

Size mektuplar ve kısa şirin notlar yazarlar. Oldukça laf cambazıdırlar ama kötü anlamda değil. Sorularınıza kısa ve sıkıcı cevaplar vermek yerine, manidar düşünceleriyle yanıt verirler. Kelime dağarcıklarıyla aklınızı başınızdan alabilirler.

California Üniversitesi'nden Anne E. Cunningham'ın bir çalışmasına göre, kitap okumanın sağladığı kelime dağarcığı, okulda öğrenilenle kıyaslanmayacak derecede daha fazla.

Kendinize bir iyilik yapın ve dilini iyi kullanan birisiyle birlikte olun.

2. Sizi öylesine bilmezler, aynı zamanda sizi ‘anlarlar’.

Ruhunuzu görüp, ona eşlik edebilecek birisiyle birlikte olmanız sizin için en güzeli. Ruhunuza erişip, daha önce kimselerin farkedemediği iç güzelliğinizi farkedecek birisi olması şart. Sizi yalnızca bilen biriyle değil, sizi tamamen anlayan birisiyle birlikte olmaya dikkat edin.

Psikolog David Comer Kidd, dahi yazarların, okuyucularını da yazara dönüştürebildiğini düşünüyor. Kurmaca eserlerde, karakterlerin eksikliği, okuyucuyu da başkalarının zihinlerini görme hususunda geliştiriyor.

Okuduğu kitaplardaki hiç tanışmadığı karakterlerle özdeşleşebilen biri, çevresindeki insanlarla çok daha rahat iletişim sağlayabiliyor. Kısacası empati yetileri oldukça kuvvetli. Sizinle aynı fikirde olmasa bile, olaya sizin açınızdan bakabiliyor.

3. Sadece akıllı değil, bilgedirler.

Üstün zekasıyla ukalaca davranmak çok çirkin bir hareketken, bilgeliğin olgunluğunu yakalamak en doğrusu. Bir şeyler öğrenebildiğiniz bir insana, karşı koyulamaz bir ilgi duyabilirsiniz. Nükteli ve manidar konuşmalar, bir ilişkide düşündüğünüzden daha gerekli olabilir. Ve emin olun, kitap okuyan birine aşık olmanız demek bu tarz konuşmaları ve üst seviyelerini de elde edebileceğiniz anlamına geliyor.

İleri kelime ve hafıza kabiliyetlerinden dolayı, kitap okuyan insanlar Cunningham'a göre daha zeki kişiler. Normal insanlara göre, zihinsel fonksiyonları daha gelişmiş ve daha etkili bir biçimde iletişim kurabiliyorlar.

Kitap okuyan biriyle birlikte olmanız demek, binlerce ruhla birlikte olmaya eş değer. Bu kötü bir anlama çıkmasın. Demek istediğim, onların okudukları kitaplar, edindikleri bilgi ve tecrübelerden sizler de istifade edebilirsiniz.

  • idioteque

anonymous asked:

Do you know how much Radiohead use click tracks in studio and in performances? I know they used clicks for at least some tracks in the studio - Videotape, for example (I managed to figure out the BPM, which doesn't shift). But others, like Daydreaming, sound possibly recorded without a click. I think I remember Thom saying they don't use a click live, but can that really be true when many songs involve electronic beats?

Radiohead’s judicious use of click tracks has been discussed previously in this post. One detail not included there is that John Leckie stated that all of The Bends (recorded before Nigel was Radiohead’s producer) was recorded entirely with a click track (gearslutz).

But as mentioned in the post linked to above, Nigel will sometimes use a click for only the first few measures in order to set the tempo of a studio recording (this was true for OK Computer at least). One of Phil’s greatest strengths is that he has an extremely good sense of time. As such, many songs have a stable tempo because Phil was able to maintain it even after the click had been turned off.

Additionally, Palo Alto was recorded with a click track in Phil’s absence: “… the abrasive ‘Palo Alto’, features guitar and vocal parts recorded on the bus to a click track; Phil’s drums were cut later in a ‘real’ studio. ‘Palo Alto’ was made on a deadline, since the next single, 'No Surprises’, needed another B-side” (Mac Randall Exit Music. 249).

In response to your specific questions:

It seems unreasonable to equate electronic percussion with click tracks, especially in Radiohead’s case. On songs like Bloom, the electronic percussion is played live on a drum pad, making it no different from acoustic percussion. It is true that on Idioteque, the electronic beat supplies the tempo to which the rest of the band plays, but the need to adjust that tempo in real time only makes the song more difficult to play (faster, Jonny!).

It does seem likely that a click (or drum machine) was used on the recording of Videotape. In its case, the static tempo provided by the click contributes to the ominous feeling of the track, which is consistent with Nigel’s judicious use of click.

Watch on hearmytrain.tumblr.com

Radiohead - Idioteque 

Ancora non mi sembra vero.