mescid i nebevi

-KANDİL NEDİR NE DEGİLDİR-

1) Bu gecelere “Kandil” geceleri denmesinin sebebi Osmanlı padişahı 2. Selim (1566-1574) zamanında başlatılan, minarelerde kandiller yakılarak kutlama yapılması adetinin yerleşik bir hal almış olmasındandır.

Hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Fatimiler döneminde Mevlid; 400 yıl sonra da Kudüs'te Mirac, Regaib ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti.

2) Türkiye’de her sene “DİNİN KESİN BİR EMRİ, FIKHİ BİR VECİBEYMİŞ” gibi kutlanılan özel gecelerin aslında İslam’ın iki ana kaynağı (Kur’an ve sünnet) tarafından “kutsal” ilan edilmedikleri bir hakikattir.
Kandil geceleri diye bilinen geceler ; Mevlid , Regaib, Mirac, Beraat ve Kadir Gecesidir.

Kadir gecesi haricinde ne Kur’an-ı Kerim’de ne hadis-i şeriflerde sahih bir bilgi vardır.

3) Din adına yapılan her şeyi, kendi tabii sınırları içinde ele almak, ne artırarak ne eksilterek, Kur’an ve onun tebliğcisi Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından nasıl tebliğ edilip öğretilmişse, o kadarıyla almak gereklidir.

Sahabe bu dini nasıl anlamış , neler yapmış bizler nasıl anlıyor neler yapıyoruz mukayese etmeliyiz.

Aksi halde kendi ellerimizle dine müdahalede bulunmuş, işimize geldiği veya hoşumuza gittiği gibi dinde bazı ilave veya eksiltmelerde bulunmuş oluruz.

Bizden önceki din mensupları da (ya kasıtlı veya İYİ NİYETLİ VE ALLAHIN RIZASINI UMARAK, ama) tam da bu şekilde dinlerini değiştirmişlerdi.

Mesela: Hristiyanlar, Ruhbanlığı Allah Rızası İçin icad etmişlerdi:

Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri Ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAK İÇİN onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.(Hadid-27)

4) Başta Resulullah(sav) olmak üzere, ashabı kiram, tabiin, tebei tabin ve müctehid imamlardan hiç birisi Regaib Kandili adı altında bir kutlama, tören ve toplu ibadet merasimi düzenlememişlerdir….

5) İslam tarihinde ve şeriatinde bayramlar temel ilkelerdendir…fakat bu bayramlar bellidir…Kurban bayramı, Ramadan bayramı, Kadir gecesi gibi…

Oysa Regaib Kandili adıyla muhacirin ve ensarın, tabiinin, ebu hanife ve imam malikin veya diğerlerinin kutladığı, toplu ibadet yaptığı, yapılmasını tavsiye ve ictihad ettiği bir hüküm de yoktur…

Eğer böyle bir günü bayram kabul etmek ve toplu ibadet veya anma töreni yapmak hayırlı bir iş olsaydı bu saydığımız ümmetin önde gidenlerinin bu hayrı yapmaktan geri kalmaları düşünülemezdi…

6) Dinimiz açısından önemli günler pek çoktur: bedir, huneyn, hendek, mekkenin fethi, hicret ve benzeri…

Fakat islam tarihinde her faziletli gün, bayram, toplu anma ve toplu ibadet etme günü değildir…

nasıl ki hicret, bedir veya mekkenin fethi günün de; kurban ve ramadaz bayramların da olduğu gibi toplu bir anma ve ibadet durumu söz konusu değil ise işte öyle kandil günleri için de özel bir anma ve ibadet durumu söz konusu değildir…

7) Allah Resulu (sav) şöyle buyurmuştur: “İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.” [ Müslim, Cuma, 43.]

“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir” [ Nesâi, Îdeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7]

“Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.” [ Müslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet, 6]

Ümmetin önde gidenleri olan muhacir, ensar, tabiin, tebei tabin ve müctehidlerin uygulamadığı bu toplu anma töreni olan Kandil günlerinin bir Bidat olduğu aşikardır…

8) Periyodik vakitlere bağlı olarak tekrarlanıp, sünnet ve dönüşüm (mevsim) niteliği kazanmış meşru ibadetlerin, kullar için yeterli olacak kadarını bizzat Allah belirleyip ortaya koymuş ve Dinini Kemale Erdirmiştir.

Buna göre bunların dışında bir takım cemaatli toplantılar ortaya konup adet haline getirmek Allah'ın belirleyip ortaya koyduğu cemaatli ibadetlere özenmek demektir ve hatta Allah'ın yerine geçerek “Din Vaaz Etme” ye çalışmak olduğu aşikardır.

Bu tutumun yıkım ve bozulmalara yol açacağını bilmemek safdillik olur.

Allah Dinini Kemale erdirmiştir ve Resulullah(sav): “İslam Yücedir, Üzerine Yücelinmez.” Buyurmuşlardır.

Allahın koymuş olduğu ibadet hükümlerini yeterli görmeyip Allah adına ve onun rızası için dinde yeni merasimler ihdas etmek kulların hak ve yetkisinde değildir…

9) Bizlerin taşıdığı endişeden hareket eden Hz. Ömer, altında “Rıdvan” biatinin gerçekleştiği sanılan ve bu yüzden müslümanlar arasında adeta tabulaştırılarak sanki Mescid-i Haram (Kabe) ve Mescid-i Nebevi (Peygamberimizin Medine'deki Mescidi) imiş gibi yanı başında namaz kılınmaya başlanan bir ağacı kökten çıkarttırmış ve yine vaktiyle Peygamberimizin namaz kıldığı bir yeri müslümanların genel bir itikâf yeri edindiklerini görünce, böyle yapanları “Peygamberimizin hatıralarını barındıran yerleri mescid mi edinmek istiyorsunuz?” diyerek azarlamıştır.

10) İnsanları bidat konusunda en çok yanılgıya düşüren konu, din adına yaparken “kuran okuyor , namaz kılıyor , dua ediyorum , kötü bir şey yapmıyorum” yanılgısıdır. “Yaparsam ne olur , ne kaybederim ” savunmasıyla cahil cesur olur tavrıyla hareket edilmesidir. Halbuki bidat zaten kural olarak kötü niyetle ihdas edilmez ve göze çirkin gelen amellerle yapılmaz.