mektubum

Doğmayacak Kızıma Mektup

Canım Kızım,

Bu sana ilk ve son mektubum, gözyaşları içinde yazdığım. Bundan yaklaşık bir yıl önce 8 Ağustos'ta bir mesajla bir sürü bir sürü gerekçe sıralayarak beni terk etti. Belki de toplum bizi istemez diye kendince gerekçeler sıraladı bilmiyorum, artık düşünmek istemiyorum.. Adın bile belliydi kuzum. Ya Duru olacaktı ya da Maya. Muhtemelen babanı dinleyecektim. Ama artık ne Duru’m ne de Maya’m olmayacak. Sana veda etmek zorun dayım kızım çünkü ben babanı çok sevdim. Kimseyi sevmediğim kadar çok sevdim. Ayrılığımızın üzerinden bir yıl geçtikten sonra anladım ki ne baban dönecek ne de ben dönmesi için çabalayacağım.. Kalbimde hep olacak, son sözüm O'nun adı olacak. Kızım, baban beni hiç sevmemiş, öyle söyledi, bana aşık olamamış. Muhtemelen de senin adını başkasına verecek. ama ne olur O'na kızma, ne yapalım sevmedi anneni. Zorla güzellik olmaz ki. seni şimdiden çok severken, doğsan kim bilir ne kadar çok severdim. Nasıl da güzel günlerimiz olurdu seninle ana kız. Baban nasıl da severdi seni kim bilir? Ne yapalım benim de ömrümde yalnız ölmek varmış, senin de dünyaya gelmemen gerekiyormuş demek ki.. Umarım seni dünyaya getirmek için başka bir adamı sevemediğim için beni suçlamazsın.. Affet beni kuzum.. Affet bizi kuzum.. Seni daha şimdiden çok ama çok seven anneni affet.. Affet kızım..   

Gökyüzüne yarım kalmış bir mektup..

Gökyüzüne yarım kalmış bir mektup..

Yazmak istedim bu gece , bu gece gökyüzüne bir mektup olmak istedim.Şöyle başlıcaktım , başlıcaktı mektubum .. Hey ordaki benim yanında olmamı istemez misin ? Sonra mektubuma bir iki damla yaşım düşecekti, sonra derin bir nefes alıp sanki çığlıklar atmışçasına … Şöyle devam edecekti mektup.. Burda çok fazla kaldığımı hissediyorum, artık seni özledim.. kalemi bırakıp duvara baktım.. Ellerimle kafamı iki avcumun arasına alıp biraz okşadım sanki bir babanın oğlunun başını okşaması gibi .. ama biliyormusunuz hiç bir zaman aynı hissi vermedi.. Neyse sonra gözyaşlarımı silip kalemi tekrar aldım elime . Acı çekiyorum ben burda sanki benim için ya çok gelecekte bir gün yada çok geçmişte.. Hayır hayır fazla gelecekteydi .. Özledim .. Neden benide şimdi almıyorsun ki yanına diye devam ettim. Sonra sonraları aklıma geldi o bilirdi ne kadar dayana bileceğimi..

Yalnızca seninle konuşmak istiyorum. Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum; bütün hayatımı bilmelisin, o hayat ki, hep senindi ve sen onu asla bilmedin. Fakat benim sırrımı ancak öldüğümde, artık bana cevap vermek zorunda kalmadığında, uzuvlarımı şimdi bunca buz gibi ve bunca ateşle sarsmakta olan şey gerçekten son bulduğunda öğrenmelisin. Hayata devam etmek zorunda kalırsam eğer, o zaman bu mektubu yırtacağım ve hep sustuğum gibi, bundan sonra da susmayı sürdüreceğim. Fakat mektubum ellerinde ise eğer, o zaman bil ki, burada artık ölmüş olan biri sana hayatını, ilk dakikasından son nefesine kadar hep senin olmuş olan hayatını anlatmaktadır. Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez. Senden tek istediğim, şu anda sana kaçmakta olan acımın hakkımda ele verdiği her şeye inanmandır. Her şeye inan, senden sadece bunu istiyorum

bu da sana ilk mektubum

şu an öyle bi yerdeyim ki sanki sana anlatmak için yaşıyorum her şeyi
gördüğüm o kızı sana anlatmalıyım, oturduğum o bankı bilmelisin hatırlasana hep bilirdin
madem öyle şimdi nerdesin
neden bilmiyosun
sana da iyi hissettiricek bu anlatıcaklarım biliyorum
neden böyle oldu
iki sene önceydi ben yine bu çevrelerdeydim o zaman sen de vardın şimdi nerdesin
o iki sene önceydi şimdi iki sene sonradayız zaman değişti kabul edemedim
yerler yıllar değişince biz değiştik ben kabullenemedim
dünümü bugünüme taşıyamadım diye kendimi suçlayıp durdum yeni bi yarın inşa edemedim
aslında buna alışmış gibiydim ama kendimle yalnız kalınca yeniden özledim
ama artık daha az acıyo
çünkü daha çok eminim geçiyo
geçicek
geçmek zorunda
evet bunu biliyorum ve çok acıyarak öğrendim ama sana anlatamadım
bi yanım da hiç istemiyo zaten anlatmak çünkü biliyorum artık sen istemiyosun
ama eskiden anlatırdım şimdi de anlatmalıyım
sana anlatmazsam kime anlatıcam sanki
ona da anlatabilirim evet
evet beni çok iyi anlıyo
hep yanımda
ve biliyo musun bana değer veriyo
ama hayır sen de bilmelisin
anlatmadan da geçiyo
öğrendim
kendine anlatmanın sana yetmesini öğrendim
bak bunu da bilmiyosun
yarın sabah uyandığımda bunun çok gereksiz bi yazı olduğunu düşünücem
insan yalnızken de mutlu olabilir ve ben böyle de mutluyup dedikten sonra pamuk şekerin pamuk değil şekerden yapılışına üzülücem
bunu da bilmeyeceksin
boşver belki de böylesi daha iyi
daha bayramlaşmadık bile değil mi
iyi bayramlar
kendine çok iyi bak
ben buzdolabında sabahlıcam
kendine çok iyi bak
bunu sana yazmadım
belki de sana yazmışımdır
bilmiyorum
kendine çok iyi bak
peki sen kimsin
hayır benim tanıdığım o kişi değilsin
boşver
kendine çok iyi bak