maymuna

It makes me so furious when people attack Islam for Muhammad’s marriages and polygamy, and only name A'isha and then go on to describe her as a child bride.

Yet they’re all silent when it comes to how A'isha was able to lead battles, shape politics, and influence the development of Islam after the Prophet died.

They’re all silent when it comes to talking about his twenty-five years of monogamous marriage to Khadija bint Khuwaylid, a woman who was fifteen years older than him, his employer, and the one who proposed.

They’re all silent when it comes to Sawda bint Zam'a, who Muhammad married because she was widowed and had suffered too many hardships to remain unmarried.

They’re all silent when it comes to Hafsa bint Umar, the woman who could recite the Qur'an better than most men and whose memory influenced the version of the Qur'an we have today.

They’re all silent when it comes to Zaynab bint Khuzayama, the woman referred to as “the mother of the poor” because of all her charity work.

They’re all silent when it comes to Umm Salama, the woman Muhammad went to for advice during the Treaty of Hudaybiya, the treaty that allowed Muslims to return to Mecca.

They’re all silent when it comes to Rayhana bint Zayd, an upper class Jewish woman who taught Muhammad the traditions of the Torah.

They’re all silent when it comes to Zaynab bint Jahsh, a tempermental and slightly egotistical woman who was constantly praised by Muhammad’s other wives for her charity work and her religious devotion.

They’re all silent when it comes to Juwayriyya bint al-Harith, the woman who married Muhammad to create a political alliance that would allow one hundred enslaved families to be set free.

They’re all silent when it comes to Safiyya bint Huyyay, a Jewish noble woman whose relationship with Muhammad changed the antisemitism attitude among his followers.

They’re all silent when it comes to Umm Habiba, the woman who converted to Islam despite the protest from her polytheist father and who remained Muslim despite her (at the time) husband converting to Christianity, because she believed in Islam and refused to waive that belief.

They’re all silent when it comes to Maryam al-Cibtiya, the mother of Muhammad’s only son, Ibrahim, named after the ancestor of Judaism, Christianity, and Islam, tying all three monotheistic religions together.

They’re all silent when it comes to Maymuna bint al-Harith, the woman from Mecca who proposed to Muhammad and whose marriage reconnected him to Mecca, the city Muslims face when they pray.

It’s really amazing how people can go on and on about how Islam is so misogynistic because of Muhammad’s polygamy and his marriage to A'isha while simultaneously never bothering to learn who these women even are and what amazing things they did to influence Muhammad’s life and Islam itself.

Magnum reklamlarını neden seksili şekilde yapıyorlar anlam veremiyorum alt tarafı dondurma yiyiyon, üstündeki çikolata kaplaması düşmesin diye ısırırken şekilden şekle giriyon ben bunları yaparken oradaki kadına değil maymuna benziyorum
hakim saçı sakalı uzamış necip fazıl'a dönerek : "maymuna dönmüşsün necip" demiş. necip fazıl hiç istifini bozmadan yüzünü duvara çevirip: "şimdi de duvara döndüm" demiş.

Evrimi düşündükçe, anladıkça ve gündelik hayata indirgeyebildikçe, sosyal ilişkilerde birçok kişinin hala hayvansı, ilkel içgüdüleri ile hareket ettiğini görmek tahammülsüzleştiriyor beni gitgide.
Özellikle erkeklerin karşı cinsi etkileyebilmek adına yaptıkları, çiftleşme dansı niteliğindeki şakaları; yanındaki erkeği aşağılama kaidesiyle üstünlük kurma çabasının acizliği ve yine ilkel içgüdüleri ile hareket eden karşı cinste bunun işe yarıyor olması midemi bulandırıyor.
Dediğim gibi, farkında olmadan yapıyorlar bunu muhakkak, ancak farkında olmamaları onları gözümde daha masum yapmıyor. 
Bir maymun masumdur, ancak sahip olduğu bilince dönüp de bakmayan, ne olduğunu anlamaya çalışmayan bir maymuna tahammül etmem olanaksız. Tiksindirici. Kendimi, çoğu zaman maymunların arasında dolaşan, birbirlerine vurdukları ağaç dallarından sakınmaya çalışarak yürüyen ve onlardan genetik anlamda çok da uzaklaşamamış başka bir maymun olarak görmek üzüyor beni.
Karşı cinsi etkilemeye çalışıyorsan, en azından benden uzak dur da, beni bu ilkelliğine alet etme de, kendimi sorgulatma bana. 
Bu gorillerle (çiftleşme dansı yapan erkeklerle) sohbet ederken uh-uh-uh! dememek, onlara fıstık atmamak için zor tutuyorum kendimi. 
Günlerim böyle geçiyor. 

Aklıma çok saçma bi şey geldi şimdi herkes önüne gelene anonimden "maymuna benziyorsun ve maymun kokuyorsun" diye soru sorsun böyle her yerde bu soru olsun bunu rb fln yapın herkes yapsın ya da yapmayın bizim aramızda bir sır olsun nyse yine saykoyuz
İnsanların Yaşamı

Prometheus tarafından yaratılmış insanlar, ne kadar ve nasıl yaşayacağı konusunun belirlenmesi için Zeus’un karşısına çıkarlar. Zeus, insanların 25 yıl yaşamalarını makul görmüştür. Çünkü uzun yaşamak ve diğer vasıflar ( hızlı olmak, güçlü olmak, iyi görüş açısı, iyi koku almak vs) insandan daha önce yaratılmış diğer canlılara verilmiştir. Bunun üzerine insan, ağlayıp, yalvararak; üstün bir mahluk olduğunu, o anda orada yer alan tırtıl, kelebek, tavus kuşu, beygir, tilki ve maymundan daha uzun yaşaması ve vasıflı olması gerektiğini söylemiştir. Onların ömürlerinin alınıp kendilerine verilmesini ister.

Zeus, tanrının adil ve tüm varlıklara eşit yaklaşması gerektiğini düşünerek, insanın bu isteğini kabul etmemiştir ve insanın hayatının belli dönemlerinde bu hayvanlar gibi yaşamasını uygun görmüştür. Kararı; insanların yaşamlarının belli dönemlerinde bu hayvanlar gibi ömür sürüp, daha uzun yaşamaları olmuştur.

Bu nedenledir ki; yeni doğan bir insan yavrusu tırtıl gibi yerde sürünür, emekler (bebeklik), bir dönem ise kelebekler gibi hareketli ve neşe ile koşar, oynar (çocukluk), tavus kuşu gibi gururlu, baş kaldıran bir yanı da vardır (gençlik/ergenlik), Otuzlu yaşlardan sonra ise hayatın tüm yükünü çekip, gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır; bu dönemde bir beygir gibidir… Kırklı yaşlarıyla beraber olgunlaşı, kurnaz ve tecrübeli olur tıpkı tilki gibi… yaşlandıkça da çirkinleşir ve maymuna benzer….

2

TÜRKİYE GERİ KALMIŞ BİR ÜLKEDİR!

Türkiye bugün neden böyle ?
Böyle olmasına saşmamalı, Türkler Hun ve Göktürk dönemlerinde başladılar bilimi bilmeye. O dönemde “Takım yıldızları” “Gezegenler” gibi bir çok şey keşfediliğini ve adlandırıldıklarını görüyoruz.
**
Yakın tarihe baktığımızda Selçuklular, Semerkand ilim, bilim yuvası olmuş, Medreseler çağın ilerisinde bir eğitim kapasitesi varmış.
**
Keza Timur İmparatorluğu da öyle.
**
Ve en kritik yere geliyoruz CİHAN DEVLETİ OSMANLI!
Bir nevi öyle ama ne zamana kadar ?
1299′da kurulan beylik, kısa zamanda devlet ardından imparatorluk oluyor.
Selçukludan kalma ilim ile devlet yapısı, eğitim, sağlık alanları şekilleniyor.
1500′lü yıllara kadar olan gelişme süreci, saray şakşakcıları, yobazlar ve yobazları tetikleyen sahte imamlar neticesinde duraklıyor ve 1600′lü yıllarda Avrupa Rönesansı tamamladığı için çağın gerisinde kalmaya başlıyor.
Atılımlar yapılmıyor değil Tophane’ye Gözlemevi (Rasathane) yapılıyor, yapımından kısa bir süre sonra doğal afetlerin gerçekleşmesinden dolayı gerici yobaz tayfa Gözlemevi yapıldığı için “Allah belamızı verdi, Rasathane’de Meleklerin bacaklarına bakıyorlar.” düşüncesine giriyor ve saray şakşakcıları padişahı tetikliyor, padişah emir çıkarıyor ve UZAY GÖZLEMEVİ TOPA TUTULUYOR! şaka gibi değil mi ? Türkiye’nin böyle olmasına şaşmamalı.
Avrupa şaha kalkarken, biz kafamızı Arap kumuna gömmüşüz.
Osmanlı’nın 1600′lü yıllardan sonra Saray olaylarını gericiliklerini yobazlığı yazmaya kalksak cilt cilt kitap olur.
**
Osmanlı böylesine dipsiz bir kuyuya düşmüşken Atatürk devrimleri ise Türk milletine ilaç gibi gelmiştir. Olayı daha iyi anlamanız için şunu söyleyeyim;

  • Kur’an-ı Kerim’i yırttı kız maymuna dönüştü!
  • Uzaydan Ezan sesi duyuluyor, Astronot duymuş!
  • Ünlü Ateist Stephen Hawking Müslüman oldu!
  • Sabah Ezanında gök yarıldı bir göz belirdi!
  • Ev yandı sadece Kur’an yanmadı!
  • Rusya’da kazı çalışmalarında yerin altından çığlık sesleri duyulmuş!
Günümüzde böyle hurafelere, uydurmalara tanık oluyoruz ve BİLİM ÇAĞINDA BÖYLE SAÇMA SAPAN ŞEYLERE KAYNAK GÖZETMEKSİZİN İNANIYORLAR!
Ki siz bunun Atatürk devrimlerinden öncesini düşünün halk arasında nasıl hurafeler geziyordu bir düşünün..
**
Atatürk sayesinde Avrupaya gönderilen yüzlerce öğrenci ve Avrupadaki o dönemin savaşlarından kaçan bilim adamlarını Türkiyeye getirme çabaları taktire şayandır, Atatürk’ü sırf bu yüzden bile sevebilirsiniz. Sağlık alanında bir çok yeni dal açıldı, Eğitimde çağın seviyesine ulaşıldı ve sonra..
**
Menderes, Özal ve Erdoğan: Bermuda Şeytan Üçgeni
İslamcı propaganda ile iktidara gelmiş bu kişiler, iktidarları boyunca Camii’ye, İmam hatiplere parayı gömdüler. Cemaatsiz camiiler inşa edildi, Okulun olmadığı mahallelerde 2 mescit 1 camii yapıldı. 
17 bin mahalle, 36 bin köy varken 86500 camii’miz var. Mescitler hariç.
133 Fen lisesi varken 1017 İmam Hatip Lisesi var.

TÜRKİYE’NİN BÖYLE OLMASINA ŞAŞMAMALI!
Biz bu kafa ile gidersek Astronot’u ancak “maskot” olarak görürüz.

Türkiye acilen Diyanete harcadığı paranın büyük bir kısmını kesmeli, İmam hatipleri Fen-Anadolu ve Meslek liselerine çevirmeli, Fizik-Kimya-Biyoloji dersleri formül ezberleme sisteminden öğretici ve sevdirici bir sisteme geçilmeli Popüler bilim dersleri kurulmalı belediyeler bilim seminerleri düzenlemeli Bilim çağına ayak uydurulmalı. Sanayi siteleri kurulmalı fabrikalar yapılmalı,  bilinçli çiftçiliğe geçilmeli, yerli üretim arttırılmalı.

Geçmişimiz ile övündüğümüz kadar, geleceğimiz ile de övünebilmeliyiz.

anonymous asked:

Aynı mahallede oturuyoruz yolda karşılaştığımızda uzaylı görmüş gibi bakıyo onla karşılaştığım zaman da hep maymuna benziyom çocuk da leonardoya aq hayatım niye böyle

çirkin olma hakkı

*bu yazı yıllar evvel ekşi sözlük’de ihtiyar maria tarafından yazılmıştı. silinmeden kaydetmeyi iyi ki akıl etmişim.

bilmediğiniz bir şeyi söyleyecek değilim. belki sadece kadınlar için değil ama en çok onlar için, hep onlar için “güzel olma/kalma zorunluluğu"nun tüm cinsiyet ilişkilerinde, tüketim alışkanlıklarında, yaşam tarzı oluşturma pratiklerinde, hayatın tam ortasında oynadığı baskın rolün herkes zaten farkında, güzellik algısının da inşa edilir, yaratılır, üretilir bir algı olduğunun da öyle.

yine de söylemek istiyorum. bağırmak istiyorum hatta.

spor salonları, estetik klinikleri, alışveriş merkezleri, epilasyon merkezleri-ağda salonları, kuaförler, kozmetik reyonları, parfümeriler, bijutericiler, ıvırlar zıvırlar arasında bitmek bilmez bir tüketim döngüsü içinde çıldırtılmış ve yolunmuş tavuklara döndürülmüş kadınların kendi bedenlerinden nasıl nefret ettirildiği kimlerin umurunda cidden? merak ediyorum. kimin bu hapishane hayatından canı cidden yanıyor? kim hayata farklı bir bedenle göz açmış olmayı ölesiye istiyor? peki kim kadını seçilebilir kırmızı bir elmadan farksız görmüyor? reklâmlarda, dizilerde, filmlerde, pornolarda, internette gördüğü estetik harikası seks bombalarına bakıp çevresindeki "ucube"lere kimler acımayla karışık bir tiksinti duyuyor?
siz ve biz. herkes. hepimiz.

herkesin kulağına kulağına, beynine beynine bağırmak istiyorum; bedenimden hoşnut olmayışımın nedeni, beni bu kendiyle küslük hissine ikna eden, beni buna mecbur bırakan, şu yaşımda hâlâ kuaförlerden beri gelemeyişimin nedeni laftan anlamaz vücudum, saçlarım ya da koca burnum ya da göbeğim değil, kollarımdaki tüyler ya da özensiz kıyafetlerim değil, saç boyamayı reddeden annemi her görene "aaa, kocamışsın sen, yaşlanmışsın!” dedirten salakça itki beyaz saçları değil. sadece siz erkeklerin değil, siz kadınların da bizatihi tanımlamaya çok heveskâr olduğu o malum “kadın olmanın gerekleri” zırvası. “yok, topuklu ayakkabı giymeyene kadın denmez”, “vay, türbanlı kadınlar maymuna benzer”, “öyk, kolları kıllı kasiyer kızlar!”, “kadın dediğinin burnu fındık, ağzı kahve fincanı”, “aman, eşeğin boku, devenin götü.” lanet girsin yahu. doğal seçilimi, cinselliğin biyolojik gerekliliklerini hatta hormonları bu adaletsizliğe alet eden herkese de lanet girsin artık.

bakımsız kadın olma hakkım, güzel olmama hakkım, göze hoş gelen olmama tercihim, kendime özen göstermeme özgürlüğüm, paspal ve pejmürde kalma hakkım, kadınlık rollerini elimin tersiyle itme özgürlüğüm, iğrenç beden faşizminizi yok etme, cinsiyetçi algılarınızı yerle bir etme, “kadınlık”/“erkeklik” şablonlarınızın üstüne çıkıp bağıra çağıra tepinme hakkım tanınsın, saygıyla karşılansın istiyorum. kendim olmak istiyorum. herkes de kendisi olsun istiyorum. dış görünüşe “literally” önem vermeyen insanlarla olmak istiyorum. onlar çoğalsınlar ve bir ‘çirkinlik ideolojisi’ yaysınlar istiyorum topluma. birisi beni sevsin diye, yolunmuş tavuk olmak istemiyorum, diğer yolunmuş tavuklarla rekabet etmek istemiyorum, kendimi dönüştürmek istemiyorum, sadece adriana lima isminin bile çağrıştırdığı her şey, onu var eden tüm ideolojiler, tüm düşünüş biçimleri, tüm inşa edilmiş görsellik kriterleri yerle bir olsun istiyorum, bedenimi pazarlamak istemiyorum, bütün bunlara mecbur bırakılmak istemiyorum, güzellik göreceli bile olsun istemiyorum, “güzellik” mefhumu yok olsun istiyorum, çirkin oluşumu feministliğimle, evde kalmışlığımla, iticiliğimle bağdaştıranlarla aynı gezegende bile var olmak istemiyorum ben. çirkin olma hakkımı geri istiyorum sadece. bu hissi anlayan, yazdıklarıma hak veren insanlar çoğalsın istiyorum. bunları yazmış olduğum için çirkin olduğumu düşünmenizi ve bunu düşündüğünüz için sıkıntı duymayı istemiyorum. herkes birden değişsin istiyorum galiba. normal normal yaşayalım gidelim istiyorum.

çok şey istemiyorum bence.

Tarihe Damgasını Vurmuş 10 İbretlik Ayar

1. Napolyon'un esir olarak aldığı bir generale verdiği ayar gerçek bir efsanedir.

Siz para için savaşıyorsunuz biz ise şerefimiz için savaşıyoruz!!
“DOĞRU, HERKES KENDİSİNDE OLMAYAN ŞEYLER İÇİN SAVAŞIR.”

2. O zamanın güzellik kraliçelerinden biri Albert Einstein'a kafayı takmış ve evlenmenin bir aramaktaymış. Konuşma fırsatını bulunca da yanına yanaşıp sormuş.

Biz neden evlenmiyoruz? Böylece doğacak çocuk zekasını sizden, görünüşünü benden alır. Mükemmel bir varlık getirebiliriz dünyaya!
Einstein'da bu teklife cevaben kraliçeye aynen şöyle demiş:

“YA ZEKASINI SİZDEN, GÖRÜNÜŞÜNÜ BENDEN ALIRSA…”

3. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galileo'ya biri:

Efendim kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?
diye talihsiz bir soru sorar ve cevabını alır.

“DOĞRU… BENİM KULAKLARIM BİR İNSAN İÇİN BİRAZ BÜYÜK AMA, SENİNKİLER BİR EŞEK İÇİN KÜÇÜK SAYILMAZ MI?”

4. Hakim, Necip Fazıl'ın saç sakal birbirine karışmış halini görünce, “Necip maymuna dönmüşsün" der,

Bunun üzerine Necip Fazıl “İyi o zaman, başka tarafa döneyim” der.

5. CNN muhabiri ikiz kuleler olayından sonra Dünya Ticaret Merkezini ziyaret eden Muhammed Ali Clay'e sorar.

Sayın Muhammed Ali, bu dehşetin meydana gelmesine sebep olan teröristlerle aynı dine mensup olarak neler hissediyorsunuz?
Muhammed Ali cevap verir…

“SİZ HİTLER İLE AYNI DİNİ PAYLAŞAN BİRİSİ OLARAK NELER HİSSEDİYORSANIZ AYNISI…”

6. Rivayete göre Bedia Muvahhit'i gören bir genç kız, gözleri şaşkınlık dolu bir ifadeyle Bedia hanımın yanına gelir:Ayy ben size hayranım Bedia hanım. Ben de sizin gibi aktrist olmak istedim; ama annem “orospu olursun” diyerek izin vermedi.
Bedia Muvahhit kıza şöyle bir bakar ve taşı gediğine koyar:“PEKİ SONRA NASIL OLDUN?”

7. Söylentiye göre bir toplantıda bir genç, Mehmet Akif Ersoy'u küçük düşürmek için soru sormaya başlar ve aralarında şöyle bir diyalog gelişir.

Afedersiniz siz, baytar mısınız?
“EVET, BİR YERİNİZ Mİ AĞRIYORDU?”

8. Bir rivayete göre İran Şahı, Yavuz Sultan Selim'e mücevherlerle dolu bir sandık gönderir. Sandık açıldıkça değerli eşyalar çıkar ve değişik kokular. İran Şahı, meğer sandığın dibini dışkı ile doldurmuş. Yavuz Sultan Selim bu harekete yanıt olarak hemen gül kokulu lokumlardan hazırlatır ve elçi ile İran Şahı'na gönderir. Şah lokumları yer ve dibindeki not ile karşılaşır. O notta şöyle yazmaktadır:

“HERKES YEDİĞİNDEN İKRAM EDER.”

9. Metin Tekin’in başından geçen ilginç olay şöyle gelişir: 80'li yılların sonların bir Beşiktaş - Boluspor maçı sırasında hakem Beşiktaş’ın net 2 golünü vermez, Boluspor’a ise tartışmalı bir penaltı verir. Maç çığrından çıkmıştır. Beşiktaşlılar neredeyse sahayı terketmeyi düşünürler. Boluspor 2. golü de atar. Metin Tekin santrayı yapmaz bekler. Hakem düdüğü bir daha çalar,ama Metin hala topa dokunmaz. - Hakem, “Metin neden başlamıyorsun, bak kart çıkartırım” der. - Metin cevap verir:

“HOCAM SAHANIZA GEÇİN DE BAŞLAYALIM…”

10. Cumhuriyet'in ilânından sonra İstanbul'da bir resepsiyon verilir…
Tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir…Davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat İngiliz Ateşesi olan
binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz…
bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir….

Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir,
yaver Mustafa Kemal'e şöyle der: Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana
Mustafa Kemal'in çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi…
bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:

GİT SOR BAKALIM BABASININ ÇANAKKALE'DE NE İŞİ VARMIŞ?

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ ‘dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş.

Tekrar heveslenen köylüler tekrar m…aymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.

1 milyar insanın susuz
2 milyar insanın elektriksiz
3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada
bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır…

Wives of the Prophet Muhammad (SAW):

  1. Khadijah Bint Khuwaylid
  2. Sawda bint Zam’a
  3. A’isha bint Abu Bakr
  4. Hafsa bint ‘Umar
  5. Zaynab bint Khuzayma
  6. Umm Salama (Hind) bint Abi Umayah
  7. Zaynab bint Jahsh
  8. Juwayriya bint Al-Harith
  9. Umm Habiba Ramla bint Abi Sufyan
  10. Safiyya bint Huyayy
  11. Maymuna bint Al-Harith
  12. Maria Al-Qibtiyya 
Daughters of the Prophet Muhammad (SAW):
  1. Zaynab
  2. Ruqayyah
  3. Umm Kulthoom
  4. Fatimah

May Allah be pleased with them all.

bi insanın bebeklik fotoğrafını arkadaşına atıp “ay çok tatlıymışım” demesi kadar saçma bi şey yok amk. dünyanın her yerinde bütün bebekler güzel. bebek = tatlılık. 50 santim şeyin ne çirkinliğini bekliyosun aq. bebeklik fotoğrafıyla 15 sene sonraki fotoğrafını koyup “tersine evrim/maymuna dönüyom” diyen de var. BÜYÜYOSUN
Eksi bilmem kaç derece havada ceketinin yarısını omzuna indirerek gezen kıza "ay ne kadar moda giyiyo .d " demem kezban derim. Tarz gözükmek için maymuna dönüyor bazıları.
İnsanlar bu kadar "başörtüsü" mücadelesi verirken siz hala o iğrenç "şal bağlama" sayfalarındaki gerizekalı kızların sizi maymuna çevirmesine izin mi vereceksiniz?

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ ‘dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş.

Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.

1 milyar insanın susuz
2 milyar insanın elektriksiz
3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada
bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır…

Anooshirvan Miandji

Çıplak Kafa

anonymous asked:

Sayın hocam iyi aksamlar hayırlı ramazanlar , benim sorum şöyle olacak ; gelen ramazan kutlama mesajlarına cevap vermemenin bi günahı var mıdır

Gelen Ramazan kutlama mesajlarına cevap vermemek günah değildir ki zaten bunu öylesine soyut ortamlarda yapan insanlar’ da sevaba girmiş olmuyorlar zannımca. Hele birde bu mesajları toplu bir şekilde, işte efendime söyleyeyim; “bu mesajı 20 kişiye yollamazsan maymuna dönersin” gibisinden aldatıcı mesajlar’ da şirk koşmaya girer. İyi geceler