lena klax

Lena Klax ile bireyselliğe övgü

Hayvanlar alemi, rengarenk zincilerin ‘funky’ uyumu ve cesur bir tavır… Selfestate favorilerinden biri olan takı tasarımcısı Lena Klax ile eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdik.

Takı tasarımcısı olmaya nasıl karar verdin? 

Her şey Londra'da yaşarken başladı. Takı mağazaları, takı stüdyoları ve tasarımcılarla çevrili bir barda çalışıyordum. Takı tasarımcısı Shaun Leane bara sıklıkla uğruyordu, onu ve tarzını, tutkuları hakkında konuşma tarzını çok beğeniyordum. Bir kaç yıl sonra, Paris'e geri döndüm ve  barlarda ve restoranlarda çalışmaya devam ettim. Bir gün bir arkadaşım, beni kişiye özel takılar tasarlayan Irina Volkonskii ile tanıştırdı. Irina'ya onunla beraber çalışmak istediğimi söyledim, bir diplomam olmamasına rağmen kabul etti. O günden beri kendi markamı yaratmanın hayalini kuruyordum.

Tarzını nasıl tanımlarsın?

İnançlarıma ve kendime özel bir tarzım var. Medyada bazen 'bling’ diye geçen ya da ağır altın zincirlerden ötürü acaip olarak tanımlanan bir tarz. Bana severek dinlediğim hip-hop müziği hatırlatıyor. Bazıları ise 'pop’ bir tarzım olduğunu söylüyor ama bununla tam ne demek istediklerinden emin değilim. Gösterişli olduğu ve materyaller aracılığıyla gözleri üzerine çektiği kesin.

'Lüksü’ nasıl tanımlarsın?

Zaman lükstür. Uykuya çok vakit harcıyoruz. Bazı insanların sahip olduğu, bazılarının ise olmadığı bir lüks. Hem değeri, hem de zaman açısından çok önemli bir şey.

Çocukken okuduğunda seni en çok etkilemiş olan dergi hangisi?

Annemin dergilerini okurdum. Konuşma balonları içinde, garip yüz ifadelerine sahip yetişkinlerin komik hikayelerini hatırlıyorum. Üzerimde iyi bir etki bıraktı mı bilmiyorum ama çok iyi hatırlıyorum. Annemin seyahat dergilerini çok severdim, ülkelere fotoğraflar aracılığıyla seyahat ederdim, bu dergiler favorimdi.

Son koleksiyonunun ilham kaynağı nedir? Favori parçan hangisi?

Son koleksiyonun adı 'Sink or Swim’. Köpek balıklarından, ahtapotlardan, Jaws'dan ve bu sene yaşadığım garip ve talihsiz olaylardan ilham alıyor. Bazı şeyleri gözlemleyip, kabullenebilir ve bir koyun gibi sırada bekleyebilirsin ya da kendine meydan okursun ve karşındakiyle mücadele edersin, tekmeyi basarsın! 'Harekete geç ya da öl’ türü bir yaklaşım. İlk başta mutlu ve şirin bir yaklaşım gibi gelmese de benim için “Tamam, şimdi yüzmeye devam edeceğim ve yaşayacağım’ duygusunu ifade etmek çok iyi bir şey. Sonuçta bu da olumlu bir his! Koleksiyondaki favorim ise, köpek balığı, yüzgeç ve mermilerle süslenen sörf tahtası kolyesi.

Yeni projeler için araştırmalara ve fikirler edinmeye nasıl başlıyorsun, bu süreci anlatır mısın?

Hayatımı gözden geçiriyorum, neler oluyor, neler bitiyor, beni neler heyecanlandırıyor, bunları düşünüyorum. Materyaller kullanmaya başlarken, o duyguların yoğunluğunu hissetmeye çalışıyorum. Kişisel bir tecrübeye odaklanıyorum ve kafamda sessizlik düğmesine basıyorum. Konumu belirledikten sonra, anlatmak istediğim hikayeye göre bir hayvan ve renk pigmentleri seçiyorum. Zincirin şekline ve rengine karar veriyorum. Daha sonra pek çok deneme ve test yapıyorum.

Müzik size ilham veriyor mu? Son zamanlarda ne dinliyorsun?

Kesinlikle. Müzik derin düşüncelere dalmamı sağlıyor ve sözler bana ilham veriyor. James Blake'in son albümü 'Overgrown'u henüz satın aldım. Bu albüm duyguların ve hayalgücünün müziği. Ayrıca, yakın zamanda eski bir Stone Temple Pilots CD'si buldum, Purple albümü. Gençlik yıllarıma geri döndüm! Bir arkadaşım sayesinde Missy Elliot'ın kankası, rapçi Sharaya J'yi keşfettim. 'Smash up the place’ şarkısı muhteşem ve harika dans ediyor! Kendisi 'BANJI’ akımının bir parçası. BANJI'nın açılımı ise 'Be Authentic Never Jeopardize Individuality’. (Orjinal ol, bireyselliğini riske atma) Tam bana göre!

Eğer tek bir aksesuar kullanman gerekirse, bu ne olur?

Kırmızı altından goril yüzüğüm. Yüzüğümü takınca kendimi güçlü hissediyorum.

Asla atmayacağın bir eşyan var mı?

Büyükbabam ile fotoğraflarım. Kendisi uzun süre önce öldü ama yüzünü unutmamak için hep bu fotoğraflara bakıyorum.