latifetekin

“Leri şarupdiende tisika cemi” deriz biz eşyalarımıza. Yani “yoksullar ülkesinin sınırlarını gösteren harita.”
Karnımızı doyurmak için çırpındığımız her anı eşyalarımızda dondurup saklamamız boşuna değildir. Soluk alıp verdiğimizi, geçmişte de var olduğumuzu kendimize kanıtlama ihtiyacı içindeyiz. Bedenlerimizi ve ruhlarımızı dünyanızın saldırılarından korumak için kurduğumuz şaşırtıcı, mucizevi savunma sistemimizin kıymetli bir parçasıdır dekorlarımız.
Bu kadar sır verdiğim yeter!
#latifetekin

“Dünyanın uzayla ilişkisinin nasıl haddi hesabı yoksa, insanın dünyayla ilişkisinde de durum aynen budur.” Buzdan Kılıçlar, syf.40

“Hangi romanda ne okuduğumun hiç önemi yoktu. Önemli olan Elif'in yanında olmaktı. Elif, çokomel kâğıtlarını tırnaklarıyla düzeltir, sonra o parlak kâğıtları kitapların arasına koyardı. O kâğıtlar kitapların arasında kalırdı. Ben o kâğıtların peşine düştüm. Elif'i arar gibi, o kâğıtları kitapların arasında aradım. Bulunca sakladım. Ben o dönem ne çok şey sakladım. Ne Elif'i sevdiğimi, ne babamın nutuklarının uzun, upuzun olduğunu, ne annemin "Bunu da oku,” dediği kitapları sevmediğimi söyledim. Evet, onların dediğini yaptım. Okumaya devam ettim. Ama işte, öylesine. Elif'in yanında, Elif derdiyle bir okuma…“ Bozkırda Altmışaltı, syf.110

Bazı dertler adamı okur yapar. Belki aşktan değil ama ben de okumaya bazı şeyleri unutmak, hayatı geçiştirmek için başlamıştım. Şimdi okuduğum, okumadığım ve okuyamadığım kitaplara bakıp şunu diyebiliyorum: Neden Bozkırda Altmışaltı'yı okumaya bu kadar geç kaldım? Evet, bazen dünyanın büyük bir kısmının saçma sapan bulabileceği, bulacağı soruları kendime ciddiyetle sorabiliyorum. Değme süper güçlü mutantda yoktur bu yetenek.

Velhasıl, bu haftanın okumaları karşınızda efendim.

#latifetekin #buzdankılıçlar #metisyayınları #mustafaçiftci #bozkırdaaltmışaltı #iletişimyayınları #kitap #kitaplar #neokuyorum #okumakiptiladır

Dirmit kara, neden kendisini kalabalığın içine götürüp soktuğunu sordu. Kar uzun uzun düşündü. Gökyüzünden her pul pul olup dökülmesinde, neden eriyip gittiğini, tuttuğu yerden, neden çok geçmeden su olup aktığını anlatmaya başladı. Dirmit kutu kutu evlerin damında tutan karın, insanların acılarına dayanamayıp eridiğini öğrenince şaşırdı.
—  Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm

“Kırpık kırpık zaman parçalarının, bir sürü cinnet resminin ortasında ne gezinip duruyorum ben. Şuraya bak: Dayak yedikten sonra ikimiz gülme yarışı yapiyoruz. Söylesene vahşi bir hayat değil miydi bizimki!..”
Latife Tekin, Gece Dersleri. Bu gecenin kitabı…
#okumahalleri
#vscocam
#kitapsevgisi
#latifetekin

Yoksulların ruhları en iyi birbirleriyle tanışır ve anlaşır! Yoksulluk ölüm kadar kesin ve keskin olan tek şeydir ve yoksullar, bu gerçeğin baskısına direnebilmek için, yoksul olmayanların asla öğrenemeyeceği sessiz işaretleri ve gizli dilleriyle yüzyıllardan beri durmamacasına mırıldanıyorlar.
Ceplerinde yoksulluk biilgisi denen küstah bir kurbağa gezdirmiyor olsalar, hayatın kendilerine verilmediğini bile bile, başkalarının zalim dünyasında, ayakkabılarının uçlarına basarak sürekli bir korkuyla var olmayı göze alabilirler miydi?
—  Latife Tekin-Buzdan Kılıçlar-Metis Yayınları