lanetics

aşk acısı dediğin şu lanet şeyin aslında saçma sapan bi alışkanlıktan vazgeçmek olduğunu -sigarayı bırakmak gibi- yeniden gerçekten birine karşı bir şey hissedince anlıyorsun.
aslında birini içinde öldürürken diğerini canlandırdığını fark edemiyorsun.
o içimizde hissettiğimiz asıl acı ise bedenen giden ama ruhen gidemeyen eskilerin can çekişmesidir.

anonymous asked:

Komik olmasan egoistliğin çekilmez kanka

egoistliğim bile komik lanet olsun muhteşemim

Ben mesela.

Bir hafta önce eski sevgilimle bulustum. Eski sevgili dediysem alti yil once… Henuz 22 bile degilmis yasim. Ayrilik sonrasi butun kalp kirikliklari da atlatildiktan sonra arkadas kalmayi becerdik. Zaten ben eski sevgililerimle arkadas kalmayi tercih eden biriyim. Neyse konu konuyu acti. Bana, “sen zaten kimsenin arkasindan aglamazsin ki ” dedi. ” Nasil ya?” dedim, “ben senin arkandan da aglamistim”. İnanmadi. Dil döküp anlatacak halim olmadigindan konuyu kapattik. Sonra gercekten geriye bakip düsündüm. İnsanlar uzuldugumu soyledigimde bile “aciz” gorunurum dusuncesiyle burnumdan kil aldirmamisim hic. Keske aldirsaymisim. Dunyada yapilacak en mantikli sey duygulari yere sermek. Kimi ustune basar, kimi kaldirir basinda tasir. Bir kac gundur huzunluyum. Derdimi anlatacagim kimsem yokmus gibi hissediyorum. Birinin arkasindan degil de yaninda aglamak istiyorum. Gozlerinin icine baka baka, korkmadan, beni “ezik” gorur mu demeden. Su lanet egolarimiz yuzunden ne bicim insanlar haline geldik. Ayrica bugun benim en iyi arkadasimin dogum gunu. Yasasaydi 29 yasina girecekti. Öldü. Artik yok. Beraber buyudugum, kavga ettigim, baristigim, hayal kurdugum adam uzun zamandir yok. Facebook’ta sag tarafta cikiyor her sene bugun. Bir gun, onun arabasindaydik aa senin dogum gunun 30 subat degil mi demistim. Özgen deyip yuzume bakmisti… 30 cekmez mi subat. Fatih de hic gidemezdi ama. Öyle inaniyordum. Öyle olmadi. Yakisikliydi, fiyakaliydi, oyle guzeldi ki kalbi. Neyi savunsam aksini iddia ederdi. Didisir dururduk. Cok sonra ruyama girip, aglama özgen demisti. Olmadi. Simdi de agliyorum. Beni gordugunu ve kizdigini biliyorum. Onunla konusuyorum ben. Simdi ayni dunyada yasiyor olsaydik ve suandaki gibi icim sıkılıyor olsaydi, kosarak gelirdi. Susardik beraber. İyi susardik, guzel susardik. Simdi sadece ben, ona anlatmak istediklerimi susuyorum. Demem o ki, hayattayken sansimiz varken konusalim. Ne var ne yoksa dökelim. Baska turlusu olmuyor. Huzurla uyu Fatih’im, canim kardesim.

behzat ç de izlemek istiyom ama her bölüm bi film uzunluğunda ya film izlerim daha iyi gibi lanet olsun türk dizilerine ya bu kadar uzun olunur mu

Gözyaşlarımı oluk oluk kanattım gecelerce. Oysa değer misin uykusuz perişan halime? Değmezsin. Şu sevda denilen lanet şeyde olmasa uyuyacağım bu gece. Ama ne mümkün senin sevdandan uzak kalmak!

anonymous asked:

Len ozan napayon. Kimya ve tarihe calisiom yani caliaya calisiom ama daha baslamadim ve yarinabikisde var lanet olsun

YGS Birincisi 4 bölümden 40'ar tane, toplamda 160 soruyu 160 dakika içinde çözmüş öğrencidir. Heyecan yapmamış, stres yapmamış, tek bir tane soruyu bile yanlış okumamış, her bir soruyu 1 dakika içinde yanıtlamış, 160 dakika boyunca şöyle bir gerinip vücudunu esnetmemiş, hatta burnunu bile kaşımamıştır. Türkçe bölümünde 30-35 adet paragraf sorusunun hepsini 1'er dakika içinde okumuş, anlamış, doğru cevaplandırmıştır. İstisnasız! Ve bu çocuk 18 yaşındadır. Günde 18 saat ders çalışabilecek kadar beyni boştur. Hiçbir düşünce beynini işgal etmemiş, hiçbir konuda kafasında merak uyanmamış, bilgisayar oyunlarını bırakınız internete bile girmemiştir. Hatta sınıftan bir kıza bile aşık olmamıştır ki konsantrasyonu bozulsun... Hiçbir düşünce akımına ilgi duymamış, hiçbir düşünce üretmemiştir. Sadece ve sadece test çözmüştür! 18 yaşında dünyayı yeni tanıyan bir gencin dünyasını işgal edecek hiçbir şey onun hayatına girmemiştir. Ve bu çocuk, lanet Türkiye birincisidir. İstediği üniversiteye girerek akademik kariyer yapabilecek, meslek kazanabilecek, iş bulup hayatını geçindirebilecek imkana sahiptir şu anda. İsterse bilim, isterse sanat, isterse düşünce adamı olabilir... Peki, sorabilir miyim: Hangi beyinle? Bir robotla mı karşı karşıyayız? Yoksa belli çevreler tarafından seçilmiş sıradan bir çocukla mı? Normal bir çocuğun bu şekilde hayatının baharını hiçe sayarak çalışması mümkün müdür? Peki yüzbinlerce kişinin hayal kırıklığı yaşadığı bir sınavda en ufak bir gerilim bile yaşamaması? Bu şekilde bir sistemle ülkenin yetenekli ve idealist yüzbinlerce gencini hayata küstürdükleri ve böyle zavallı çocukları makineleştirerek geleceğin önemli adamları diye yutturdukları için, bu sistemi kuranlar da, uygulayanlar da bu ülkeye ihanetin en büyüğünü yapmaktadırlar. Ve yapmaya da devam edeceklerdir.