kulpa

Dün gece yaşanmış bir tevafuk..

Gündüz ders çalışırken Sahra odaya girdi ve sana süprizim var eren abii dedi. Bana bu kulpta asılı olan çiçeği verdi, sarıldı vs. Ve Sahra ile orda bulunan Leyla ile Mecnun kitabından tamamen bağımsız olarak çiçeği kulpa astık. Gece ders çalışırken bir anda farkettim ki kitap kapağındaki çiçek ile kulpta asılı olan bizzat aynı sayılır. Yaprakları yok sadece ve geceye doğru bir yorgunluk çökmüş üzerine. Bir an irkildim tabii o an şaşkınlıkla. Güzel şeyler bunlar.

“ İşte her şeyi örten gece insana kalbini açıyor.” diyor kitapta. Sanırım gecenin kalbini açma şekliydi bu.

“Geceyi aşığa sığınak ve azab kuyusu yapan Allah'a şükürler olsun”

Aşağıdaki yedi şart yerine getirilmediği taktirde “La İlahe İllallah” kelimesi söyleyen kişiye fayda vermez.

1. İlim:

“La İlahe İllallah” ın manasını bilmektir. Bu kelimenin başlangıcı nefiy, devamı ise tasdiktir. ‘La ilahe’ nefiy, ‘illa’ istisna edatı, ‘illallah’ ise istisna edatıyla beraber ispattır. Bu söz, Allah’ın (c.c.) dışındaki bütün ilahları ortadan kaldırmaktadır.

Bu kelimeyi manasını bilmeden söylemek, kişiye fayda vermez. Çünkü bu kimse bu kelimenin neye delalet ettiğini bilip buna inanamaz. Bunun durumu yabancı bir dili konuşup bir şey anlamayan kimse gibidir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Bil ki Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur.” (Muhammed: 47/19)


“Ancak bilerek hak için şehadette bulunanlar bundan müstesnadır.” (Zuhruf: 43/86)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“Kim ‘La ilahe illallah’ın manasını bilerek ölürse Cennete girer.” (Müslim, İman: 10.)

“La İlahe İllallah” ın manası; ‘Allah’tan başka kendisine kulluk edilecek hiç kimse yok’ demektir.

İbadet; Allah’ın (c.c.) sevdiği ve razı olduğu bütün gizli ve açık ameller ve sözlerdir.

2. Yakin:

“La İlahe İllallah” ın kemalidir. Yakin, şevk ve şüpheyi giderir.

Allah(c.c.) şöyle buyuruyor:

“Müminler ancak, Allah’a ve Rasûlü’ne iman edip, sonra da imanlarında şüpheye düşmeden Allah yolunda malları ve canları ile cihad eden kimselerdir. İşte sadıklar onlardır.” (Hucurat: 49/15)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah’a şehadet ederim, Allah’ın huzuruna bu ikisinde şek etmeden çıkan kimse Cennete girer.” (Müslim, İman: 10.)

3. İhlas:

Şirki reddetmektir.

Allah(c.c.) şöyle buyuruyor:

“Halis din ancak Allah’ındır.”(Zümer: 39/3)

“Onlar dini Allah’a halis kılarak ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar.”(Beyyine: 98/5)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“Kıyamet Günü insanlar arasında benim şefaatime erecek olan en mutlu kişi, kalbinden ihlaslı bir şekilde ‘La ilahe illallah’ diyendir.” (Buhari, İlim: 33, Rikak: 51, Ahmed: 1/173-174.)

4. Sıdk:

Nifağa engeldir. Münafıklar dilleriyle hakkı söylemekte, fakat kalben inkar etmektedirler.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Allah İbadette sadıkları bilecek, yalancıları da bilecektir.” (Ankebut: 29/3)

“Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar sadıklardır.” (Zümer: 39/33)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna kalbi ile tasdik ederek ölürse,Cennete girer.”(Ahmed b. Hanbel, Müsned.)

5. Muhabbet:

Bu kelime münafıkların yaptıklarının aksine Allah’ı (c.c.) ve Allah’ın sevdiklerini sevmektir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a eşler tutar, onları Allah’ı sevdikleri gibi severler. İman edenler ise en çok Allah’ı severler.” (Bakara: 2/165)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Üç haslet vardır ki, kimde bulunursa, imanın tadını almıştır .Allah ve Rasulünü herkesten daha çok sevmek, kişiyi ancak Allah için sevmek. Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten, Cehennem ateşine atılacakmış gibi korkmak.” (Buhari, İman: 8, 13; Müslim, İman: 67; Tirmizi, İman: 10; Nesai, İman: 3; İbni Mace, Fiten: 23.)

6. Bu kelimenin gerekleriyle amel etmek:

Bunlar, Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak amacıyla, ihlasla yapılan amellerdir. Bu davranış, tam bir teslimiyetin gereğidir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun.” (Zümer: 39/54)

“Kim ihsan sahibi olarak özünü Allah’a teslim ederse, o kopmayan bir kulpa (La İlahe İllallah’a) yapışmıştır.” (Lokman: 31/22)

7. İnkarı Yok Edici Kabul:

Allah’ın (c.c.) emirlerine bağlılık göstermek, emrettiklerini yaparak yasakladıklarından kaçınmak.

Tattoo Gerçekliği

Bir sanat dalı olan dövme (tattoo) hayatın kendisi kadar gerçektir. Onu taşıyan kişiyle birlikte kaybolur. Mapara resimleri, heykeller ve mimari eserlerin hepsi uzun bir ömüre sahiptir ve yok olmuş uygarlıkların kültürlerini yansıtırlar. Dövmeyi simgeleyen işaretler, seramik figürlerdeki işlemeler, tahtaya oyulmuş delikler hikayeyi anlatırlar. Dövme sanatı da genel olarak sanatla ilgili bir hikayeyi anlatır. Bu işaretlerin sağladığı kanıtlar çoğunlukla reddedildi ya da yanlış anlaşıldı ta ki dövme (tattoo) sanatının varlığı insan kalıntılarının ve mumyaların keşfedilmesiyle ya da Heredotus, Marco Polo ve tabi ki James Cook gibi tarihçilerin ve araştırmacıların raporlarıyla doğrulanana kadar.

Dövmeler, ilgi, hayret, hayranlık ve saygıdan, korku - tiksintiye kadar çeşitli tepkiler uyandırırlar. Şaşkınlığa ya da kızgınlığa maruz kalırlar ve onları taşıyanlar istek veya korku uyandırarak değerlendirilir ya da yargılanırlar. Dövme her zaman için bir arkadaşın ya da bir düşmanın zihninde, bilinçli ya da bilinçsiz olarak ilgili kişinin eğitimli, cömert veya kapalı fikirli ve dar görüşlü olup olmadığıyla ilgili olumlu ya da olumsuz sorular uyandırır. Bu sorular, genellikle teknikle değil, dövme (tattoo)nin anlamıyla hizmet ettiği amaçla ve konunun çoğunlukla yanlış ya da eksik ifade edilen bu en önemli yönüyle ilgilidirler. Kabul edilmelidir ki, dünyanın uzak köşelerinde yaşayan ilkel insanların dövme (tattoo)lerinin tarihi üzerinde önemli etnografik çalışmalar vardır. fakat dövme (tattoo) dünyası bütünüyle keşfedilmiş değildir. Bu tabi ki onun karmaşıklığı ve dövme (tattoo) yapımının değişik nedenlerle dünyanın her yerinde, her devrinde yapılmış ve hala yapılıyor olmasına bağlıdır. Darwin “dünya üzerinde bilinmeyen fenomen yoktur” diye yazmıştır.

Pigmentlerin deri altına işlendiği teknikte tarih boyunca büyük bir değişiklik meydana gelmemiştir. Fakat gelişmelere ve yaratıcılığın derecesine bağlı olarak nitelik açısından büyük farklılıklar meydana gelmiştir. Bu bir yanda dövme (tattoo) aletinin kullanımının kolaylığına diğer yandan da estetik kaygılara bağlıdır; dövme (tattoo) ince, siyah ve düzgün çizgilerle muntazam bir biçimde çizilmelidir. Bir de doğru miktarda pigmentin uygulanması; fazla derin olmayan, yara izi bırakmayan, kaslara zarar vermeyen, damarları koparmayan ve kemikleri çizmeyen işçilik yönü vardır. Uygulamaları arasında yanaklara piercing yapmak bazen Maori yüz dövme (tattoo)leri için kullanılan bir teknik olan ilkel toplumlar bile şaşırtıcı dövme (tattoo) teknikleri geliştirmişlerdir.

Örneğin Eskimolarda ya da doğru terimi kullanmak gerekirse İnuitler'de, renkli iğneler bir iğne yardımıyla cildin altından geçirilir ve dövme (tattoo) dikilerek yapılır. Deriye gerçekçi bir şeklin çizilmesine yönelik bir çalışma yapılmamıştır. Tasarımlar, uyumlu bir bütün oluşturmak için bir araya getirilen kesik ve sürekli çizgilerle ve çarpılarla sınırlıydı. Böylelikle bir koldan dizden iki kalçaya oradan da kasığa hatta bazen de belirli çizgilerle işlenen yüze kadar bütün bu bölgeye uygulanır.

Diğer teknikler söz konusu olduğunda, vücut bir takım ufak kesiklerle bölgelere ayrılır. Bu bölgeler sonra kertenkele gibi figürlerle ya da elmaslar, daireler ve yıldızlar gibi basit şekillerle doldurulur. Bir diğer az bilinen teknik ise çizgilerin ve kıvrımların keskin bir taşla çizilmesidir. Taylandlılar, Kamboçyalılar ve Burmalılar gibi bazı insanlar keskin uçlu uzun bir aletle cildi noktalayarak işlerler. Uzun çizgilere, kıvrımlara ve diğer bazı şekillerin yapılmasına olanak sağlayan bu teknik eski zamanlarda Avrupalılar tarafından kullanılmıştır ve hala da Kuzey Amerikalı Kızılderililer tarafından kullanılmaktadır. Ancak bu teknik geniş gölgelemelere ve koyuluklara izin vermiyordu. Bu tabi ki Hindiçin genelinde rastladığımız dövme (tattoo)yle yazı yazmaya çok müsaittir. Orada insanlar, bir dizi iğnenin, fildişi parçalarının ya da sivriltilmiş kemiklerin, bir sopanın ucuna sabitlenerek bir tırmık oluşturduğu, tarama ya da kazıma tekniği olarak da bilinen bir teknik kullanıyorlar. Dövmeyi yaparken sanatçı bir eliyle keskiyi tutar ve diğer elinde tuttuğu bir tür çekiçle keskinin tepesine ardı ardına vuruşlar yapar. Böylelikle asistanlar tarafından sıkıca çekilen sivri uçlar derinin içine sürülürler. Bu işlem, bir profesyonelin elinde oldukça çabuk ve muntazam bir biçimde yapılır. Keskiyle yapılan beş altı santimetreye kadar olan geniş alanlar ve uzun siyah çizgiler, çizgilerin ve siyah alanların kusursuz ve eşit genişlikte olduğu Samoa gibi yerlerde oldukça yaygındır. Törpülenmiş ya da bilenmiş küçük aletler kullanılarak narin çizgilerden oluşturulan modeller Yeni Zelanda yerlilerinin yüz dövme (tattoo)leri moko ile tam olarak aynı şekilde sadece birkaç milimetre uzağa yerleştirilirler.

Bir başka karmaşık el tekniği ise Japon metodudur. Bu metotla dövme (tattoo)ciler belirli bir modelin oluşturulması için iğnelerle birleştirilen bir dizi değişik sopa kullanırlar. Detaylar için en fazla 3 iğneye ihtiyaç duyarlar, ancak diğer taraftan ince ve kalın çizgiler daha fazla gerektirir, renkli ve siyah alanlarda büyük miktarda iğne gerektiriler. Bokashi tekniği olarak bilinen durumda, 27 iğne, siyahtan, siyahtan renksize doğru yumuşak bir geçişle dünyanın en güzel gölgeleri oluşturulabilir. Fakat elektrikli dövme (tattoo) makinesinin icadıyla birlikte Japon el tekniği şu an sadece dövme (tattoo) sanatçılar ve mahkumlar tarafından kullanılmaktadır.

İlk kez 1891 yılında Samuel Reilly tarafından patenti alınan elektrikli dövme (tattoo) makinesi o tarihten itibaren oldukça yaygınlaştı. Toptan üretilen ve büyük miktarlarda satılan dövme (tattoo) gereçlerini ve makinelerini tedarik eden birçok firma var. Bir elektromagnetik ve zemberekten meydana gelen işletim mekanizması icadından beri 100 yılı aşkın bir süredir değişmeden günümüze gelmiştir. Dikey hareketle çekiçleme aletlerinin yanı sıra dönen makinalar da vardır. Dönen makinelerde elektromotora bağlı bir cüzenteker vardır ve dairesel hareketler bir şaft aracılığıyla dikey hareketlere çevrilir. Bunun başlıca avantajı ses yapmamasıdır fakat bunun haricinde elektromagnetik makine çok daha üstündür. Dönen mekanizmadan oluşan makineler sadece amatörler ve bir kasetçaların, elektrikli bir tıraş makinesi ya da elektrikli bir diş fırçasının motor olarak kullanılabildiği cezaevlerinde kullanılır. Yine de sonuçlar çoğu kez şaşırtıcı oranda iyidirler.

Her iki makinede de iğne bir kulpa monte edilmiştir; profesyoneller onları lehimler, amatörler ise bağlar zamklar ya da tutkalla; iğen, iğnenin şekline göre sivriltilmiş ya da düzleştirilmiş borumsu bir kulpun içinde olan bir kanalın arasına doğru hareket eder. Profesyonel kullanımda bu kulp cerrahi çelikten bir boruyla ayrılmıştır, öte yandan amatör bunun aksine tükenmez kalemlere, hartuç sandığına, samana ya bükülmüş kaşığa, hamurla diş macunuyla, çikletle katranla ya da erimiş plastikten tutturulan ya da bakır telle veya bantla birleştirilmiş, tahtadan, plastikten ya da aluminyumdan yapılmış I şeklindeki tutacaklara başvurur. Pigmentler, kurumda yanık yemişlerden, reçineden, yakılmış insan, hayvan, bitki ve diğer organik maddelereden elde edilir ve alkol, su, idrar, tükürük, kan, sperm, ya da bitki özleriyle seyreltilir.

Dövmeler bir zaferi ya da yenilgiyi simgeleyebilir, neşenin ve hüznün göstergesi olarak bir törenin ya da bir ayinin parçası olarak şarkı ve dans eşliğinde uygulanabilirler. Aynı bir safhası dövme (tattoo)nin zamanını belirleyebilir, özel bir yıldız takımının ya da bir mevsimin belirleyeceği gibi. Bazı insanlar belirli görüşler, tabular, yeminler ya da emir nedeniyle dövme (tattoo) yaptırırlar. Dövme yaptırma kararı gönüllü, temkinli ve iyi düşünülmüş olmalıdır. Fakat birilerine zorlanmış da olabilir ya da neşeli bir durumda anlık bir kararla yaptırılabilir. Kişinin zihni karışık olabilir, kendi davranışlarından sorumlu olmayabilir, alkolün ya da bazı ilaçların tesirinde olabilir. Bazen dövme (tattoo) geleneksel dini bir takım geçmişe sahip olabilir, bazen de şehvetin, sadizmin, işkencenin ya da batıl inancın sonucu olabilir. Dövme yaptırmanın, Christopher Scott'un ilgi çekici kitabı “Skin Deep Art, Sex and Symbols” da çoğunu açıkladığı inanılmaz çeşitlilikte nedenleri vardır ve bunların bazılarını burada tekrar ele alacağım.

Scott'un değindiği birinci tür dövme (tattoo), vücut boyamadan gelmiş olması muhtemel olan avlanmada kamuflaj amaçlı olanıdır. Ancak bunun somut örneklerini görmüş değilim. Belgelenmiş olanlar av ganimetlerini ya da başarılı bir avı betimleyen dövme (tattoo)lerdir. Diğerleriyse avlanılan hayvanı teskin eden, onun affını hatta onayını isteme amaçlıdır. Avın insan olduğu, yamyamların ve kafa avcılarının avlanmalar da dövme (tattoo) şeklide gösterilmiştirdir mesela boynu vurulmuş bir düşman gibi. Borneo yerlerinde mahkum edilmiş çocuklar için semboller vardır; esir etme, kaçırma ve köle etme tek bir göğüs dövme (tattoo)sinde gururla anlatılır. Kurbanlar için felaketin derecesi, çocuk taşımak için göğse yerleştirilen bir tür geleneksel şalla ifade edilir.

Diğer bir dövme (tattoo) türü dini temellidir; insanlar cennette bir yer garantilemek dövme (tattoo) yoluyla Tanrıya ve dünyaya bağlılıklarını göstermek isterler. Naga kadınlarında kişinin evli olduğu ve cennette kocasını beklemesine izin verildiği kanıtını sağlar. Dövmeler burada bir tür pasaport, çeşitli ilahi sahalara giriş bileti fonksiyonunu görüyor. Bu açıdan dövme (tattoo)lerin ne kadar önemli olduğu, cesetlere bile dövme (tattoo) yapıldığı gerçeğiyle ortaya çıkıyor.

Hindistan'da ve Tibet'te dövme (tattoo)ler ergenlik çağı ve hamilelik gibi hayatın zor dönemlerinden geçerken yardım sağlıyorlar ve aynı zamanda hastalığı ve kederi atlatmaya yardımcı oluyorlar. Sonuncusu yani keder kişinin kendisini dövme (tattoo)cinin iğnesine bırakma isteğinin özellikle sık rastlanan bir başlangıcıdır. Fiziksel acı yoluyla zihinsel acıyı bastırma girişimi kötürümlüğe, yanıklara ve bir uzvun kesilmesine kadar varabilir. (birkaç örnek verilmesi gerekirse; parmaklar ezilmiş ya da kesilmiştir, saçlar yolunmuş, derinin tabakası kazınmıştır, ön dişleri kırılmıştır ve yüz yanıkları sıcak taslarla yapılmıştır) İnsan merhumu bu yolla anarlar ya da onları dövme (tattoo)lenmiş bir hatırası ile onurlandırırlarr. Havai'de insanlar, acılarına dil üzerine bir dizi noktadan ve çizgiden oluşan özel yas dövme (tattoo)leriyle tanıklık ediyorlar ki bunlar hiç de acısız değiller.

Bat Dünyasında da “ölüm sembolü” ve “hatırasına” dövme (tattoo)leri oldukça yaygındır. Bir babanın, annenin, kardeşin, sevilen ya da hayran olunan bir kimsenin anısına bir dövme (tattoo) yoluyla canlı tutulur mesela merhumun adının yazılı olduğu güller, haçlar ve bayraklar buna birer örnektir.

Ya da bir diğer alternatif ise gerçekçe bir portre ya da üzerindeki kafatası şekli bulunan bir mezar taşı. Bu davranışlar kederle uzlaşma girişimlerini gösterir. Kişi bir insanın kaybıyla sınırlı değildir; sevilen bir hayvan da bu şekilde anılabilir.

Hamilelik, ergenlik ve hatta orta yaş krizleri durumunda da dövme (tattoo) tamamıyla farklı bir rol oynar. Gençler yetişkin dünyasına ilk adımlarını atarlar ve cesaretlerini, bağımsızlıklarını ve maceracı ruhlarını simgeleyen dövme (tattoo)ler seçerler. Hayran oldukları bir gruba ya da alt kültürlere dahil olurlar ve nişanlarının derilerine işlenmesine izin verirler. Onların karşıtları, orta yaş krizlerinin kurbanları, bir gençlik cüretinin pençesine düşerler ve dövme (tattoo)lerini, bağımsızlıklarını, isyanlarını ve bireyselliklerini kanıtlamak için kullanırlar.

 

An Interview with the Former Weekly World News Editor Who Created Bat Boy 

Every supermarket checkout stand in America is boring and prosaic these days. Sure, there’s plenty of news about Lindsay Lohan and Brangelina, but in the 80s and 90s there was an outlet for ridiculous, made-up stories called Weekly World News. Early on, its headlines were just fake enough to not be considered fraud, but just true enough to grab your attention.

They often relied on existing myths and conspiracies, like the lumberjack who kept Bigfoot as a love slave. Sometimes they would co-opt religious imagery, as when a giant Jesus went all Godzilla on the UN. But nothing had the staying power of Bat Boy.

External image

Bat Boy was easily the paper’s greatest contribution to pop culture. According to a Washington Post article titled "All the News That Seemed Unfit to Print,“ the writer Bob Lind was inspired to write the headline "Bat Child Found in Cave” when he saw an image that artist Dick Kulpa had created almost by accident. But the Post didn’t talk to Kulpa about what was in his head when he accidentally birthed part of America’s cultural imagination. So I did.

I wanted to know why he inserted this ghoul into the nightmares of every American who shopped for groceries in the late 20th century. Instead of a feisty old retired yellow journalist, he turned out to be a friendly cartoonist who still occasionally puts Bat Boy into his work. He did have some choice words for The Onion, though.

VICE: Hi, Dick. How did you get a job at Weekly World News?
Dick Kulpa: I started out as a freelance illustrator working long distance from Akron, Illinois, and I produced drawings for these guys. Nine artists were in contention for this, and they all fell by the wayside. I did something like 85 drawings over the course of a year, many of them with under 24 hours notice. When they discovered I could write headlines, I was invited to try out for the staff, and I did, and within two days I was hired full-time. 

What were your contributions, other than Bat Boy?
My natural capabilities are in story editing and editorial. I used that throughout my life as my tool to express myself. But there’s a difference between artists and editorial artists. I used to rewrite scripts sent to me by comics magazines years ago, and it was something because I had to pop up the punch lines, etc, and make it so a reader, when they read it, gets a payoff. That was my calling, basically. I could come up with all sorts of story ideas of this nature, and did. That was my value. Those people on that staff were top-notch people.

Continue