kulak yok

sevgili günlük

Bugün sabah erkenden çarşıya indim. Önce mezarcıya gittim. Benimle konuşunca bi fiyat arttırdı bi yön değiştirdi ki sorma. Dedim bunlarla konuşmak için gerçekten kadın olmamak lazım. Sonra Nurten geldi. Çocuklara 23 Nisan elbiseleri seçip ayırttık. Hafta sonu gidip alacaklarını  umuyorum.

Bu hafta içi okulun bahçesine çam ağacı dikmek için öğretmenler de dahil olmak üzere para toplamıştık. Okula ilk gittiğimizde derse başlamadan ağaçları diktik.

Gün içinde derslere devam ettik. Ceyda bakkaldan ne almışsa bilmiyorum, içinde kırmızı tüylü bir toka çıkmış. “Öretmenim sen takar mısın bugünlük” dedi. Taktım, hatta bir de fotoğrafımı çekmek istedim. Tam kamerayı kendime çevirdim ki bir de ne göreyim üstüme doğru koşuyorlar. Fotoğrafı şöyle bırakıyorum. Yalnız bana tokayı hediye eden Ceydacığım bu fotoğrafın çekildiği an maalesef yere düşmüş, ve kalkmaya çalışmadan pozumu vereyim demiş. :)


Bugün Abdullah gelmemişti. Çocukların kitap okuma dersinde pencereye yöneldim. Bir baktım Abdullah. Korkulukların üzerinde öylece bakıyor. Beni görünce güldü. Üstü başı çamur içindeydi. Önlüğü falan yoktu. 

“Abdullah neden okula gelmiyorsun?”

“Öretmenim malların önündeydim.”

“Tamam hadi gel içeri gel, sınıfta otur.”

“Yok öretmenim.”

“Gel birlikte kitap okuyalım.”

“Yok öretmenim. Abimden kaçtım geldim. İzin vermiyordu bana vurdu zor kaçtım.”

“Ben dövecem senin o abini.”

“Döv. Adı Adem.”

İçeri girdim. Bir süre sonra dışardan “Öretmeniiimm” diye bağırdı. Pencereye çıktım. 

“Öretmenim bi tane kitap atsana şurda kendime okuyayım.” dedi.

Karagöz İle Hacivatı attım pencereden. “Teneffüste yanına geleceğim, bana da oku.” dedim. “Tamam” dedi.

Bir süre sonra tekrar bir ses geldi: “Öretmeniimm.” Pencereye çıktım.

“Sınıfa gelsem oluur?”

“Gel tabi.”

Geldi, kitap okuduk. Konuştuk da biraz.

“Neden okula gelmiyorsun?”

“Malların önüne gidiyorum abimle. Kaçtım okula geldim”

“Senin abin büyük değil mi?”

“He.”

“E sen niye gidiyorsun. Yoksa korkuyor mu, sen ona göz kulak mı oluyorsun?”

Güldü.

“Yok. Mallar çoktur. Tam iki bin tane.”

“Vay Abdullah yoksa sen zengin misen?”

Daha çok güldü. :)

“Annen ne diyor? Okula gelmeni istiyor mu?”

“Annem diyor okula gitsin. Ama abim benim yolumu kesiyor. Diyor illa mallara geleceksin.”

Tenefüs oldu. Son bir ders kalmıştı. Abdullah’ın okul çantası bendeydi. Bir ara çantasını okula bırakıp gitmiş. Almaya gelmişlerdi ben de vermemiştim. Öğretmenler odasına geldi. “Öretmenim çantamı verir misin?” dedi. Dedim “Gidecek misin, kalacak mısın?” Dedi “Kalacağım.” Onun sözüne gerçekten güveniyorum. Verdim çantayı. Son derse bi girdim üzerinde önlük. Bu nerden çıktı dedim, “Çantamın içine atmıştım öretmenim” dedi.


Sonra ona bugün okulda çekindiğimiz fotoğrafları gösterdim. Hepsine koca koca gülümsedi. Yukarıda ikinci koyduğum resme geldiğimizde “Abdullah en güzel kız kim?” dedim. “Sensin.” dedi. “Başka?” “Başka yok tek sen güzelsin.” Bu ondan aldığım ilk iltifat. 

Yarın okula geleceğine dair söz vermedi. Malların önüne gidebilirim dedi. Ama ilk dersler güzel bir etkinlik yaptıracağım için elinden geleni yapacak sanırım gelmek için. :)