kubbs

2

Adı Şaban Türkoğlu.
Şanlıurfa Viranşehir'de yaşıyor.
Mesleği kamyon şoförlüğü.
Kendisine ait olan kamyonuyla yurt içi ve yurt dışı çalışıyor.
Son yaptığı işten sonra geçtiğimiz ay hasta olan bir yakınını bir haftalığına Şanlıurfa şehir merkezindeki hastaneye götürüyor ve arabasını evinin önüne park ediyor.
Bir hafta sonra dönüyor.
Yeni işe çıkmak için arabasına bindiğinde bir güvercinin kamyonla kasası arasına yuva yapmış olduğunu görüyor.
Üstelikte güvercin yumurtlamış.
İşe çıkmaktan vazgeçiyor Şaban kaptan.
Tam 18 gündür yavruların doğmasını bekliyor.
Yavrular doğmadan asla kamyonu hareket ettirmeyeceğini söylüyor.
5-6 milyar zararı olduğunu söyleyenlere de;
-Allah başka bir taraftan verir inşaallah.
diye cevap veriyor.

Allah Şaban kaptandan razı olsun.

Çökmüyorsa gök kubbe başımıza, Şaban kaptan gibilerinin yüzü suyu hürmetinedir.

Sarılınca senin gök mavine

Ela olur benim dünya sevgim

Leylaklar kıskanır seni

Mavileşir benim dünyam

Ancak salıncaklar kurulunca

Nur yağar kubbelerden çocuklara

Ulu çınarlar dağıtır telveni

Rengin ne güzel sevgi olur senin

Akarım o an ırmak ırmak ben sana

Kalır ve yerim sayarım seni

Tadın karışır taşınmışlığıma

Aşık oluruz ve bugün yemyeşil olur

Şarkılar susar da ilahiler biz oluruz.

(Meral Meri)

“İSTANBUL'DAN MEDİNE'YE TREN YOLUNU SÜNNETE   GÖRE YAPTIRAN SULTAN; ABDÜLHAMİD HÂN" 

II. Abdülhamid Hân, Peygamber âşığı müʼminlerin, O Âlemler Sultânıʼnın nurlu eşiğine yüz sürerek muhabbetlerini arz edebilmelerini kolaylaştırmak için İstanbul’dan Medîne-i Münevvere’ye uzanan bir tren yolu yaptırmıştır.

İSTASYONLAR PEYGAMBERİMİZİN KONAKLADIĞI YERLERE YAPILDI

Öyle ki tren yolunun istasyonlarını da sünnet-i seniyyeye uygun olması için Peygamber Efendimiz’in seferlerinde konakladığı yerlere inşâ ettirmiştir.

Ayrıca Medîne Tren İstasyonuʼnu Nebiyy-i Muhterem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in rûhâniyetini rahatsız etmemek düşüncesiyle Kubbe-i Hadrâ’dan yaklaşık 2 km. uzağa yaptırmış ve Medîne içerisinde bulunan bütün raylar, -üzerinden vagonlar geçtikçe gürültü çıkarmasınlar diye- keçe ile kaplatmıştır.

KEÇE İLE DÖŞENEN RAYLAR GÜLSUYU İLE YIKANIR

Keçe ile döşenen bu raylar da, Allah Rasûlü’ne duyulan hürmet ve muhabbet dolayısıyla günün belli saatlerinde gülsuyu ile yıkanmıştır.

Osmanlı’nın bu mukaddes beldelere yaptığı her hizmet, Şâir Nâbî’nin;

Sakın terk-i edebden kûy-i Mahbûb-i Hüdâ’dır bu;
Nazargâh-ı ilâhîdir, makâm-ı Mustafâ’dır bu!..

“Cenâb-ı Hakk’ın nazargâhı ve O’nun Sevgili Rasûlü Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in makâmı ve beldesi olan bu yerde edebe riâyetsizlikten sakın!..”

İkâzıyla başlayan na’tinde dâvet ettiği edep, hürmet, muhabbet ve hassâsiyetin âdeta müşahhas birer ifâdesi mâhiyetinde gerçekleşmiştir.

Velhâsıl ecdâdımız, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i kalplerinde öyle müstesnâ bir yere koymuşlardır ki, günlük hayatlarından, yazdıkları na’tlere kadar her sahada O’nun adını zikretmeyi ve şefâatini dilemeyi bir düstûr hâline getirmişlerdir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş / Şebnem Dergisi, Sayı: 74

youtube

Benden size şarkı tavsiyesi..

DİNLEYİN PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ :)

“Hani benim hayallerim nerde
Kaybolur gök kubbe düşlerde
Ararken seni her gecemde
Buz mavi suratlar vardı”