kubbs

instagram

Cast of Skam playing games

Yeşil Kubbe üzerinde minik Kubbe’nin hikmeti?

Peygamber Efendimiz s.a.s. Efendimizin kabr-i saadetlerinin bulunduğu kısmın üzerine ilk kubbeyi Memlük Sultanı Kalavun yaptırmıştır. Emir büyük yerden gelince kubbe inşâsı için vira bismillah denilmiş. Lakin ferasetli ecdadımız, Nebiler Nebisi’nin kabr-i şerifinin üzerinde bu kubbeyi nasıl inşâ edeceklerini günlerce düşünmüşler. “Biz nasıl olur da Efendimiz s.a.s.’in üzerinde çalışabiliriz; bu çalışmamız Ona s.a.s. ve halifelerine karşı saygısızlık olur” diyerek, düşünmüş, düşünmüşlerdir. Nihayet aralarında anlaşarak, “madem bu kubbe illa ki inşâ edilecek, o zaman her bir inşaat malzemesinin adını değiştirerek kubbeyi inşâ edene dek, tek bir dünya kelamı konuşmamaya yemin edelim demişlerdir. Çivinin adı: Allah-u Ekber, çekicin adı: Sübhanallah, tahtanın adı: Sallallahu ala seyyidina Muhammed, çamurun, liflerin her birinin adını Allah’a ve Peygamberine ait övgü sözleri ile eşleştirmişlerdir.

Bu ne güzel bir incelik, zarifliktir; Ya Rabbim!

Hicrî 9. asrın sonlarına doğru ise Sultan Kayıtbay, yıpranan Kubbeyi inşâ ettirmek istemiş. Bu kez bir ferasetli düşünce de Kayıtbay Sultanımızdan gelmiş ve Peygamber Efendimiz s.a.s.’in kabr-i şerifi ile sema arasındaki bağı kubbeyle kesmemek adına, kabr-i saadetlerinin üzerine minik bir kubbe daha yaptırmıştır. Bu kubbe oldukça büyük genişliktedir ve güvercinlerin girmemesi için çok ince bir telle kapatılmıştır. Bu açıklığın sayesinde Efendimiz s.a.s.’in kabr-i şerifine; kara gecenin yıldız ve dolunay ışığı, bereketiyle yağan yağmurun damlaları, kavurucu güneşin sıcaklığı ve hasretle esip savrulan rüzgârın esintileri ve seher vaktinin melekleri girip Efendimiz s.a.s.’e ulaşmaktadır. Şimdilerde ise sık sık Medine-i Münevvere’nin ikindi yağmurları Hücre-i Saadet’i şenlendirmektedir. Beyaz mermerler üzerinde ayaklarınızın yanıp, başınızın ıslanabilmesi duası ile…

gün batmadan konuşulması gereken şeyler- iki

Zihnim bir sarmaşık gibi sardıkça ruhumu, gösterdiğim tüm çaba nafile. Düşünemiyorum. Uyuyamıyorum. Mesafeler böldükçe geceyi ortadan ikiye, ne gündüze varabiliyor bedenim ne de gecede soluklanabiliyor. Eski bir ayin hatırlatıyor kendini. Söz verdim dönemem geri vahşetimden. Tapınaklarda yanacağım bir pagan rüyasında gördüm bunu. Küllerimi dağıtacaklar. Hiçbir deniz kabul etmeyecek varoluşumu, bilhassa yokoluşumu. Hatırlanmayacak sözlerim ve titremesi ellerimin. Lüzumu yok elbette, yıkılacaksa bu gök kubbe, gelecekse sonu silik düşlerimin; doğacağım yeniden ve hatırlatacağım elbette, biliniyor ki,, dağ dağ kere ve elbette sarışın bir kedi suretiyle.

youtube

Çok yorgunum 
Beni bekleme kaptan 
Çok yorgunum 
Beni bekleme kaptan 
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman 
Beni o limana çıkaramazsın 
Çınarlı kubbeli mavi bir liman 
Beni o limana çıkaramazsın 
Çok yorgunum 
Beni bekleme kaptan

İyi dinlemeler…

— Bir defasında ben yazarken yanımda oturmak istediğini yazmıştın bana; ama düşünsene, o zaman yazamazdım. Çünkü yazmak, kendini soruna değin açmak demektir. Bu yüzden de insan yazarken ne denli yalnız kalsa, yine az gelir; bu yüzden insan yazarken çevresi ne denli sessiz olursa olsun, yine de yeterli bulmaz bu kadarını; gece yeterince gece değildir. Bu yüzden zaman bir türlü yetmez; çünkü gidilecek yollar uzundur ve insan kolaylıkla yolunu şaşırabilir. Çoğu kez benim için en uygun yaşama biçiminin, geniş ve kilitli bir bodrumun en dibindeki bir odada, kağıt, kalem ve lambayla kalmak olduğunu düşünmüşümdür. Yemeğimi getirsinler, odamın çok uzağına, bodrumun en dıştaki kapısının ardına bıraksınlar. Üstümde sabahlıkla bodrumun bütün kubbeli bölümlerinden geçerek yemeğimi almaya gidişim, yaptığım tek gezinti olsun. Sonra masamın başına döneyim, ağır ağır, düşünerek yemeği yiyip hemen yeniden yazmaya başlayayım.

Franz Kafka

Yarabbi! Sen Türk Ordusunu muzaffer et... Türklüğün ve Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme Rabbim, Yunanlıların kazandığını gösterme bana! Onlar kazanacaksa, şu gök kubbe benim başıma yıkılsın daha iyi! Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
youtube

Elena Ledda - Pesa

Bir erkeğe yazılmış güzel aşk şarkılarından bir demet gül kurusu Elena ve Pesa..

Çeviri:
Ben senin elbisenim
Cildini benimkine giydir…

Daha ne kadar ağlayacaksın?
Altından da olsa gözyaşların
Bu seni kral yapmaz.

Zevki yaşamak…
Seni iyileştirebilecek tek tedavidir.
Bu aşka gel,
Hiç olmazsa bu geceliğine…
Bu gözlerin içine bak,
Kaderine…

Sen sürekli giden
Lakin hiç durmayan adamlardansın
Bir rüzgarın çivileri adımlarına mıhlanmış…
Bu aşka gel, hiç olmazsa bu geceliğine…
Bu gözlerin içine bak , kaderine…

Mağrib’in oğulları İspanya’nın vadisinden içlerine çeker havayı…
En güzel peri bile kapında köle olur…
Ve bir şarkı söyle benim için sigarayla demlendirdiğin nefesinle…
Ellerini ellerimde gezdir. Bırak şarkı söylesinler…
Kuş burnu, sesleri ve renkleri çizer ellere ve ayaklara…


Hiç bir şeyi es geçmeyen korkular, yüreğimde deliler gibi dolanır.
Kalk ve yüreğimi dinle, kesme onun sözünü…

O atıyor,çünkü artık kıpırdamıyor zaman. Tutku dudaklarından gelen güneştir…
Biz ise müzik üstatlarının yüce sesiyiz…
Yatak çarşaflarının yukarısında…
Endülüs’ün kokuları…
Kınalı saçlar…
Ve Afrika’nin gözleri…
Gecenin karanlığında gök kubbe gibi parılda…
Öp beni..
Sabah geliyor ve aşk gidiyor…


Mağrib’in oğulları İspanya’nın vadisinden içlerine çeker havayı…
En güzel peri bile kapında köle olur…
Ve bir şarkı söyle benim için sigarayla demlendirdiğin nefesinle…
Ellerini ellerimde gezdir. Bırak sarkı söylesinler…
Kuş burnu, sesleri ve renkleri çizer ellere ve ayaklara…

Timur'un Şam Hatırası:

Timur, şam seferi sırasında bir mezarlığa denk gelir. Sahabe ve evliyaların sıradan ve basit motifler ile yapılmış mezarlarını gördükten sonra, biraz ileride gösterişli ve kubbeli bir mezarın Hz Hüseyin'i Kerbelada öldüren Yezid'in mezarı olduğunu öğrenir. Çok fazla hiddetlenir ve “Sahabelerin mezarlarına kulübeler kondurmuş, Peygamber efendimizin torununu öldüren bir kafire saray gibi mezar yapmışsınız” diyerek Yezid'in mezarını yıktırır ve toprağını kızıldenize döktürür.
Yıkım işlemi bittikten sonra ise yanında bulunan bir alime şöyle der: “Ey ilminden sual olunmaz efendi, benim böyle yoldan çıkmış bir şehre ne yaptırmamı beklersin? Asırlar sonra beni burada bu yaptığımla hatırlasınlar. İlerki nesillerden Kimler ki bu harabe yığınını görürse "Bunu Timur yaptı” desinler.“

Yaşayayım orada yaradanımla, tanrımla
Ve uyuyayım çocukluğumun tatlı uykusuyla,
Rahatsız etmeden, edilmeden uzandığım yerde,
Altımda yeşil çimen – üzerimde gök kubbe.
—  John Clare