kramp

Söylesenize
Soluğu üşürmü hiç insanın?
Sözcüklere 
kramp girer mi?

Mevsim giysisini çıkartığıda mı sonbahar olur.

yoksa Çocuklar büyüdüğünde mi , acının üfleyemeyle geçmeyeceğini
öğrenir.

Söylesenize
Soluğu üşürmü hiç insanın?
Sözcüklere kramp girer mi?
Mevsim giysisini çıkardığıda mı sonbahar olur.
Çocuklar büyüdüğünde mi , acının
Üfleyemeyle geçmeyeceğini öğrenir

Denizin ortasında ayağına kramp girmesi gibi,asansör halatlarının kopması gibi,beklenmedik anda gelen acı telefonlar gibi,beni sokağın ortasında bırakman gibi,aniden gelişen her şeyi sikeyim.

Yanlışlıkla aynı hızda çıkılan merdivenlerden, yanlışlıkla mideye giren kramp. Yanlışlıkla rastladığın birinden yanlışlıkla hediye bir acı. Bizim adımız yanlışsa biz diye bir şey var. Ne olur yapma böyle.

Most of the Arabic films in the list don’t have any subtitles, unfortunately. All are on youtube :-) 

jeg savner det allerede så fucking meget at mine lunger svier og mit hjerte går i krampe

at stå op med uglet hår, trætte øjne og dårlig ånde, blive mødt af kærlighed fra de første sekunder af morgenstunden og ikke være et sekund i tvivl om, at det vil vare ved til solen går ned igen

at sidde til timer som slet ikke er lige så slemme som de normale strenge folkeskoletimer, for selv ikke andengradsligninger og berettermodeller er lige så slemme, når det er folk man elsker man skal løse problemstillingerne med

at spise varm middagsmad, grine, hoste og række ind over, begejstret stille sig op ved “alle rejser sig” og vælte ned på halebenet igen når man hverken kommer fra sjælland, har orange hår eller kan citere alle herman bangs værker

at rende ind til en, to, tre værelseskammerater som hader og elsker en i modgang og medgang, som er vænnet til og har accepteret alle de ting, man ellers aldrig har turde vise andre end den nærmeste familie

at bo side om side med folk som elsker en lige så højt som en nybagt hønemor, og som har gennemgået syv vilde år på under 365 dage

at grine, græde, synge, skrige og juble og mærke det fællesskab man før kun har turdet have urealistiske drømme om

fucking fuck

2

Erken uyanıyorsun mutlu sanıyorlar

Sanıyordum ki erken uyandigim zaman daha mutlu olucam,geç kalkmak da bünyeme zarar veriyor,bayaa uzun bir zamandır benim için erken denilecek saatte kendiligimden uyanıyorum..Uyanıyorum ama insanın plan programı olmadan sabahlara uyanması biraz sıkıntılı,çünkü genelde “ben ne yapıyorum?niye uyanıyorum'la geçiyor hele bir de kötü bir rüya gördüysem ki bu gece ben bir tane değil sürekli kötü rüyalar gördüm daha çok korkuyla,gergin ve sıçrayarak uyandım..

Hal böyle olunca kendimi balkona attım,binlerce kere şükürler olsun ki,dünün o karanlık boğucu yağmurlu havası gitmiş ve güneş yüzünü göstermiş,(Mayıs 24 hava daha yeni yaza doğru gibi)
En iyisi biraz Güneş'te oturmalı malum kramp girmelerimin müsebbibi de; D vitamini eksikliği,mutfaktan biraz su alıp bir yeşil elma ki daha sağlıklı,yoksa annemin muhtelif zaten sunu da yapmıyorsun olur tabi'lerini daha fazla duyuyorum,en azından böyle olunca geçen yapmıştım diyorum😄, kitabı acip biraz okumaya karar verdim..Ama önce içimi dökmeliydim,boşaltıp öyle devam etmeli..
Mutlu değilim ama çok şükür…

Türkçe Rock playlist sözüm vardı...

Yavuz Çetin - Cherokee

Yavuz Çetin - Yaşamak İstemem

Pentagram - Tigris & Bir

Pentagram - Lions in a Cage

Pentagram - Gündüz Gece

Gür Akad - Sonsuza

Ogün Sanlısoy - İyiler Siyah Giyer

Mavi Sakal - İki Yol

Mavi Sakal - Başladım Yürümeye

Kramp - Tek Başına

Barış Manço - Little Darlin’ (We’ll Be Kissing)

Bunalımlar - Taş Var Köpek Yok

Kurban - Sarı Çizmeli Mehmet Ağa

Kurban - Yalan

3 Hürel - Sevenler Ağlarmış

Deniz Yılmaz - Yak

Less - Alkolik Kuşlar

Athena - Skalonga

Cemiyette Pişiyorum - Bazen Canım Çok Sıkılır

Grizu - Bütün Bunlar Düş

Peyk - Piç

Multitap (Ali) - Full Depo

MFÖ - Sude

“ Birilerini hep boş zamanlarda özlediğini anlar insan. Çünkü boş insanlar, boş zamanlarda hatırlanır. “  diye bir söz okumuştum. Ben seni kalabalıkta özlüyorum. Böyle biden geliyorsun aklıma sonra kramp giriyor kalbime . Etrafımda insanların olduğunu unutuyorum. Kalabalıkta yalnızlaşarak seviyorum seni. Aklıma geldiğinde bile kalbimin ritmi bozuluyor. Bir kaç saniye gülümsüyorum, daha sonra doluyor gözlerim… 

Many characteristics once believed to reflect innate talent are actually the result of intense practice for a minimum of ten years.
— 

K. Anders Ericsson, Ralf T. Krampe, and Clemens Tesch-Römer (1993)

“We view elite performance as the product of a decade or more of maximal efforts to improve performance in a domain through an optimal distribution of deliberate practice. This view provides us with unique insights into the potential for and limits to modifying the human body and mind. Many anatomical characteristics, traditionally believed to be fixed, can adapt and change in response to intense practice sustained for years. Substantial change and learning can occur even during childhood, when some changes, such as in certain perceptual-motor abilities, might be even easier to attain than during adulthood. Untrained adults can overcome limits on speed and processing capacity by acquiring new cognitive skills that circumvent these limits by qualitatively different processes.” (400)

A few things you can take away from this:

  1. It’s never too late to start.
  2. The people you view as talented are working hard to get better. They are developing, like you. Their place and their speed are immaterial; you are following your own trajectory, utterly unique to you.
  3. While genetics and environment do have their role to play, what you can achieve is shaped by what you believe you can achieve.

ben çok dua ezberledim,
kramp gibi aklıma giren düşüncelerden kurtarsın diye beni;
yüzüme sürdüğüm her amin, akıtsın diye tüm cerahatimi:
ki elim perde, ki elim keşke, ki elim kir, ki elim kil benim
ki elim kül, ki elim küf, ki elim kın, ki elim kin benim
kahretsin! şifa değildi hiçbir dua, tenin kadar senin.

VAKİT ÜZÜLME VAKTİ

Muhtemeldir ki kuvvetle bir Çinliye benzemenin
Avantaj yaratacağı durumlar olur evrenin bir yerlerinde
Ruhumu düz bir Çinliyle takas etmek istiyorum
Üstüme Holosko artı bir miktar para verip
Sonra sessizce sızsam Çin'in orta kesimlerine

Yanlış bir ata oynarsan üzülürsün atla beraber
Onu bilekten vuran kramp seni kalbinden vurur
Bunlar hep çok beklemekten gitseydik vakit varken
Hipodroma meze olmaz kayboluverirdik hücceten!

Yazık ki her şey için geç vakit üzülme vakti
Gel şimdi benle beraber sararan çimlere üzül
Üzül buruşturulan kuponlara ve mutsuz tribünlere
Üzül ve sor gelirken
Ortasından patlatılmış bir çocuğun
Parçaları devletin neresine girer?