kitab

كتاب الأدب
Good Manners and Form
— 

Narrated Anas bin Malik:
The Prophet (ﷺ) said, “Make things easy for the people, and do not make it difficult for them, and make them calm (with glad tidings) and do not repulse (them ).  Sahih al-Bukhari 6125

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا، وَسَكِّنُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا ‏"‏‏.

The companion (Angel) on the left lifts his pen for six hours for the Muslim slave that errs or sins. If this slave repents and seeks Allah’s forgiveness for that error or sin, the Angel does not record it. And if the slave does not ask Allah for forgiveness, the Angel records it once.
—  The Prophet ﷺ through Abu Umamah. Collected by At-Tabarani in Kabir (7667), Abu Na’eem in Hilya (6/124), Al-Bayhaqi in Shu’ib (6788). Shaykh Al-Albaani graded it (Hasan) in his Saheehah (1209)].
Maktub, particípio passado do verbo Kitab. É a expressão característica do fatalismo muçulmano. Maktub significa “estava escrito” ou melhor, “tinha que acontecer”. Essa expressiva palavra dita nos momentos de dor ou angustia, não é um brado de revolta contra o destino, mas sim, a reafirmação do espírito plenamente resignado diante dos desígnios da vida.
10
  • “Sevgiden usanmaya hazır birine sakın güvenme; gönlünü onunla uğraştırma; tatlı umutlarla bir gün vefalı bir dost olur diye gönlünü oyalama." 
  • "Emirler ve yasaklar ne kadar yerinde,  ne kadar güzel! ”
  • “Kim Râbbini tanırsa, O’nun rızasının ve öfkesinin ölçüsünü iyi bilirse, geçici zevkler ve fani arzular gözünde bir hiç kalır." 
  • "Ey sen, oyun oynayan, her şeyi şakaya alan! Zamanın sana karşı ne kadar sert ve acımasız olduğunu görmüyormusun? Korkmuyor musun zamanın belalarından?”
  • “Ebedi âlem durup dururken fani âlemi seçme! İnsanın ne denli akıllı olduğunun kanıtı yaptığı seçimdir.”
  • “Yazık bize, vay halimize! Alevleri her yandan yükselen, kıvılcımları her yana saçılan ateşten kendimizi kurtaramıyoruz. Niçin ama niçin bırakmıyoruz bu câhilliği?”

Tavku'l-Hamâme fi'l-ülfe ve'l-ullâf / Güvercin Gerdanlığı  
Sevgiye ve Sevenlare Dair… / İBN HAZM