kepsut

5

Güzel bir günün akşamından iyakşamlar sayın seyirciler.

Selamun aleykum.

Yine erken kalkmanın bereketini yaşadığım bir gündeyiz. Biz bugün Çınaraltı'na gittik kahvaltıya. Deniz, sohbet, börekler, çaylar derken sabahımız şenlendi. Kızlar börekleri almaya gidince ben de bir ayndan masamızı sahiplendim, bir yandan da güzeller güzeli bir kitaba başladım.

Hasan Aycın okumalarıma kaldığım yerden devam etme kararı aldım, hatta eskiden okuduklarımı tekrarlama Bu sebepten akşam çantama Müşahedat'ı koydum. Ben okurken bizimkiler geliverdi, yarım kaldı. Aklımın bir tarafı kitapta. Otobüste oturamadığımdan ablamlara giderken de okuyamadım. Üstelik kitabın daha başında anne ocağının toprağından bahseden bir cümleyle karşılaşmak da var işin ucunda. Bkz. ilk cümle. Bahsedilen köy annemin memleketi olan ve Balıkesir'in en bilinmeyen ilçesi olan Kepsut'un bir köyü. Fakat ne utanç vericidir ki ben o köyün İmam Birgivi'nin köyü olduğunu yeni öğreniyorum. Kepsut'a gidince ilk iş gitmeli.

Neyse, dönüş yolunda elime aldım, su gibi gitti cümleler. Yol yetmedi. İndim işlerimi çabucak halledip yeniden döndüm kitaba. Bitirdiğimde çayımdan son yudumumu alıyordum. İki güzel aynı anda bitti, çifte burukluk. 

Teyzemi aradım, Bektaşlar'ı sordum, bize 5-6 kilometreymiş. Gelince götürürsün dedim. Tamam dedi. O biliyormuş İmam Birgivi'nin oralı olduğunu. Kızdım neden söylemedin diye. Bir ara köy isimlerini araştırıyordum, İsaalan var mesela Hz. İsa'nın orada yaşadığı veya oraya nüzul edeceğine dair rivayetlerden almış adını. Teyzem de takıldı, hayret Esalan'dan ona sıra gelmemiş diye :) 

Hasan Aycın'ın köyünden de eskiden büyükteyzemlere giderken geçiyormuşuz. Görsen hatırlarsın dedi teyzem. Nasip olsa da Balıkesir'e gidince Hasan Aycın'ı da ziyaret etsem.

Velhasıl hamdolsun.

Şükredecek çok nimet var.

Vesselam. 

dipnot: Kepsut geçen bütün cümleleri ayırdım. Memleket hissiyatım pek yoktur ama nedense kendimi Erzurum'dan ziyade Kepsutlu hissederdim çocukken. Ol sebepten bu hal galiba. :)

Balıkesir'in Kepsut ilçesinde 20 yıl önce başlatılan iftar geleneği devam ediyor

Balıkesir’in Kepsut ilçesinde 20 yıl önce başlatılan iftar geleneği devam ediyor

Belediye ekipleri yaşlı ve muhtaç vatandaşların evlerine kadar sıcak yemek servisi yapıyor.

Belediye ekipleri yaşlı ve muhtaç vatandaşların evlerine kadar sıcak yemek servisi yapıyor.

Kepsut Belediye Başkanı İsmail Cankul,İftar yemeğinin ilk günü Düğün salonuna gelerek kendi elleriyle iftarını açmaya gelen vatandaşlara çorba servisi yaptı.Onlarla birlikte iftar açarak vatandaşlarla tek tek…

View On WordPress

İnsanlar arasında söz taşımak
Balıkesir erenlerinden İnan Bey “rahmetullahi aleyh” var.
“Ayni Ali” diye tanınıyor halk arasında.

Balıkesir’in Kepsut kazası, Tekke-Işıklar köyündedir nurlu kabri.

Bir gün, dergahında sohbet ederken cemaattan biri;
- Hocam, insanlar arasında söz taşımak çok günahtır, değil mi? diye sordu bu zata.

Büyük Velî cevabında;
- Tabii günahtır, buyurdu. Ama unutmayın, bize, bir müminden söz getiren olursa, yapacağımız beş şey var.

Merak ettiler:
- Onlar nedir efendim?

- Önce o söze inanmayacağız, ikincisi, “Sus!” deyip konuşturmayacağız o kimseyi. Böyle yapana “yüz şehit sevabı” verilir.

- Üçüncüsü ne efendim?
- Üçüncüsü, o söz taşıyan kimseyi sevmeyeceğiz ve bu yaptığının fena bir şey olduğunu söyleyeceğiz kendisine.

Sordular:
- Dördüncüsü hocam?

- Dördüncüsü, o kimseye su-i zan etmeyeceğiz. “Acaba doğru mu?” diye tecessüs göstermeyeceğiz.

- Ya beşincisi efendim?
- Beşincisi, biz de söz taşımayacağız.

Şu insanları anlamıyorum

Bir gün de, sevdiği bir talebesini ziyarete gitti mübarek zat.
Talebe, hocasını kapıda görünce sevinçten ne diyeceğini bilemedi.

- Buyurun efendim. Şeref verdiniz, dedi.
İçeri geçtiler.

Büyük veli, sohbet esnasında;
- Şu insanları anlayamıyorum, buyurdu. İşlerini İslamiyet’e göre değil, insanlara göre ayarlıyor, kullara göre şekilleniyorlar.

Ve daha açıkladı:
- Halbuki Müslüman, insanları memnun etmeyi değil, Allahü teâlâyı memnun etmeyi düşünür evvela. “İnsanlar ne der?” hesabı yapmaz. “Rabbim ne der?” diye içi titrer bilakis.

Sonra döndü o gence.
- Sana, iyiliklerden en güzel iki tanesini söyleyeyim mi evladım?
- Lütfedersiniz efendim.

- Birincisi, Allahü teâlâya dosdoğru bir iman, ikincisi ise Onun kullarına iyilik etmektir.

Ve sordu yine:
- Kötülüklerden en kötü iki tanesini de söyleyeyim mi?
- Çok sevinirim efendim.

- Birisi Allahü teâlâya şirk koşmaktır.

Delikanlı atıldı hemen:
- Öbürü de insanları incitmektir herhalde.
- İyi bildin. Allah’ın kullarına eziyet etmektir.
Gönül Sultanları
selamlarımla